Çamlıhemşin'den Kırıma uzanan acılarla dolu Nokta Hala destanı

Sürekli olarak dinlediğimiz, her duyduğumuzda tüylerimizin diken diken olduğu, 'Ahmedum' diye seslenişiyle ve 'Bu dert ile nerelere gideyim?' deyişiyle bizleri derdine ortak eden Nokta Hala'nın acı hikayesi...

Çamlıhemşin'den Kırıma uzanan acılarla dolu Nokta Hala destanı

Nokta Hala

Sürekli olarak dinlediğimiz, her duyduğumuzda tüylerimizin diken diken olduğu, 'Ahmedum' diye seslenişiyle ve 'Bu dert ile nerelere gideyim?' deyişiyle bizleri derdine ortak eden Nokta Hala'nın acı hikayesi...

Nokta Hala, Çolvaroş Köyü'nde, Haşiloğlu cevherin kızı ve Hacınumanoğlu ismail'in karısı bir Hemşin gelinidir. Üç kızı ve bir oğlu dünyaya geldikten sonra çok genç yaşta kocasını savaşta kaybeder ve dul kalır. Ama o da birçok Karadeniz kadını gibi evlenmek istemez, kaderine razı olur.

Oğlu Ahmet'i büyütmek için bütün şefkatini ve fedakarlığını seferber eder, onun için uğraşır.

VE SAVAŞ…..

Hikayenin bu kısmından sonra iki farklı olay rivayet edilmektedir. İlkinde, Rusya'da bir çatışma çıkmış ve bu çatışma daha sonra savaşa dönüşmüştür. Osmanlı'nın yanında İngiltere, Fransa ve Sardinya Krallığı müttefik olarak Rusya'ya savaş ilan etmişlerdir.

İşte bu sırada Ahmet'te çıkartma yapan askerler arasındadır. Aşağıda sözlerine de yer verdiğimiz bu ağıt, Nokta Hala tarafından Kırım savaşında savaşan ve şehit olan oğlu Ahmet için söylenmiştir.

Nokta Hala Kırım'da şehit düşen çocuğunun hasretine dayanamaz ve o dönemde kadın başına Hemşin'den yola çıkıp, Kırım'a, şehit düşen oğlunun naaşını almaya gider. Oğlunun naaşını bulur, alıp köyüne geri getirir.

Bu üzüntüyle Nokta Hala kendini ağıtlara verir, söyler de söyler ve "Ahmet'um" destanı bu şekilde ortaya çıkar:

AHMEDUM…

Çikamadum Çalvaroş'un duzina

Düğün olur, gelinina kizina

Gelin edup bakamadum yuzina

Senden sonra gelin gormem Ahmedum.

Oy ana oy ben ne edeyim

Bu dert ile nerelere gideyim

Bulbul oter ilga eder dalini

Ordek yuzer dalga eder golini

Gittun mesken ettun Kırum elini

Bundan sonra daha koymam Ahmedum.

Yaz gelende yaylalarun yeşili

Kış gelende misirlerun seçili

Bizum koyun kız, gelini puşili

Bundan sonra puşi takmam Ahmedum.

Nokta Ana etsun bi tava helva

Toplanup yesunler Emine, Heva

Ağlama validem yureğun sava

Bir tukenmez derde duştum Ahmedum.

İKİNCİ OLAY

İkinci olayda ise karşımıza çok daha farklı bir durum çıkmaktadır.

Binbir zorlukla Ahmet'i büyüten Nokta Hala, bu sefer onu gurbet ele, Kırım'a yollamak istemektedir. Ahmet, büyüdüğü köyde herkesin sevdiği, takdir ettiği akıllı bir delikanlı olmuştur.

O da her Hemşinli erkek gibi genç yaşında ailesinin geçimini, sorumluluğunu sırtına alarak gurbete çıkmıştır.

Kırım'da hemşerilisinin yanına gelen Ahmet, orada çalışmaya başlar. Bu sırada Nokta Hala, Ahmet’in özlemiyle yaşıyordur.

Kardeşlerini ve eşini çok genç yaşta kaybeden Nokta Hala yalnızlığını ve özlemini hep Ahmet'i için biriktiriyordur.

Fakat Nokta Hala'nın kara bahtı yine O'nu izlemektedir.

Onuruna çok düşkün olan Ahmet, patronu ile kavga etmiş, çok kısa süreli de olsa hapis yatmıştır.

Hapishanede vereme yakalanan Ahmet'i ve Nokta Hala'yı acı günler bekliyordur.

Ahmet'in bu hastalığa üzüntüden yakalandığı varsayılmaktadır.

ÖLÜM !

Özellikle Nokta Hala bu olayı böyle yorumlamaktadır.

Memlekete hasta dönen Ahmet, bu korkunç hastalıktan kurtulamayarak ölür.

Nokta Hala ise oğlunun acısını çok şiddetli yaşar.

Acısını, derdini dörtlüklerle dile getirir.

Nokta Hala'nın bu acılarla oğlu Ahmet için söyledikleri, zamanla destan olarak dilden dile yayılır.

Bu destanda bazen isyan, bazen tevekkül, bazen mazi, fakat her zaman Ahmet vardır.

O DESTAN…

Tam yirmi yaşinde aldi eşimi

Deryalara kattim bu göz yaşımi

Kim kabre indirecek leşimi

Kur'an okuyanum yoktur Ahmedum.

Ben seni büyüttüm kıymetli, nazli

Mektubun içimden okudum gizli

Ananun haberi çok aci sözli

Belki ondan verem oldun Ahmedum.

Bizim çorap ipti, baştan söküldi

Geldi vereseler, sınır dikildi

Anan dört kat oldi beli büküldi

Sınır dikenlere ahım olsun Ahmedum.

Evvel bahar gelur, merakli aydur

Mezarun yüksektur, etrafi çaydur

Kirpiklerun uzun, kaşlarun yaydur

Senden sonra daha görmem Ahmedum.

Gülüm soldi, doli vurdi bostana

Benum dertlerumi yazun destana

Haber sorsam Hala'daki ustana

Acap meraktan mi eldun Ahmedum?

Ben dertliyim, öz canumdan bezerum

Dağlara, taşlara destan yazarum

Abdal oldum, her kapiyi gezerum

Eller güler, ben ağlarum Ahmedum.

Kalemsiz, kâğıtsız dilden dile dolaşan bu destanda bir annenin evlat acısını, hissettiklerini, özlemini ve isyanını yaşıyoruz.

Destanın 400 kıta olduğu sanılıyor fakat günümüzde 100'e yakın dörtlüğü mevcut.

İbrahim Can, Birol Topaloğlu ve Gökhan Birben'in albümlerinde farklı farklı bölümlerine yer verdikleri ağıtı, en son, muhteşem sesiyle Şevval Sam seslendirdi.

Her dinlediğimizde Nokta Hala'nın acısını yeniden yaşıyor ve onunla dertleniyoruz.

BU DERT İLE NERELERE GİDEYİM

"Bu dert ile nerelere gideyim?" deyişiyle gözlerimiz doluyor, belki de ağlıyoruz.

Düşünmemiz gereken şey, günümüzde ne kadar küçük şeyleri dert edindiğimiz ve kendimizi nasıl üzdüğümüzdür.

Nokta Hala'nın derdinin yanında, özleminin, acısının yanında ne kadar küçük şeylere takıp durduğumuzdur.

İşte bu noktada yapmamız gereken şeyin dua etmek olduğunu düşünüyorum.

Allah kimseye taşıyamayacağı yükü vermesin. Amin(Rizeliler Dergisi)

Yazı: Emine Sağlam,Yasamin Agun Tüylüoğlu

Kaleli Cevdet Yılmaz’ın Nokta Hala ile ilgili Ali Akyıldız’a söyledikleri;

“Oğlu Rusya’da vereme yakalandı.

Geldi burada hastalandı.

Bizim eve geldi ocağın başında yatıyordu.

O sıra anası yayladan geldi.

Baktı ki oğlum çok hasta O zaman “bi karakuş ağlayı, taş vurmiş kanadına ağlama karakuş’um dedi.Ahmed de başını kaldurdi “duşmanun inadına” dedi.

Onun mezarı bizum surattinin oradadur.Fakat ben araşturdum bulamadum.

Çok eskiydi.

Anamun emicesinin kizinun oğlu,yani anamın yengesidur.

Nokta halanun esas ismi Ayşe’dur.

Anasi Hamide,babası Cevahir’dir.

Babası haşillardandır.3 kizi bir oğli vardır.

Oğli hastalandi öldü.

Onun içun o destanı çikardi.

Bu destan ile beraber 105 tane daha yazdi.

Eski Türkçe idi.

Sonra bir kitap haline geturduk.

O kitap benum eluma düşti.

Yarisini fareler yedi.

Ondan sonra ben oni kaybettum” dedi.

Güncelleme Tarihi: 24 Mart 2021, 10:40
YORUM EKLE
YORUMLAR
İbrahim Karaca
İbrahim Karaca - 7 ay Önce

Oğul Ahmet, savaşta ölmedi... Yazmıştım yıllar önce.
https://www.google.com/amp/s/ibrahimkaraca.wordpress.com/2016/04/30/nokta-ana-ve-bir-yurek-yolculugu/amp/