Günün Ayet ve Hadisi

GÜNÜN AYET VE HADİSİ

Günün Ayet ve Hadisi

CÜZ: 10

AYET

“Ey iman edenler! Eğer iman yerine küfrü tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi sığınılacak bir can dost olarak görmeyin! İçinizden kim onları sığınılacak bir dost olarak görürse, işte onlar zalimlerin ta kendileridirler.

De ki: “Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler sizlere,

Allah'tan, O'nun Rasulü’nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli geliyorsa, artık Allah'ın (azap) emri gelinceye kadar bekleyin! Şüphe yok ki Allah, günaha batmış bir topluluğu asla doğru yola erdirmez.”(Tevbe: 9/23-24)

Hadis-i Şerif

“Ramazan ayının ilk gecesi olduğu zaman şeytanlar ile cinlerin azgınları zincire vurulur, cehennem kapıları kapatılır, onlardan hiçbiri açılmaz. Cennet kapıları açılır ve onlardan hiçbiri kapanmaz. Bir münadi şöyle seslenir:

“Ey hayırlı işler yapmak isteyen kimse! Bu isteğini yerine getir, hayırlı işleri yap!

Ey kötü işler yapmak isteyen insan! Bu isteğinden vazgeç!

Allah Ramazan ayında birçok insanı cehennemden azat eder. Bu durum Ramazanın her gecesinde devam eder.” (Tirmizi, savm, 1)

Bunları biliyor muydunuz?

“Bir erkeğin, oruçlu iken cima etmeksizin eşini öpmesi, onunla oynaşması ve ona sarılması gibi davranışlarının hepsi câizdir ve bunda bir sakınca yoktur. Çünkü Peygamber (sav) oruçlu iken eşini öper ve eşine sarılırdı.

Fakat bir erkek, şehveti hemen gelen birisi olduğu için Allah Teâlâ'nın kendisine haram kıldığı cimaya düşmekten endişe ediyorsa, böyle yapması (eşini öpmesi ve ona sarılması) kendisine mekruhtur.

Eğer böyle yapar da kendisinden meni gelirse, o günün orucunu tamamlaması ve daha sonra da o günü kaza etmesi gerekir. İlim ehlinin çoğunluğuna göre kendisine kefaret gerekmez.

Meziye gelince, âlimlerin iki görüşünden en doğru olanına göre mezi çıkması orucu bozmaz. Çünkü aslolan; orucun temiz olması ve bozulmamasıdır. Ayrıca bundan (mezinin çıkmasından) sakınmak, zor ve meşakkatlidir. Başarı, Allah Teâlâ'dandır." (İbn-i Baz Fetvâları"; c: 4, s: 202)

11 CÜZ

AYET

“İnsanoğlunun başına bir sıkıntı gelecek olsa, o sıkıntıdan kurtarmamız için yatarken, otururken, ayaktayken yalvarır durur. Ama Biz sıkıntıyı üstünden kaldırdığımız zaman, sanki kendisine dokunan sıkıntının kaldırılması için bize hiç yalvarmamış gibi çeker gider (bizi unutur), nankörce davranışlara devam eder.

(Haddi aşıp) değere dönüşebilecek tüm imkânlarını boşa harcayan (nankörlere) yaptıkları, (işte) böylesine cazip görünür.”(Yunus: 10/12)

(Söyleyin!) Binasını (inancını) ihlas ve sağlam bir tevhid temeli ve yalnız Allah rızasını kazanmak üzere kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasını yıkılmak üzere olan bir uçurumun kenarına (hayatını temeli batıl olan bir inanç üzerine) kurup da onunla birlikte cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi?

Allah zulmü içselleştiren bir toplumu asla doğru yola yöneltmez.”(Tevbe: 9/109)

Hadis-i Şerif

“Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak teravih namazını kılarsa geçmiş günahları affolunur.”(Buhari, Salatüt teravih, 1; Müslim)

Biliyor muydunuz?

Teravih namazının ortaya çıkışı şöyle olmuştur: Hz. Ayşe validemiz teravih namazıyla ilgili şunları söylemiştir:

Hz. Peygamber (sav) bir Ramazan gecesinde mescide giderek teravih namazı kıldı, sahabe arkasında toplanıp ona uydu. İkinci ve üçüncü gece cemaat sayısı öylesine arttı ki, dördüncü gece teravih namazını kılmak üzere gelen cemaati cami almadı.

İlk üç gece gelip teravih namazı kıldıran Hz. Peygamber dördüncü gece namaz kıldırmaya gelmedi. Sabahleyin gelmeme sebebini şöyle açıkladı:

“Gece namazı (teravih namazı) size farz olur da bundan aciz olursunuz diye korktuğum için kıldırmadım.”

Ondan sonra herkes tek başına kıldı. Hz. Ömer zamanında cemaatin dağınıklığını önlemek üzere başlarına bir imam tayin edilerek 20 rekât olarak kılınmaya başladı.

Hz. Ömer cemaatle kılınan teravihi görünce: “Ne güzel bir sünnet oldu” demiştir.

Güncelleme Tarihi: 06 Haziran 2017, 10:37
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER