Müşterek sorumluluk duygusu”


Abdurrahman Akın

Abdurrahman Akın

Okunma 02 Mart 2015, 09:48

“Dünya yansa bir bağ otu yanmaz” atasözünde ki insan, yaşadığı cemiyetle ilgisini koparmış zararlı bir insandır bana göre!...
Tarihin süzgecinden damıtılarak dilimize pelesenk olan atasözümüz bugün ki vurdumduymazlığımızı ne kadar da güzel izah ediyor değil mi?
 
Bugün insani ilişkilerimize ve meselelerimize derman olacak reçetelerimizi hayat haline getiremiyorsak biliniz ve inanınız ki;
“Cemiyette “bir bağ otunun” derdin de olmayan insanların yüzdesinin tavan yapmış olmasındandır!”
Değil kendi derdiyle dertlenmek, cemiyet planın da sorumluluk gerektiren meselelere bile bu kadar kayıtsız kalınan bir dönem daha hatırlamıyorum desem abartmış olmam sanıyorum…
Hal bu ki; ”Müşterek sorumluluk” hissinin geliştiği cemiyetler de, sorumluluktan kaçmak şöyle dursun hiç kimse zararlı bir davranışa dahi cesaret edemez! 
Bu düstura bugün ne kadar da uzak bir cemiyetin için de yaşadığımızı idrak edebiliyor muyuz?

Ben doğrusunu isterseniz, iletişimin bu denli hayatımızın içine girdiği bir dönem de insanımızın olup bitenleri daha iyi gözlemleyip, bilgiye dayalı sorumluluk duygusunun daha gelişmesini beklerdim…
Hemen hemen her gün, dikkatli bir gözle etrafım da olup bitenleri gözlemlemeye çabalıyorum. Tespit ettiğim durum şu;        
Ülkemizde ki terör olaylarından tutun da en sıradan gördüğümüz her hangi bir toplumsal olaya uzanan geniş bir yelpaze de ki meselelerimize elle tutulur gözle görülür bir ”görüş, hissediş ve tepkiyi” birlikte veremiyoruz gerçeğiyle karşı karşıya olduğumuzdur!
 
Yalnız haksızlık etmek istemem doğrusu!
İki konu da duyarlılıklarımız her geçen gün daha kuvvetlenmek de ve kıskanılacak boyuta ulaşmaktadır… Bir tanesi futbola olan ilgimiz (spora değil sadece futbola!),diğeri ise bu akşam yada bu hafta hangi kanalda hangi diziyi izleyeceğimizle ilgili duyarlılıklarımız!

Hepimizin cemiyet planın da derin şekilde yaşadığımız bu tezatlar, doğal olarak topluma yansımakta…
Birileri hangi konu olursa olsun ”elini taşın altına koyuyorsa” bize düşen ona el vermektir, köstek olmak değil!
Bana ne, “beni sokmayan yılan bin yaşasın” sözleri çok zararlı insanları tarif için kullanılır. 
Bütün cahiller cesurdur. Amacı olmayan insanlar çabuk yıpranıyor erken pes ediyor…
Dünya ölçeğinde de ülkemiz de bir akıl tutulmasıyla karşı karşıya olduğumuz bir gerçek. Bu kısır döngüyü tersine çevirecek elimiz de bize ait, keşfi yapılmış saklı hazinelerimiz var. Biz hala sorularımıza, açmazlarımıza cevap bulmak için türlü şaklabanlıklar yaparak, asıl olandan uzaklaştıkça uzaklaşmaktayız!
Ülkemiz de yaşanan son olaylar gerçekten akıl tutulmasıyla karşı karşıya olduğumuzu bize gösteriyor…
Gözümüzün önünde cereyan eden hadiseler karşısın da ki tutumlarımız sanki meseleleri birilerine havale etmişiz gibi geliyor bana! Devlet aklı dediğimiz soyut varlığın ortaya koyduğu tavır ve davranışlar bugün ülkemizin birlik ve dirliğinin sorgular bir noktada olmamıza sebep teşkil etmiştir!
Müşterek sorumluluk duygusunu yitireli çok uzun zaman oldu. Bunu üzülerek söylüyorum ama gerçekler çok açık bir şekil de gözümüzün önün de cereyan ediyor…
Buraya kadar söylediklerime müşahhas bir örnek vermek boynumun borcu oldu doğrusu!
Birileri dış destekleri de yanlarına alarak, “büyük Kürdistan”  rüyası görüyor bu topraklar üzerinde!
 
Bu meselenin tahlilini yapmak sadece devleti idare edenlerin ve bu akla hizmet edenlerin işimidir? Meydan yeri, “ayrı bir ülke” diyenlerin cirit attığı ve onların dinlenildiği bir yere dönüşmüşse bunda bizim hiç mi suçumuz yoktur!
 
Biz “Büyük Türkiye” olma düşüncesinden anladıklarımızı ifade etmekten ve hayatımızın olmazsa olmazlarından olduğuna sırt çevirirsek elbette bu boşluğu birileri dolduracaktır…
Tek yol ülkemiz insanını bir potada eriten değerlerimize yeniden dönmektir… Bu olup bitenler bizim ümidimizi ve geleceğe dair büyük düşüncelerimizi elbette dumura uğratmış kendi kabuğumuza çekilmemize vesile olmuştur!
 
Birileri sözde ideallerinin hayata geçeceği kapının eşiğindedir bugün!
Ya biz neredeyiz?
Artık bu ülkenin birliğini sarsılmaz bir şekil de ortaya koyacak akla ve ideale ihtiyaç var. Her platformda bu cennet vatanın insanlarının birlikte yaşaması gerektiğini ve tüm Anadolu coğrafyasın da “insanımızın birlikte yaşamaya değer hayatı anlatan” fikir adamlarına, siyasi teşekküllere, sivil toplum örgütlerine ihtiyacımız var…
Bu ülkenin sorunlarıyla büyüdük… Ama ben iddia edebilirim kendi adıma ki; hiçbir dönem birlik şuurunun bu kadar hırpalandığı, bu kadar yerini bomboş ayrılıkçı fikirlere bıraktığı bir devir hatırlamıyorum!
Maalesef bugün ki halımız çok fecidir. Bunun sebebi gayet açıktır. “Ülke yansa bir bağ otu yanmayacak” olanlarımızın sayısının gün geçtikçe artıyor olmasındandır!
 
Cumhuriyetimizin kuruluş yıldönümlerini bile, birlik ve beraberlik için de kutlayamayan bu ülkenin insanı için bu tespitimizi yapmamız sanırım sizlerin tarafınızdan da yadırganmıyordur!
Devleti idare edenler ve gelecekte bu idareye talip olanlar, Milletin hassasiyetlerini gözden kaçırmadan ortak paydalarda buluşmak zorundadırlar…
Bu hassasiyetler olmazsa milletin bugün ki gibi istikameti belirsizleşir!
Asırlardır birlik ve beraberlik için de yaşamış insanların bugün ki durumu yürekler acısıdır. Ve üzülerek ifade ediyorum ki; ülkemizin bugün geldiği noktada ki manzarası içler acısı bir durum arz etmektedir…
Allah sonumuzu her şeye rağmen hayırlı etsin demekten başka çaremizde yok sanıyorum!
 
Görüşmek üzere, Allah’a emanet olunuz…
 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
özlem - 6 yıl önce
bir ağaca bulaşmış hastalık gibidir bu yaşadıklarımız. eğer ki nasıl o ağacı ilaçlamaz, önlem almaz isek tüm ağacı sarar ve ağacın kurumasıyla neticelenir. bizler geçmişten günümüze bir bütün halindeyiz. biran önce bunun tekrar farkına varmalı yaprak olmazsa dal olmaz, dal olmazsa meyva olmaz, bunların hiçbiri olmazsa kuru savunmasız bir kökün hiçbir anlamı olmaz. tüm etnik kimliklerimizle bizler bir ağacın tümüyüz ve içimizdeki hastalığa derhal önlem almalı ve birlik-beraberliğimizi çok daha fazla güçlendirerek içimizdeki hastalığı derhal yok etmeliyiz. sınırları atalarımızın kanlarıyla çizilmiş olan vatanımızı korumak hepimizin boynumuzun borcudur. kaleminize sağlık.
Avatar
mehmet Yılmaz - 6 yıl önce
Nasıl bir kirlenmedir bu anlamıyorum. Devlet elden gidiyor şakşakçılar artıyor. Yazı mükemmel.
Avatar
Aydoğan - 6 yıl önce
Sorumluluk her kesim de aynı hassasiyetle kabul görmüyor. Birisinin ak dedine diğeri kara diyo olan ülkeye oluyor tabi.
Avatar
kemal aydın - 6 yıl önce
Konuyu sadece kendi açınızdan inceliyorsunuz. Ateş var ülkede birileri söndürme gayreti içinde. Bize dua etmek düşüyor.