RAMAZAN GÜNLÜĞÜ (“Zekâtı verilmeyen mal ateştir.”)

“Onların mallarından bir zekât al ki, bununla onları (cimrilik ve bencillikten) temizlemiş, kötülüklerden arındırıvermiş ve mallarını bereketlendirmiş olursun.”(Tövbe: 9/103)

RAMAZAN GÜNLÜĞÜ (“Zekâtı verilmeyen mal ateştir.”)

“Onların mallarından bir zekât al ki, bununla onları (cimrilik ve bencillikten) temizlemiş, kötülüklerden arındırıvermiş ve mallarını bereketlendirmiş olursun.”(Tövbe: 9/103)

“Allah Teâlâ kime mal verir de o kişi zekâtını ödemezse; kıyamet günü, zekâtı verilemeyen mal, sahibi için çok zehirli bir yılan suretine çevrilir…

Sonra yılan ağzıyla sahibinin çenesini iki taraftan yakalar ve sonra der ki:

'Ben senin malınım, zekâtını vermediğin malınım.'”

(Buhari, Zekât, 3)

Soru:

Eşimin kendisine ait 100 gr. altını var. Ziynet olarak değil de “birikim amacıyla edinmiş.” Benim ise bir birikimim yok. Onun zekâtını kim verecek? Ben mi vereceğim yoksa eşim mi?

Cevap:

İslâm’da karı koca olsalar bile mal edinme veya harcama konusunda “Mülkiyet ayrılığı” vardır. Bu sebeple nisap miktarı malı veya parası bulunan kimse zekâtını kendisi vermelidir. Eşiniz zekâtını kendisi vermelidir.

Soru:

Ailede gelirler ve giderler ortak. Kazancımız ortak. Eşimin 100 gr altını benim de (yani aile olarak aldığımız ev) dolayısıyla bu yıl ödenecek 30.000 tl borcum var. Zekât hesaplaması nasıl yapacağız?

Cevap:

Burada bir gelir-gider ortaklığı mevzu bahistir. Gelirler ve giderler aynı kesede toplanıp aynı keseden harcama yapılıyor. Karı kocanın ortaklığı gibi düşünelim. Eğer alınan ev de her ikisinin ise ailenin borcu var olan birikimden düşülüp nisap miktarı kalıyorsa zekâtı verilir.

Soru:

On sekiz yaşını doldurmuş çocuğumuzun nisap miktarı üzerinde birikimi var. Ama anne babasıyla oturuyor. Zekâtını verecek mi verecekse kim verecek?

Cevap:

Oğlunuz borçlarını düştükten sonra, elindeki malın ya da paranın üzerinden bir yıl geçince zekâtını kendisi vermelidir.

Soru:

Zekâtımızı Müslüman olmayan fakirlere verebilir miyiz? Müslüman olmayan ihtiyaç sahibi bir komşumuz var ona verebilir miyiz?

Cevap:

Zekât Müslüman fakirin hakkıdır. Gayri Müslime zekât verilemez. Müslüman olmayan kimse eğer fakir ise “Fıtır sadakanızı yanı fitrenizi ve sadakalarınızı” verebilirsiniz.

Güncelleme Tarihi: 13 Mayıs 2020, 09:02
YORUM EKLE
YORUMLAR
SELİM
SELİM - 2 yıl Önce

Allah razı olsun hocam

genç
genç - 2 yıl Önce

İTTİFAK NEDİR HOCAM

Yusuf KAMBUR
Yusuf KAMBUR @genç - 2 yıl Önce

“Dinî bir terim olarak itikâf, akıl sağlığı yerinde ve ergenlik çağına gelmiş bir Müslümanın beş vakit namaz kılınan bir mescitte ibadet/Allah’a yakınlık elde etme niyetiyle bir süre durması demektir.
Hz. Peygamber'in (s.a.s.) ramazanda ve özellikle bu ayın son on gününde itikâfta bulunduğunu bildiren birçok hadis-i şerif vardır (Buhârî, İtikâf, 1
İtikâfa giren kimse, camide yer, içer, uyur ve ihtiyacı olan şeyleri mümkün olduğu takdirde camide tedarik eder. Tuvalete gitmek, abdest almak ve gerekli olduğunda gusletmek gibi tabiî ihtiyaçları için ise camiden dışarı çıkabilir.
En az miktarı bir gün en çoğu on gündür. Kadınlar ise kendi evlerinde bir yer belirleyerek itikaf yaparlar. (Geniş bilgi için TDVİA, İtikaf md)

Yusuf KAMBUR
Yusuf KAMBUR @genç - 2 yıl Önce

Bir konuda İslam alimlerinin büyük çoğunluğu fikir birliği içindeyse buna da İCMA denir

Yusuf KAMBUR
Yusuf KAMBUR @genç - 2 yıl Önce

Ne demek istediğinizi anlayamadım ama İttifak: Bir konuda, ortak bir gâyede anlaşma; fikir birliği etme, uyuşma, bağdaşma. Birleşme, birlik. Söz birliği. Karara varma anlamlarına gelmektedir. (İslam ve ihsan)

..
.. - 2 yıl Önce

HOCAM RAMAZANIN SON 10 GÜNÜNDE YAPILAN İTTİKAF OLACAK YANLIŞ YAZDIM.
PEYGAMBERİMİZ YAPIYORMUŞ

Hilal
Hilal - 2 yıl Önce

Namazdan sonra çektiğimiz tesbihte neden 33 kere okuyoruz hocam. Bunun fazileti nedir?

Yusuf KAMBUR
Yusuf KAMBUR @Hilal - 2 yıl Önce

Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki,
“Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz; meğerki sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar.
Her namazdan sonra 33 kere ‘SübhânAllah’, 33 kere ‘Elhamdülillah’, 33 kere ‘Allahü ekber’ derseniz, tamamı 99 eder; yüzün tamamında da ‘Lâilâhe illallâh vahdehûlâ şerîke leh, lehü’l- mülkü velehü’l- hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa bağışlanır.” (Müslim, Mesacid, 146)

SIRADAKİ HABER