Yaylaya yakın ama gitmiyor

Senoz Vadisi'nin Uzundere Köyünde (Peraston) oturuyor. Yani yaylaya en yakın köylerden birinde. Buna rağmen yaylayı sevmediğini söylüyor.

Yaylaya yakın ama gitmiyor
Abdullah Uzun
Abdullah Uzun
04 Kasım 2013 Pazartesi 07:35





Necati amca, Senoz Vadisi'nin Uzundere Köyünde (Peraston) oturuyor. Yani yaylaya en yakın köylerden birinde. Buna rağmen yaylayı sevmediğini söylüyor. Acaba, Fenerbahçeli olduğu için mi?


Faruk ÇAKIR

Necati amca, gurbet hayatın var mı?

Var tabi. 1958’den 1964’e kadar. Ankara’ya gittim. Ankara’da eniştem vardı, Mehmet Ali Karaloğlu. Onun yanına gitmiştim. Park Palas’a girdim, orada çalıştım. Ankara’nın en iyi otellerinden biriydi.

İlk nasıl gittin?

Köyden yaya olarak Babik’e (Çukurluhoca) kadar gittik, ordan arabayla Çayeli'ne indik.

Çalıştığın otele siyasetçiler gelir miydi?
Merhum Adnan Menderes, Ankara Palas’a çok giderdi. Özel olarak onu görmek için biz giderdik. Meclis'e gidiş gelişlerinde onu ve arkadaşlarını görürdük.

Menderes Yassıada'da yargılanırken hadiseleri nasıl takip ederdiniz?
Radyodan dinlerdik, hep yanlı yayın yaparlardı. Fakat millet kuru ekmek bulamazken, Menderes zamanında iyi şeyler oldu, adamı kıskançlıkla astılar.


Yayla işleri nasıl?
Çobanlık yapmışım, ama Yayla’yı çocukluğumdan beri sevmem. Refika babaannem vardı. Esas babaannem değildi. Babamın amcasının hanımıydı. Fakat seferberlikte kocası gitmiş şehit düşmüş, onun da adı Kemal imiş. Dedem Ankara'da medresede ders veren biriymiş.

Nasıl olmuş da sen yaylayı sevmemişsin?
Eskiden yaylalar kalabalık olurdu, ama sevmedim işte.


Fukaralık nasıldı? Köyde nasıl geçinilirdi?


Fukaralık bilhassa bizde son aşamasındaydı. Rahmetli babam amcam, halleri vakitleri çok iyi. Ankara’da Bilal dede vardı. Babamın amcası. Onlar Ankara'da soba ve boru yaptıkları bir dükkanları vardı. Babamla amcamı yanlarına götürdüler. Rahmetli ehtiyar eldi, kaldı amcamla babama dükkân. Fakat ikisi de harahuracı. Dükkânı vurdiler küle. Burada da anam perişan, hepsi de bakıma muhtaç. Bir de babaannem. Seferberliğe kocası gitti 26 yaşında. O da babamı amcamı terkedip gitmemiş, evimizde kalmış. Onu babam da ben de "ana" olarak biliyoruz. 10-15 sene burada rahmetli anam, gece kendine çalışmış, gündüz yevmiyecilik yapmış. Sabahten erken gitmiş kendi işlerini yapmış, sonra yevmiyeciliğe gitmiş. En sonunda rahmetli amcam hastalandı, geldi burada öldü. 1950 yılında da babam Ankara'dan köye geldi. Ondan sonra işler biraz düzeldi. Hiçbir şey yoktu zaten. Adamın yoksa hiçbirşey de alamazsın zaten. Gazyağı bile yoktu. Muhtarlara bir teneke gazyağı verirlerdi, o da kendi adamına göre dağıtırdı. Çok fenaydı yani. 1 köye 1 teneke gazyağı yeter mi? Fener ile buralarda mücadele vermiş gelmişiz. Hala gene birşeyler arıyoruz, yetmiyor diyoruz. Allah göstermesin 1950 öncesi dönem bir geri dönse, bu milletin yüzde 80’i ölür. Ben 1942 doğumluyum, epey yaşadım...

Sen köydeyken hiç vergi memurlarının köye geldiğine şahit oldun mu?

Hatırlıyorum tabi. Mesela bu rahmetli Ahmet dayının oküzü varmış. Yan tarafta odaları var. Öküzü vergi memurlarınrdan kaçırmak için odaya koyuyorlar. Afedersiniz, öküz de yabancı sesleri duyunca bağırmaya başlıyor. Vergi memurları da bakıyorlar ki odada oküz var. Hemen yakalayıp ceza verdiler.
Bir de Parahol'de (Yenice Köyü) bir kocakarı vardı.  Şarinçor'e kaçırmışlar seğerleri. Vergi memurları da haber almışlar, doğru Şarinçor'a gitmişler. Bu kocakari da seğerleri otlatmaktan alıp geliyor, koyecek ahere. İki üç adam, deyiler ki "Sen bu mevsimde burada ne yaparsın?" O da diyor ki, "Oğul hetlağine ne ettuklerum adamlar gelmiş. Ulerden kaçmış gelmişim buraya." Onlar da "Teyze biz kaçtığın vergi memurlarıyız. Sana hiçbir şey yapmayacağız, sen başka seğer saklayanları bize söyle yeter" diyorlar. İşler hep böyleydi o vakitler.
Bu millete biraz faydalı olanı yok ediyorlar, bu gerçek.

Ne yer ne içersin bu köyde?
Bal kaymak yerom, sabahları. O beni ayakta tutuyor. Yemek yiyemiyorum, iştahım olmuyor. Sabahtan bal yerom, ikindide yerom, bal ile kaymağı. Kendi üretimimdir bal ve kaymak. 3 ay olmam burada. Kışın 3 ay İstanbul’dayım. 9 ay da köyde yaşıyorum.

Peki, hangi takımı tutuyorsun?
Ben Fenerbahçeliyim. Biz ne kadar kötü olursak olalum Galatasaray’ı yeneriz. O bize yeter. Benim çocuklarım da hepsi Fenerbahçeli. Sadece Muhammet diye bir oğlum var, dedesi onu Beşiktaş’lı yapmıştı. Büyüdükçe hata olduğunu anladı, sonra döndü Fenerbahçe’ye… Geç de olsa anladı Fenerbahçe’liliği…


 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.