Tarih: 27.08.2019 15:14

Federasyon Başkanı Önkibar, Karakoyunluları Anlattı

Facebook Twitter Linked-in

Karakoyunluların Oğuz Türklerinden olduğunu belirten Başkan Önkibar, değerli tarihçi Prof. Dr Faruk Sümer ve yazar Mehmet Fatih Bekirhan'ın araştırmaları olduğunu belirtti.

Önkibar, ayrıca Karakoyunlular hakkında açıklayıcı bilgiler veren Tarihçi-Yazar Mehmet Fatih Bekirhan’ın yeni kitabının da çıktığını söyledi.

Bekirhan’ın, 130 yıl hüküm süren Karakoyunlu Devletinin tarihini okuyucu ve tarih meraklılarıyla buluşturduğunu belirten Önkibar, “Doğu'nun Beyleri Kara Koyunlular' isimli kitabımda; Van, Erciş, Gevaş, Ahlat, Adilcevaz, Bitlis, Muş, Bingöl, Ağrı, Erzurum, İran ve Azerbaycan'ın 14 ile 15. yüzyıllardaki tarihlerine de yer verilmektedir.” dedi.

Önkibar, yaptığı Karakoyunlularalar hakkındaki bilgilendirmede, şunları kaydetti:
'Orta Çağ tarihçilerinin aktardıkları bilgilere göre; Kara Koyunlu Türkmenleri Türkistan’ın en uzak bölgesi olan “Gaz-Kurd” taraflarında yaşarken 13. Yüzyıl başlarında Cengiz Han’ın ordularıyla savaşarak Erciş, Erzurum, Diyarbakır ve Azerbaycan’a geldikleri ifade edilmektedir. Töre Bey önderliğinde iki yılı aşkın süren ve Moğollarla çarpışma halinde devam eden “Büyük Kara Koyunlu Göçü” sonunda 30 bin çadırdan oluşan Türkmen aşireti Doğu Anadolu’ya ulaşmıştır. Her Kara Koyunlu çadırında 10 fert bulunduğunu kabul edersek bu rakam 300 bin civarındadır.
Kara Koyunluların Van Gölü kuzeyinde Erciş mıntıkası merkez olarak yerleşmelerinden kısa bir süre sonra Moğollar Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya hakim olurlar. Doğu Anadolu’da yaklaşık bir asırdan fazla süren Kara Koyunlu – Moğol (ilhanlı) çarpışmalarından sonra Türkmenler 1350 yılında bağımsızlıklarını kazanmak suretiyle başkentleri Erciş’te devletlerinin temellerini atarlar. Bayram Hoca önderliğindeki Kara Koyunluların bu dönemde, Erzurum’dan Musul’a kadar uzanan bölgede kurdukları “Beylik” kısa sürede adından söz ettirir.
1390 tarihine gelindiğinde; Kara Koyunlular kudretli hükümdarları Kara Yusuf Bey’in (1390-1420) döneminde dengeleri lehlerine değiştirerek güçlü bir devlet halinde yükselişe geçerler. Kara Yusuf Bey’in oğlu Cihan Şah dönemi ise (1436-1467) Kara Koyunluların cihan imparatorluğuna eriştikleri dönemdir. Bu devirde Kara Koyunlu Türkmen Devleti sınırları Türkistan sınırlarından Anadolu’da Fırat boylarına, Kafkas Dağları’ndan Basra Körfezi’ne kadar uzanır. Merhum tarihçimiz Prof. Dr Faruk Sümer Kara Koyunlu devletinin yükselişini şu şekilde ifade eder:
“Kara Koyunlular 14. Asrın ikinci yarısında Van Gölü kıyısında Erciş mıntıkası merkez olmak üzere, kuzeyde Erzurum, güneyde Musul havalisine kadar uzanan Doğu Anadolu bölgesinde beylik kuran bir Türkmen kabilesinin adı olup, bu ad sonraki asırda bu kabilenin etrafında toplanarak Horasan hariç olmak üzere hemen hemen bütün İran, Azerbaycan, Irak ve Arap ülkelerini idaresi altına almak suretiyle bir imparatorluk kuran büyük bir siyasi Türk camiasına verilmiştir”
Kara Koyunlular ile düşman kardeşleri olan Diyarbakır merkezli Ak Koyunlu Türkmenleri arasında bitmek bilmeyen savaşlar sonucunda maalesef Kara Koyunlular 1469 da mağlup olarak tarih sahnesinden çekilmek zorunda kalırlar.

KARA KOYUNLULARIN MENSUP OLDUĞU BOY ve DEVLETİ MEYDANA GETİREN AŞİRETLERİN GÜNÜMÜZDEKİ DURUMU
Kara Koyunlular hakkında devrin tarihçileri tarafından yazılan eserlerde Oğuzların “Yıva” boyundan oldukları ve Oğuz’un “Deniz Han” adlı oğlunun soyundan geldikleri aktarılmaktadır.”Baranlu” olarak da bilinen Kara Koyunlu hanedanlığının kurucusu aşiret dışında Kara Koyunlu Türkmen devletini oluşturan diğer Türkmen aşiretler ise şunlardır:
Sadlı
Baharlı
Çakırlı
Duharlı
Alpagut
Karamanlı
Bayramlı
Hacılı
Ayunlu
Ağaçeri
Döğer
“Kara Ulus” olarak adlandırılan Kara Koyunlu devletindeki Kürt aşiretler de; Sülaymani, Rojki ve Zırkilerdir.

Günümüzde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Türkçe konuşan halkımızın kökenlerinin ekseriyeti, Kara Koyunlu ve Ak Koyunlulara dayanmaktadır. Özellikle Van Gölü çevresinde, Erciş, Ahlat, Adilcevaz, Bitlis, Muş, Ağrı, Erzurum, Iğdır ve Van’daki vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu, Kara Koyunlu aşiretlerinin bakiyeleridir. Kara Koyunlu Devleti ortadan kalktıktan sonra az sayıda Türkmen aşireti, Ak Koyunlulara bağlı kalmak istemediklerinden, bölgeyi terk etmişlerdir. Özellikle devletin merkezini oluşturan üç aşiretten ikisi olan Kara Koyunlu ve Sadlılar, Van Gölü çevresinden zamanla Doğu Anadolu’ya yayılmıştır. Diğer önemli aşiret olan Baharlılar ise Hindistan’a giderek, burada Kutupşahlar Devleti’ni kuracaklardır.
Kara Koyunlu devletini meydana getiren diğer aşiretler ve kollarının bir bölümü de, bir müddet sonra ortaya çıkacak olan Safevilerin çağrısına uyarak, Azerbaycan’ın Erdebil şehrindeki Safeviyye tarikatının kendilerine gösterdiği yerlere gideceklerdir. Osmanlı – Safevi savaşlarının sebebi, mezhep eksenli olduğundan, Şiiliğe meyleden Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Türkmenler, Azerbaycan ve İran’a giderlerken, buradaki Sünni Türkmenler’de gelerek onların boşalttığı yerlerde iskân edileceklerdir. Kara Koyunlu devletini kuran aşiretlerin, devlet yıkıldıktan sonra bıraktıkları isim ve izleri zaman içerisinde değişerek günümüze farklı şekilde ulaşmıştır. Türkiye, Azerbaycan, Irak ve İran’da, Kara Koyunlulara ait kullanılmakta olan yüzlerce yerleşim alanı isimleri de, bunun açık bir göstergesidir.
Ayrıca Osmanlı – Safevi savaşları sırasında Anadolu içlerine göç eden önemli bir Kara Koyunlu nüfusu da bulunmaktadır. Bu Kara Koyunlular Toros Dağları boyunca ilerleyerek Batı Akdeniz’e ve İç Anadolu’ya kadar yayılırlar. Şanlıurfa, Gaziantep, Hatay, Osmaniye, Kayseri, Adana, Mersin, Antalya, Isparta, Burdur, Kırıkkale, Ankara ve Afyonkarahisar’da ikamet eden Kara Koyunlular bu göç esnasında gidenlerdir. Günümüzde yaygın ve teşkilatlı Kara Koyunlular’dan başlıcaları Gaziantep ilinde yerleşenlerdir.
Diğer bir Kara Koyunlu göçü de Erciş’ten Karadeniz Bölgesine yapılmıştır. 16 ve 17. Yüzyıllarda Erciş merkez olmak üzere Van Gölü Havzası, Tebriz ve Doğu Anadolu bölgesinde yaşayan Kara Koyunlular’ın Çakırlı aşireti mensupları Kaçkar Dağları kuzey eteklerine yerleşirler. Çakırlılar günümüzde Rize’den Samsun’a kadar uzanan bölgede yaşamaktadırlar.
Kara Koyunlular’ın başlangıçtan itibaren Bayburt ve havalisinde yaşayan Duharlı aşireti mensuplarının bir kısmı da zaman içerisinde başta Rize olmak üzere diğer Karadeniz illerine yerleşmişlerdir. Rize ilimizde ikamet eden Kara Koyunlu mensupları da il ve ülke genelinde teşkilatlarını kurarak adlarından söz ettirip, diğer Kara Koyunlularla irtibata geçmişlerdir.
Kara Koyunlulara bağlı Kürt aşiretlerinden Rojkiler iki kola ve yirmi dört boya ayrılarak varlıklarını günümüze kadar devam ettirirler. Zırkiler ise Erzurum, Muş ve Diyarbakır taraflarında isimleriyle varlıklarını sürdürürken bu aşiretin diğer kolu Jırkiler’de Şırnak ilinde bulunmaktadır. Diyarbakır ve Elazığ taraflarında halen kısmi olarak konar-göçer yaşam tarzını devam ettiren Beritan Aşireti de Kara Koyunlular Devleti’nin asli unsuru olan “Baraniler” soyundan gelmekte olup Kürtleşmişlerdir.
13. asır başlarında Töre Bey önderliğinde 30 bin çadır ve yaklaşık 300 bin nüfusla Anadolu’ya gelen Kara Koyunluları günümüzdeki nüfuslarını hesap edersek rahatlıkla 20-25 milyon civarında olabileceklerini tahmin edebiliriz. Türkiye haricinde başta Azerbaycan , İran, Irak ve Suriye olmak üzere Rusya, Türkmenistan, Gürcistan, Hindistan ve diğer Türk cumhuriyetlerinde de Kara Koyunlu Türklerinin varlıklarını sürdürdükleri bilinmektedir.

GÜNÜMÜZE ULAŞAN KARA KOYUNLU ESERLERİ
Erciş Kadem Paşa Hatun Kümbeti (Anıt mezar): Kara Yusuf Bey’in eşi ve Cihan Şah’ın annesi olan Kadem Paşa Hatun ve Kara Koyunlu beylerinden Aliyar adına 1458 de Erciş’te yaptırılmıştır. Mimarı; Devletyar oğlu Rüstem’dir.
Erciş Anonim Kümbet (Ak Mescit Kümbeti): Kara Koyunlu başkenti Erciş yakınında yer alan Ak Mescit şehrinden günümüze ulaşan nadir yapılardan olan kümbet 2011 Erciş/Van depreminde ağır hasar görmesine rağmen onarılmamıştır.
Erciş Selçuklu – Kara Koyunlu Tarihi Mezarlığı: Erciş Çelebibağı mahallesinde bulunan mezarlıkta Kara Koyunlu dönemine ait kitabeli mezar taşları ve sandukalı mezarlar mevcuttur.
Üç Kümbetler: Erciş Gözütok mahallesinde bulunan Kara Koyunlu dönemine ait üç adet kümbetten sadece temelleri günümüze ulaşmıştır. Kümbetlerin yanındaki mezarlık ise yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Van Ulu Camii: Kara Yusuf döneminde yaptırılan Ulu Camii, 1915 de Ermeni çetelerin Van şehrini yakması üzerine ağır hasara uğrayan caminin günümüze sadece minaresi ulaşabilmiştir.
Gevaş Halime Hatun Kümbeti: “Celme Hatun Kümbeti olarak da bilen Gevaş ilçesindeki kümbet 14. Asır sonu 158. Asır başlarında Kara Koyunlu beylerden Melik İzzettin tarafında inşa ettirilmiştir.
Tebriz Gök Mescit: Cihan Şah tarafından 1465 de Tebriz’de yaptırılan cami ve külliye Selçuklu mimari tarzındadır. Mavi çini kullanılmasından dolayı, “Gök Mescid” olarak anılan eser zengin çini süslemeleriyle bezenmiş, mescidin üzeri de, büyük ve yüksek bir kubbe ile örtülüdür.
Erivan Argavan Pir Hüseyin Kümbeti: Bir asır öncesine kadar Türkmen aşiretlerin yurdu olan Erivan bölgesinde bulunan kümbet, 1413 de Sadlı aşireti beylerinden Pir Hüseyin adına yaptırılmıştır.
Bu eserler haricinde Erciş ilçesindeki Haydarbey, Tekler, Tekevler, Hasanabdal, Keklikdere, Ziyaret ve Beyler mezarlıklarında Kara Koyunlulara ait kitabeli kabirler bulunmaktadır' diye konuştu.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —