“Ne çekiyoruz eksik sözlerden!”


Abdurrahman Akın

Abdurrahman Akın

Okunma 30 Ocak 2017, 10:51

Sosyal medyanın hayatımıza girip yaygınlaşmasından sonra, özellikle edebiyat dünyasında eserler vermiş kişiler üzerinden bugünden yarına “kökleşecek” hatalar oluşmaya başladı!

Ali Rıza Bayzan dostum“ne çektik uydurma sözlerden” diye bir gönderi paylaştı bu konuya dikkat çekmek için sosyal medyada ki sayfasından. Durumu özetle şöyle ifade etti, “bazen söz, yazı ilgisine ait olmakla birlikte çarpıtma veya tahrif yapılmış haliyle paylaşılmaktadır. Her paylaşım hızla yayılıp ciddi bilgi kirliliği oluşturmaktadır.”

Bu bilgi kirliliğine son vermek mümkün değil. Eskiden insanlar kitap okur, kitabî konuşurdu!

Şimdi sosyal medya çıktı mertlik bozuldu. Ben de bu durumdan uzun zamandır şikâyetçi olduğum için ismi üzerinde en fazla bilgi kirliliği oluşturulan birkaç düşünce adamımızın “düşüncelerinin slogan” haline dönüştüğü sözlerinin metinler içinde ki yerini sizlerle paylaşarak bu konuda katkı yapma gayretinde olacağım…

Bektaş’ının içinde“…namaza yaklaşmayın “cümleciği geçen ayetin tümünü değil de sadece bu kısmını alıp onunla amel etmesi gibi, bugün sosyal medyada da aynı durum söz konusudur!Nisa Süresi 48.Ayetinde cümlenin tamamı şöyledir; “Ey iman edenler! Siz sarhoş iken –ne söyleyeceğinizi bilinceye kadar- cünüp iken de –yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın”

Metin ya da ifadenin bütününden habersiz milyonlarca insan test etmeden paylaşılan bir sözü “paylaşarak” hataya ortak olmaktadır. Ben burada yazarına ait olmayan sözlerin paylaşımına zaten girmiyorum. Onun altından kalkmak benim boyumu aşar.

Cemil Meriç’in; “İdeolojiler insanlara giydirilmiş deli gömlekleridir!” sözü üzerinden başlayalım meramımızı anlatmaya…

“… zaten bütün izmler idrakimize giydirilen deli gömlekleri değil miydi?

İdeolojiler tehlikelidir, amenna… gelişmemiş beyinler için. Ama uzak denizlere açılanlar pusuladan vaz geçemez. Kaosu kozmos yapan insan zekâsı, tecrübelerini ideolojilerde sergilemiş, tecrübelerini ve fetihlerini.  Eski toplumlar, hayatın sırlarını mıtoslarla aydınlatmış; çağdaş insanın hırsız feneri; ideoloji.

Hamlet’in meyus çığlığında alın yazımızı okur gibi oluyoruz; “yaşamak veya yok olmak.” İdeolojilere gözlerini kapamak, sürülüğe razı olmaktır…”(Cemil Meriç/ Kültürden İrfana)

Payamı Safa örneğimiz ;“Fakat dostum, insanın ruhu yazı tahtası değildir ki, üstündekileri sildikten sonra yerine yenilerini yazmak mümkün olsun.” Bana mümkün gibi görünüyor.”

“… Halim kaşlarını kaldırdı ve başını arkaya doğru salladı;

Hayır! dedi, fazla bu Nevzat. Birinci parti iyi, Selma’yı unutmaya çalışmak, iyi. Fakat intikam planı fena.

Niçin? Çünkü, Selma’yı unutmama nasıl olur.

Hayır. Selma’yı unuttuktan sonra bu planı tatbik edeceğim.

“Fakat dostum, insanın ruhu yazı tahtası değildir ki, üstündekileri sildikten sonra yerine yenilerini yazmak mümkün olsun.” Bana mümkün gibi görünüyor. Ve… mümkün de. (Payamı Safa/Selma ve Gölgesi)

Fethi Gemuhluoğlu’na kulak verelim şimdi de;“Anadolu Beylerbeyliğini bile size çok görürler.”

“… Tarihe dost değiliz. Coğrafyaya da dost değiliz. Coğrafyaya dost olmadığımızı göreceksiniz. Türkiye bir iç harbin eşiğindedir. Bir doğu-batı meselesi çıkabilir. “Anadolu Beylerbeyliğini bile size çok görürler.” Sonra, bu içinizde ki çocuklardan Batı Trakya’yı yahut Kırım’ı kurtarmalarını, ve belki orada yaşamak imkanımız olup olmadığını araştırmak gibi bir gaflete düşeriz… “ (Fethi Gemuhluoğlu/ 22 Kasım 1975 tarihinde “dostluk” üzerine irticalen yaptığı konuşma. Kitabı dostları tarafından piyasada)

Üstat Necip Fazılisebu kargaşadaen fazla istismar edilen düşünce adamlarımızdanbirisi!

“Vahidüddin olmasaydı Türk İstiklal savaşı olmayacak ve kurtuluş sağlanamayacaktı!”ifadesi sanırım istismara en fazla uğrayan sözlerden. Cümle bütününden koparılarak asıl söylenmek istenen maksadı görmemezlikten gelinerek daima suiistimal edilmiştir. Yada birilerinin işine böyle gelmektedir! Bakalım ifade ve devamı nasılmış…

“… Vahidüddin olmasaydı Türk İstiklal savaşı olmayacak ve kurtuluş sağlanamayacaktı…

Ve hükme bağlı ölçü;

“İlk defa padişah tarafından düşünülen vatan kurtarıcılığı çapında bir işin ondan sonra ki tatbikatında kazandığı başarı, muhakkak ki, o tatbikatın sahibine aittir; ve işin ilk defa padişah tarafından düşünülmüş olmak kıymeti, o işi yerine getirenlerin kıymetini kendi öz sınıfı içinde eksiltici değildir. Tarih herkesi kendi öz payı içinde göstermeyi gerektirir…” (Necip Fazıl/ Vatan dostu Sultan Vahiddüddin)

Verdiğim misallerde olduğu gibi birçok düşünce adamının, yazarın ve şairin sözleri, ya sözün kendisine ait olmadan paylaşılması ya da o sözün anlam ve maksadını yerle bir edecek eksik paylaşım yapılması kanaatimce en hafif tabirle “haddini bilmezliktir!”

Görüşmek üzere, Allah’a emanet olun…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa Aydın - 5 yıl önce
beni̇m di̇kkatimi , anadolu beylerbeyliğini bile size çok görürler.” sonra, bu içinizde ki çocuklardan batı trakyayı yahut kırımı kurtarmalarını, ve belki orada yaşamak imkanımız olup olmadığını araştırmak gibi bir gaflete düşeriz , fethi gemuhluoğlun uzak görüşlüğü çekti̇ . o günden bugünü görmüş rahmetli̇.
Avatar
Ramazan Kurt - 5 yıl önce
verdiği sözde durmak, ahdine vefa göstermek, anlaşmalarına sadık olmak, insanı insan eden en belirgin vasıflardandır...sözler de böyledir eksik yada fazla kullanılırsa sözü söyleyene vefasızlık saygısızlık olur..
Avatar
Alparslan Kara - 4 yıl önce
Kitap okumayan bir millet olduk. Sosyal medyada görülen her şey doğru yanlış bakılmadan paylaşılıyor. Bugün ki sonuç kaçınılmaz. Yarınlar daha kötü sonuçlara gebedir.