Nice işler hayallerle gerçekleşir

Walter Ellas Disney kısa adı ile Walt Disney; 1901–1966 yılları arasında yaşamış, ABD’li yapımcı, yönetmen, senarist, seslendirmen ve animatör ama biz onu kurduğu Walt Disney şirketi ile tanıyoruz. Kurduğu şirket, şu an yıllık 30 milyar dolar geliri olan bir medya devi haline geldi.

Nice işler hayallerle gerçekleşir


Walter Ellas Disney kısa adı ile Walt Disney; 1901–1966 yılları arasında yaşamış, ABD’li yapımcı, yönetmen, senarist, seslendirmen ve animatör ama biz onu kurduğu Walt Disney şirketi ile tanıyoruz. Kurduğu şirket, şu an yıllık 30 milyar dolar geliri olan bir medya devi haline geldi.

Walt Disney şirketini üç katlı bir binada kurmuş. Bu binanın üçüncü katında hayalciler, ikinci katında gerçekçiler birinci katında ise uygulayıcılar varmış. Hayalciler üçüncü katta uçabilecekleri kadar uçarlar en akla gelmez hayalleri yazıp ikinci kattaki gerçekçilere gönderirlermiş. Gerçekçiler projeyi inceler, bazen hayalcilere tekrar incelemeleri için geri gönderir, bazen de hayalcilerle birlikte oturup tartışırlarmış. Mutabakata varıldıktan sonra gerçekçiler projeyi uygulayıcılara götürürmüş. Uygulayıcılar; projeye ne kadar bütçe aktarılacak, kaç kişi çalışacak, kimlerden yardım alınacak, sponsorlar olacak mı? vb. şeyleri dikkate alarak inceler, muhalefet ettikleri konuları tekrar gerçekçilere gönderirlermiş. Hiç bir zaman uygulayıcılar ile hayalciler toplantı yapmazlarmış. Uygulayıcılar sadece gerçekçilerle toplantı yaparlar, mutabakata varıldıktan sonra proje uygulamaya geçermiş…

Bu yazdıklarımı gerçek bir yaşamdan aldığımı söylemeden sadece fikir bazında başarılı olmak için bunlar da yapılabilir diye öneri babından yazsaydım, eminim (içinde sizin de bulunduğunuz) okuyanların büyük çoğunluğu beni hayalperest olmakla, ütopyayla… itham edeceklerdi.

Oysa nice büyük buluş ve fikirler bir hayalle başlamadı mı? Nice yapılamaz, imkânsız denilen şeyler önceleri sadece bir ütopya değil miydi?

Şimdi kendi hayalinizi düşünün, kırkından sonra hafız mı olmak istiyorsunuz? Küçük şirketinizi Türkiye’nin en büyük şirketleri arasına mı dâhil etmek istiyorsunuz? Harika bir kitap mı yazmak istiyorsunuz? Yaşınızın ilerlemesine rağmen bir enstrüman çalmayı mı öğrenmek istiyorsunuz? Sınıfın en çalışkanı mı olmak istiyorsunuz? Nedir hayaliniz, beklentiniz, ütopyanız? İşte o hayallerinize her hangi bir sınır koymadan önce onları tespit edin. Sonra onları gerçekleştirebilmeniz için hangi donelere, hangi argümanlara sahip olmanız gerekli onları tespit edin. Sonrasında ise o yetileri elde etmeye, yani bedel ödemeye hazırlanın ve nihayet uygulama safhasına geçin…

Hayallerinizi gerçekleştirme yolunda önünüze çıkabilecek en büyük engelin size en çok destek vermek isteyen ve sizi en çok sevenlerden gelebileceğini de aklınızın bir kenarına yazmayı unutmayın. Onlar aslında size engel olmak için değil sizi koruma adına bunu yapmaya çalışacaklardır. Bu yolda da özellikle anne ve babanızdan en çok duyacağınız cümle TRT’de yayınlanan Seksenler dizisindeki Fehmi’nin (dizideki baba rolünü oynayan sanatçı) ağzına pelesenk yaptığı şu cümle olacaktır: “İcat çıkarma, icat çıkarma…”
Thomsan Reuters verilerine göre dünyada bu zamana kadar patent almak için yapılan müracaat sayısı 86 milyon. Bunun sadece 12 bini Türkiye’den yapılmış ve bununda yaklaşık yarısı patent alabilmiş. İyi ama dünya ölçeği ile kıyaslandığında neden patent için yapılan müracaat sayısı ülkemizde bu kadar az dersiniz?

Bu sorunun cevabı elbette multifaktöryel ve multidisipliner araştırılması ve cevaplanması gereken bir konu ama kullanılan dilin ve inanç yapısının insanın bir şeyi başarmasında ne kadar etkili olduğunu ve olabileceğini yapılan onca çalışma bizlere göstermiştir.
Onun için bırakın ülke insanının, özellikle de çocuklarımızın fikri, düşünme tarzı ve hatta yaşam biçimleri bizden farklı olsun ve “icat çıkarsınlar” hem de biz büyüklerine rağmen.

Not: Aslında bu haftaki köşe yazının konusu “Yazmasam Olmaz, Yazsam… ” başlığı ile son zamanlarda ülke gündemini çok meşgul eden ve aynı kıbleye yönelen insanların birbirlerine yaptıkları haksız ithamları eleştirel bir yazı olacaktı ama her iki tarafı da eleştireceğimden dolayı üçüncü bir taraf olmama adına yazdığım yazıyı bir hafta beklettikten sonra sildim. Umarım bu kadarlık bir açıklama bile söylemek istediklerimi aktarmama vesile olmuştur…
Yard. Doç. Dr. Kenan TAŞTAN
Yeni Asya Gazetesi

Güncelleme Tarihi: 05 Ağustos 2014, 02:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER