Ümitsizliği hep birlikte kovalım!

Ümitsizliğin her iyiliğe engel olduğu kabul gören bir gerçektir.

Ülkemizin ve İslam aleminin huzur ve mutluluğa kavuşmasının önündeki engellerden biri de yine ümitsizliğin içimizde yer bulup yuva kurmuş olmasıdır. Bu sebeple ümitsizliği yerimizden ve yurdumuzda kovup, ümitvar olmak durumundayız.

İstanbul’da düzenlenen “Uluslararası Minber-i Aksa 3. İmamlar, Hatipler ve Davetçiler Kongresi”nde de bu konu gündeme gelmiş ve ümitsizliğin içimizde hayat bulmasıyla bizim ‘ölü gibi’ oluşumuza dikkat çekilmiş.

Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, kongrede yaptığı konuşmada, Mescid-i Aksa ve Kudüs sorununun, vicdani ve somut pratiklere ulaşmak için sürekli gündeme getirilmesi gerektiğine işaret etmiş. Görmez, İslam dünyasını kaplayan umutsuzluğun bir an önce ortadan kaldırılması gerektiğinin altını çizerek şu tespiti de yapmış: “Filistin davası gibi tüm ümmeti ilgilendiren konularda Müslümanlara umutsuzluk aşılanıyor. Biz alimler, İslam dünyasında sadece ilmi sorunlarla karşı karşıya değiliz sadece bunlarla ilgilenemeyiz.” (AA, 19 Mart 2022)

Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali Muhyiddin el-Karadaği de “Siyonistlerin ve sömürgecilerim planları hep umudumuzu kırmak üzere kurulu. Onlar her zaman umudumuzu öldürmek, katletmek ve bize umutsuzluk zerk etmek istiyorlar. Maalesef bugün ümmetin hissettiği başat his de bu. Hükümetlerimizi bu ülke ile normalleşmeye iten ana neden de bu” demiş.

Karadaği, İslam dünyasının eğitim, bilim ve teknolojide hızlı bir şekilde güçlenmesi gerektiğini ve güçlü bir medyaya ihtiyaç olduğunu da söylemiş.

Cezayir Müslüman Alimler Cemiyeti Başkanı Abdurrezzak Kassum ise şöyle demiş: “Filistin davasını konuşmanın yanı sıra hayata geçirilecek pratik ve somut adımları da konuşmak zorundayız. Filistin’e Mescid-i Aksa ve Kudüs’e yönelik ortak beraberlikler ortaya koymak zorundayız.”

Konuşmaların ve ortaya konulan tekliflerin ortak noktası, ümitsizliğe giden yolların kapatılması gerektiği noktasında birleşiyor. Uluslar arası ifsat şebekelerinin maksadının İslam ülkeleri arasındaki muhabbeti kırmak ve ümitsizliği yaymak olduğu belli. Bu tuzak tespit edildiğine göre, ümitsizliğin çevremizden kovulması için birlikte çalışılması gerekir. Madem ümitsizlik her türlü iyiliğin önünü kesen bir engeldir, o halde her türlü gayreti sarf etmek en başta İslam aleminin öncülerinin vazifesidir.

Madem Bediüzzaman, “Evet, ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılâbı içinde, en yüksek gür sada İslâmın sadası olacaktır!” demiş; o halde bu müjdenin tahakkuk edeceğini bilerek çalışmak icap eder vesselam.

YORUM EKLE