DELİ SAMİ VE TÜRKAN ŞORAY'IN ONA OLAN AŞKI


Abdurrahman Akın

Abdurrahman Akın

Okunma 28 Ekim 2014, 14:47

Peyami Safa'nın "Matmazel Noraliya'nın Koltuğu adlı eserinde "delilik" şu şekilde anlatılır. 
".delilik şüphesiz aptallıktan iyidir. Delilik var olmuş bir zekânın yok oluşudur; aptallık, var olmamış bir zekânın var olmamağa devam edişidir. Deliliğin hiç olmazsa mazisi şanlı, aptallığın şerefli bir tarihi bile yoktur."
 
Bu yorumu yapanın akıllı olduğundan şüphe etmeye gerek yoktur. Çünkü deliliğin serseri yaşam tarzı, durup da mazi ile övünmek için pek de uygun değildir. Delilerin bu tarz işlerle uğraşacak vakitleri de yoktur. Mazi ile övünmek olsa olsa akıllıların işi olabilir. Hatta delilerin tarihini de akıllılar yazar ve onlar adına övünme görevi de gene akıllılara düşer.
Çayeli nin meşhuru Deli Sami'nin de birçok hikâyesi vardır bizzat Çayeli li akıllıların uydurduğu. Yıllar önce ?belki on beş sene oldu- Çayeli ne geldiğimde Senoz a çıkmak için ilk kez acele etmemiş, akıllıların rutubeti hiçe sayarak denizden gelen esintileri öndeki çirkin binalarla kestiği merkezde bunalma pahasına biraz fazla kalmıştım. Ve her yerde Deli Sami karşıma çıkıp duruyordu. İsmimden dolayı şanslıydım! Ne zaman birisi beni, ismimi söyleyerek laubali bir akıllıya tanıtsa, o akillinin daha sırıtışından,  '?burada bir Sami daha var' diyeceğini kestirebiliyordum.
 
Deli Sami ile ilgili birçok hikâyeyi de dinleme fırsatı buldum bu arada. Bunlar içinde en çok hoşuma giden bir hikâye var ki; Deli Sami ile Türkan Şoray arasındaki tek taraflı aşkı anlatır. Malum, Deli Sami zamanında akıllı ve çok yakışıklı bir adamdır ve Türkan Şoray gibi güzel bir kulun ona karşı olan büyük aşkına karşılık vermeyecek kadar da seçici bir adamdır. Türkan Şoray ın halini siz düşünün artık. Cihan Ünal ile idare etmek zorunda kalmıştır.
 
Deli Sami nin buradaki toplumsal faydası şuydu; Türkan Şoray gibi dünyalar güzeli bir kul bile reddedilebiliyorsa, biz çirkin ve kompleksli kullar (aynı zamanda akıllı) nihayet rahat bir nefes alabilecekti. Türkan Şoray’ın bile reddedildiği dünyada artık reddedilmek sorun olarak kabul edilmeyebilirdi.
 
Deli Sami ile ilgili anlatılan başka bir hikâye de onun çok okumaktan delirdiğiydi. Bu aslında sadece Deli Sami için değil pek çok ünlü deli için anlatılmış nedense bizim halkın çok tuttuğu bir hikâyedir. Çok okumayan akıllı halkımız çok okumaktan deliren adam hikâyesine bayılır. Deli Sami’nin buradaki toplumsal faydasına gelince; okumayışına ve cahilliğine bilinçaltında bir kılıf uydurmaya çalışan akıllı halkımızın psikolojisini ele veren ayna vazifesi görmesidir.
 
Deli Sami sokakta da sürekli karşıma çıkıyordu. Bavul ticareti için Rusya ve Türkî Cumhuriyetlerinden insanlar gelmekteydi Çayeli'ne ve bazı akıllılar için onların yabancı olması sarkıntılık yapmaları için yeter sebepti. Tam önümde ahlaksız (ve de akıllı) bir grubun yönlendirmesiyle az ilerde yürüyen bayanlara Deli Sami elle tacizde bulundu. Bayanlar tacizin asıl nerden geldiğini çok iyi anlamışlardı ve aralarından bir tanesi (Rustu) eliyle camiyi göstererek Türkçe "Allah, Allah" diyerek 'Allah'tan da mı korkunuz yok' diyen gözlerle sarkıntılık yapan gruba iğrenerek baktı. Grup içinse bu, daha fazla gülmeleri için bir fırsattı. Fırsatı değerlendirerek uzaklaştılar. Deli Sami ve ben öylece kaldık sokak ortasında.  Toplumda bastırılmış cinselliği, ikiyüzlülüğü, gizlenmiş ahlaksızlığı gösteren bir aracıydı işte orda, karşımda duruyordu Deli Sami. O gün anladım: akıllılar hep övünüyorlar Çayeli nin yetiştirdiği politikacılarla, siyaset adamlarıyla. Delirmiş olmalı bunlar diyorum içimden, Çayeli nin yetiştirdiği en büyük adam Deli Sami dir.
 
Daha dün gibi aklımda. Pazar çarşamba günleri kurulurdu ya. İste Deli Sami pislik içerisinde bırakılmış meydanda yerde bulduğu karpuz kabuğunu kemirirken haykırıyor. "Ey akıllılar, bakın bunca akıllı arasında ben bir tane deliyim. Yetişemiyorum sizin bütün pisliklerinizi temizlemeye. Ya gelin vazgeçin bu islerden ya da sizde delirin."
 
Bugün ki yazımı ; çok değerli kardeşim Sami Rencber’in yıllar önce “Çayelili Deli Sami” üzerine yazdığı ve beni her okuyuşum da Çayeli’nde ki çocukluk ve delikanlılık dönemime götüren bu harika yazısına ayırmak istedim…Yazıyı kendisinden izin alarak köşeme koydum, kendisine çok teşekkür ederim…
Görüşmek üzere, Allah’a emanet olunuz… 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
meryem korkmaz - 7 yıl önce
sami̇ korkmaz benim amcam olur gündeme taşıdığınız için teşekkür ederim evet amcam zamanında çayeli nin en yakışıklı delikanlılarındandı mekanı cennet olsun ama delilikten ziyade alkolikti belki son zamanalarda sarkıntılık falan yapıyodu ama önceden asla böyle bir alışkanlığı yoktu
Avatar
meryem korkmaz - 7 yıl önce
sami̇ korkmaz benim amcam olur gündeme taşıdığınız için teşekkür ederim evet amcam zamanında çayeli nin en yakışıklı delikanlılarındandı mekanı cennet olsun ama delilikten ziyade alkolikti belki son zamanalarda sarkıntılık falan yapıyodu ama önceden asla böyle bir alışkanlığı yoktu