Abdurrahman Akın

Tarih: 11.10.2016 11:18

“Türk Milletine çağrımdır!”

Facebook Twitter Linked-in

Türk Milliyetçiliği; Anadolu Coğrafyasında yaşayan insanımızın fıtratından gelen duygu ve düşüncenin adıdır…
Türk Milletinin tarihi; bu milletin evlatları eliyle, diliyle ve kafasıyla yapılmıştır!
Büyük adamları, büyük milletler yetiştirir…
Milliyetçi şuur; yabancı fikirlerden yararlanmayı ve kendi milli çıkarları için de bu düşünceleri kullanmakta bir beis görmez!
Bağımlılıktan uzak kendi öz düşüncesine sahip, ülkenin ve milletin ihtiyaçlarına cevap verecek düşünceler üretmekten de geri durmaz bu şuur!
Millet; uğrunda ölmeyi göze alan evlatlarının sayesinde yaşar, kahraman evlatlarının omuzlarında yükselir… Kahramanlık verilen vazifenin tam olarak yapılmasından doğar!
Vatan toprağını, tarihi geçmişini, bayrağını, dilini, kısaca medeniyetini korumak; geleceğe dair umutları olan insanları zorunlu olarak milliyetçi yapar!
Hele yaşadığımız Anadolu Coğrafyasında Milliyetçilik hem birleştirici bir güç, hem de bu coğrafyada yaşayabilmemiz için sarılmamız gereken bir ideolojidir!
Bugün Ülkemizde “Türk Milliyetçiliğini” reddettiklerini söyleyenler; “etnik ırkçılığa” da karşı olduklarını ve aslında Türk Milliyetçiliğinin düşünce sisteminin de ırkçılığa karşı olduğunu bilmelerine rağmen ne hikmetse bunu görmemezlikten gelmeleri de manidardır!
Ana babanın seçilme hakkı olmadığı gibi, ana dilinden ve kendi milletinden de vazgeçemez insanoğlu…
İsmail Gaspıralı, Yusuf Akçura, Ziya Gökalp, Mümtaz Turhan, Nurettin Topçu, Erol Güngör, Peyami Safa, Ömer Seyfettin gibi Türk Milliyetçi düşüncesinin temel taşı olan düşünce adamlarımız “Türk kavramı için de “kan” ırkçılığı yoktur”  diyerek, Türk Milliyetçiliğini ırkçılıkla karıştıranlara tarihin seyri içerisinde cevap vermişlerdir…
Ömer Seyfettin 1912 yılında Türk Yurdu Dergisin de şöyle yazıyor ; “ … Biz de “Türk” derken ırk ve kan cihetlerini derin derin araştırmamalıyız. Bir ferdin Türk olmak için Türkçe konuşması, Müslüman olması, Türk terbiye ve örfünün içinde yaşaması kâfidir ve Anadolu’da Türkçe konuşan ön dört, on beş milyon Müslüman vardır ki; hepsi Türk’tür… “
Hamd olsun bugün bu sayı seksen milyona dayanmıştır bu coğrafyada.
Türkiye’nin Sosyal ve Kültürel Temelleri isimli kitabında Ziya Gökalp ; “Türkiye kelimesi devletimizin ismidir; Türk kelimesi milletimizin adıdır. Ben tabiiyetim itibari ile Türkiyeliyim, kültürüm itibariyle de Türk’üm. Benim bu iki ada birlikte sahip oluşum, bu kelimelerin eş manalı olmasını gerektirmez…”
Türklük ne kavmin, ne ümmetin ne de ahali Türkçülüğüdür. Türkçülük demek, Avrupa medeniyeti içinde bir Türk harsı vücuda getirmektir. En mukaddes şahıs, Hz Peygamber; en mukaddes mabet Kâbe-i Muazzama kalacak. En güzel lisan, Türkçedir. Musiki ve edebiyatta Türk güzelliği tecelli edecektir…”
Bu topraklar üzerinde gelişen Türk Tarihidir. Bu tarihin başlangıcı tüm tarihçilerin ortak kanaati olan 1071 Malazgirt zaferidir…
Mümtaz Turhan’a göre Milliyetçilik; “ Millet olma ve mili kültüre kavuşma davasının bilincidir. Bu bilinç olmazsa, toplum ne dağınıklıktan ne gevşeklikten kurtulabilir ne de kurumların kuvvetlenmesini engelleyen şahsı menfaat endişelerini aşabilir…”
Türk Milleti üzerinde yaşamaya çalıştığı topraklarda tutunmak için dünden bugüne verdiği mücadelenin tarihi; Orta Asya bozkırlarından Viyana kapılarına, Hint Okyanusundan, Sibirya’nın içlerine, oradan Afrika’ya uzanan, uzun bir tarihi kesiti içine alır…
Bugün Anadolu Coğrafyasına sıkışıp kalan Türk Milleti, dün egemenlik sahası için de kalan hiçbir millete “bizden olan” “bizden olmayan” diye ayrım yapmamıştır.
Yazının sonunda Peyami Safa’nın haklı serzenişine kulak verin istiyorum; “Kendi ırkçılıklarını muhafaza edip, bizim milliyetçiliğimizi hoş görmeyenler, bizi milli intihara sevk etmek isteyenlerdir. Eğer bunlara bütün enerjimizle “hayır!” diyorsak, bu sofu milliyetçi olduğumuz için değil, milli varlığımızı muhafaza etmek içindir. Türk gençliğini de bunun için milliyetçi olmaya çağırıyoruz. Bu şuuru sahip olmayan gazetelerin ve yazarların Atatürkçülüğüne de aldanmayın. Bunlar Türkçü olmadıkları için hiçbir zaman samimi Atatürkçü de olamamışlardır.”
İşimiz gerçekten çok zor!
“Türk Milliyetçiliği kökenleri Fransız bunalımlarına bağlanacak bir özenti, Faşizme benzetilebilecek bir siyasi ideoloji değildir” diyen Erol Güngör’e kulak vermenin zamanıdır diye düşünüyorum. Anadolu Coğrafyası “Fetret Devri” yaşarken, Türk Milleti bilmelidir ki bu coğrafyada yaşamak için Milliyetçilikten başka hiçbir düşünce sistemi vatanımızı parçalamaktan koruyamayacaktır!
En nihayetin de bu ülkede yaşayan Türk’e; tarihinin, kültürünün, dilinin, kısaca medeniyetinin ne kadar büyük olduğunu inandırmamız gerekiyor ilk önce!
Görüşmek üzere, Allah’a emanet olunuz…
 
 
 
 
 
  
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —