Athena Tapınağı Gerçekten Var mıydı?

Umuyoruz ki birgün yöremiz üzerine yapılacak olan akademik içerikli arkeolojik kazılarda, Athena Tapınağı ve benzeri birçok tarihi eserin bulgularına ulaşılabilir.

Athena Tapınağı Gerçekten Var mıydı?
Yazarımız Murat Ümit HİÇYLMAZ'ın, Pazar(ATHENA) ile ilgili çok önemli bir konuyu kaleme alarak, gelecek kuşaklara ışık tutmaya çalıştı.
Hiçyılmaz, Akademik çalışma yapılarak daha detaylı bilgilere ulaşılabilineceğini dile getirdiği makalesinde neler söyledi.
KAYNAKLAR İSMİ TEYİT EDİYOR
İlçemiz Pazar’ın eski adı olan Atina isminin; mitolojik dönemlerde “Athena” adlı bir bayana ait olarak yapıldığı düşünülen tapınaktan geldiğine dair birçok kaynak hemfikir gözükmektedir.
YÖREMİZ İÇİN EN SOMUT BİLGİ

Yöremizle ilgili en eski somut bilgileri bulabildiğimiz, Roma İmpatorluğu’nun M.S. 131-132 yıllarındaki Kapadokya valisi olan Arrianus’un gezi raporunda bu kadim kasabadan bahsederken; Helenlere ait Athena adlı bir tapınağın bulunduğunu açıkça belirtmektedir.
ALMAN PROFESÖR KARL KOCH GELİNCE....

Prokopius ise M.S. 4. yy’da Athena adlı bir bayanın burada saltanat sürdüğünü ve onun mezarının burada bulunduğunu belirtiyor.

1817-1819 yıllarında Karadeniz sahillerini boydan boya gezen Trabzonlu gezgin P.Minas Bijişkyan ve 1843-1844 tarihlerinde imparatoruna şifa niyetiyle çiçek toplamak için arış karış gezen Alman profesör Karl Koch da konu Atina kasabasına gelince, bu adın eski tapınaktan geldiği hususuna değinirler. Ancak diğerlerinin aksine Bijişkyan tapınağın bir bayan için değil, Yunan Mitolojisindeki tanrıça Athena adına yapıldığını ima etmektedir.
ŞEHRİN İLK İSMİ NEYDİ
Şehrimizin ilk isminin “Odenius” olduğunu, M.Ö.508’de şehirlerarası mesafeleri dahi verip anlatan Karyalı gezgin Skylax’ın notlarından anlıyoruz. Yani, bu tarihlerde Pordanis (Fırtına) nehrinden bile bahseden Skylax, Athena adlı bir şehirden bahsetmiyor ama tam da şehrimiz dolaylarına tekabül eden “Odenius” adlı bir kasabadan bahsediyor. Arrianus, M.S. 131’de Athena Tapınağı’ndan bahsettiğine göre; demek oluyor ki, Athena adlı bu bayan, M.Ö. 500’lerden M.S. 100’lere kadar olan 600 yıllık bir süre zarfında yaşamış ve ölmüş olmalıdır. Öldükten sonra kendisi için “tapınak” yapılmış olduğuna göre, çok önemli bir statü sahibi olduğu anlaşılıyor. Eğer Bijişkyan’ın teorisi doğru ise bu tapınak tanrıça Athena için sembolik olarak yapılmış olmalıdır. Ancak çok daha eski bir kaynak olan Arrianus’un verdiği bilgiler, abartma sanatını ziyadesiyle tercih eden Bijişkyan’ınkinden daha güvenilir görünmektedir.
OSMANLI ARŞİVLERİNDE DURUM NEYDİ
Prokopius, “mezarlık” olarak kastettiği tapınağın kendi döneminde dahi var olduğunu bildiriyor. Osmanlı Arşivleri’nde belgelerde böyle bir tapınakla ilgili bilgiye henüz rastlamış değiliz. Bijişkyan, 1818’lerde bu tapınaktan büyük ve gösterişli bir bakır kapının kaldığını açıkça belirtmektedir. Demek ki Prokopius’un döneminden yaklaşık 1500 sene sonra sadece bakır kapısı hayatta kalabilmiştir. Bijişkyan bu bakır kapının tam olarak nerede olduğunu belirtmediğinden, malum tapınağın tam olarak yerini de kestiremiyoruz.
O MEŞHUR KAPI

Bu bakır kapının, Bijişkyan’ın yöreyi gezdiği yıllarda tam olarak nerede olduğu bilgisini başka hadiselerden tespit ediyoruz. 1800’lü yılların başları Doğu Karadeniz’de başta Tuzcuoğlu ailesi olmak üzere ayân ailelerin bazı haklı nedenlerle ayaklanma denemelerine sahne olmuştur. 1834 yılında Tuzcuoğlu hareketinin üçüncüsü; Tuzcuoğlu Abdülkadir Ağa ve kuvvetlerinin, Viçe (Fındıklı) dolaylarında Trabzon valisi Haznedarzade Osman Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetlerine yenilmesi ile sonuçlandı. Abdülkadir Ağa ve beraberindekiler Atina dolaylarına çekildiler. Tuzcuoğlu hareketine yöremizdeki diğer ayân aileleri de destek vermekteydi. Haznedarzade Osman Paşa, Atina’ya gelince ilk iş olarak Tuzcuoğlu hareketine destek veren derebeyi Basazade Mustafa Ağa’dan da hesap sordu. Bu esnada Basa ailesine ait kademeli büyük konağın gösterişli dış kapısı bakırdandı. Bu tarihi kapı, Athena Tapınağı’ndan arda kalan bakır kapıydı ve korunması amacı ile derebeyi konağının girişine konulması uygun görülmüştü. Osman Paşa bu kapıyı çok beğenmiş ve söktürerek Ünye’ye göndermişti. Ünye’de babası Haznedarzade Süleyman Paşa’dan miras kalan büyük bir saray bulunuyordu. Belli ki bakır kapıyı bu sarayda kullanmak istemişti. Ünye’ye giden kapıdan bir daha bilgi alınamamış. Bu saray da, 1850 yılında bir yangında büyük oranda yok oldu.

AKADEMİK ÇALIŞMA SONUCU ORTAYA KOYACAKTIR

Böylece Athena Tapınağı ile ilişkilendirebileceğimiz somut bir objenin izini de kaybetmiş olduk. Umuyoruz ki birgün yöremiz üzerine yapılacak olan akademik içerikli arkeolojik kazılarda, Athena Tapınağı ve benzeri birçok tarihi eserin bulgularına ulaşılabilir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER