Yaylalar eskisi gibi değil

Bir ağacın altında otururduk. Çok çeşitli ağaçlar ve çiçeklerin bağrında adeta saklı cennetlerin arasında gibiydik.

Yaylalar eskisi gibi değil
Abdullah Uzun
Abdullah Uzun
15 Mart 2016 Salı 12:15

Ali Akyıldız
Benim çocukluğum genellikle yaylalarda geçerdi. Yaz tatillerinde yaylaya giderdik. Büyüklerimiz bizleri hasta olmayalım diye, yaylaya götürürlerdi. Bizden öncekiler de böyle yaparlarmış.
Annem, babam beni büyük anneme teslim ederdi. Tabii ki o zaman yaylaya araba yolu yoktu yaklaşık iki, üç saat, atın üzerinde ya da yürüyerek eve ulaşırdık.
Yollar çok bozuktu, Bazen yürürdük ayaklarımız ağrır ve terlerdi, üşürdük, soğuktan titrerdik, yağmur yağar, sis göz, gözü görmeyecek kadar sarardı her yeri, ellerimiz, yüzlerimiz soğuktan çatlardı, yaklaşık iki, üç ay kalırdık yaylada.
Bir ağacın altında otururduk. Çok çeşitli ağaçlar ve çiçeklerin bağrında adeta saklı cennetlerin arasında gibiydik.
Bizim eski evin ortasında tandır vardı.
Yani dört tarafı taş ortası toprak içersin de yemek pişer, kenarlarına da ekmek, yani hamur yapıştırırlardı.
O, ekmek olurdu ve babaannem yapardı çok da lezzetli olurdu.
İçerisinde pişirilen yemek, olağanüstü olurdu. Babaannem saç üzerine tereyağı sürer ve üzerinde mısır ekmeği yapardı.
Yani (peleki)ekmeği ne kadar güzel olurdu, çok güzel kokardı, yavan yerdik.
Dedem, yani babamın amcası dağı aşar ardındaki yaylalara gider oradan bir şeyler getirip satardı ve bize renkli şekerlerden getirirdi.
Şimdiki gibi paltolarımız, takım elbiselerimiz, onlarca ayakkabımız, yoktu.
Elbiselerimiz bazen yamalıydı.
Ayaklarımızda bazen kara lastik olurdu.
Sabah kahvaltımız genelde yöresel ürünler süt, yoğurt, kaymak, peynir, mıhlama olurdu, çok faydalı besinlerdi,
Bizleri bu günlere taşıyan, sağlıklı büyümemizi sağlayan hayvansal ürünlerdi.
Ekmeğimizi ateşte ısıtıp üzerine tereyağı sürerdik.
Yağ eriyince ekmeğimiz yumuşacık olurdu.
Yediklerimiz tamamen organikti.
Bu yüzden çok sağlıklı olurduk; yüzlerimiz, gözlerimiz kıpkırmızı olurdu.
Hiç hastalanmazdık.
Yaylarımız da büyük ve küçükbaş hayvan çoktu.
Herkes ot biçer, tırpanla ve orakla kurutur, balya eder ve aşağı sahile getirirdi.
Kışın hayvanlara yedirmek için, O zamanlar doktor, hastane nedir bilmezdik.
Bizim doktorumuz yaylalardı, İlacımız da yaylalardı.
Yaklaşık 18 yaşına kadar her yaz yaylaya giderdik.
Çocukluğumuz böyle geçti, güzel ve şifalı yerlerde kalır, sağlıklı ve mutlu olarak tekrar sahildeki evimize dönerdik.
    

Etiketler; #yayla
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
doğacı - 4 yıl önce
bu yazı habermi köşe yazısımı yoksa roman mı yazının ne başı belli ne sonu nede konusu daha bilinçli yapılmasını diliyorum
Avatar
pazarlı - 4 yıl önce
canımız sıkıldığı anda güzel işe yardı
Avatar
emel - 4 yıl önce
tebrikler
Avatar
... - 4 yıl önce
yazı ve resimler harika
Avatar
!!! - 4 yıl önce
bu nasil bi̇r yazi çözemedi̇m.. yazan arkadaş ne olarak yazmiş acaba ? olmamiş yani̇..
Avatar
dogaci - 4 yıl önce
i̇dare eder
Avatar
fulya - 4 yıl önce
çok güzel yazmis tebrikler
Avatar
.. - 4 yıl önce
güzel yazı geçmişe gittik