Biz Rizeliler doğduğumuz ve kişiliğimizi oluşturan coğrafyanın duygularıyla gurbette bile o kadar haşir neşiriz ki; bu durum eleştirilmeyecek kadar asıl ve gıpta edilecek bir duygudur!

Fakat insanın içini sızlatan asıl gerçek şudur; dünden bugüne Türkiye’mizde en fazla gurbete insan yollayan ve geriye dönmeyenler bu harikulade coğrafyada doğanlardır!

Bundan altmış yetmiş yıl önce gurbete çalışmaya gidenlerimiz; ya çok uzun yıllar sonra dönerdi memleketine, yâda hiç dönmez gittikleri yere tamamen yerleşirdi.

1960’lı yılların başından itibaren yeni bir gurbetimiz olmuştu.

2. Dünya savaşı sonrası, işçi açığını kapamak için ülkemizden başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesine gidenlerimiz oldu…

Doğduğumuz topraklara dair ertelediğimiz hedeflerimiz, yeni gurbetimizle birlikte biraz daha insanımızdan uzak düşmüştü artık!

Çocukluğumda, gurbetten gelenlerin köylerde karşılanma ve yolcu edilme sahnelerine çokça şahit olmuşum.

Bizim evde de sevgili Hamit Amcam Almanya’da gurbetteydi.

Onun her geliş ve gidişleri başlı başına bir olay olurdu bizim için.

O gün ki gurbetçilerimizin ruh hallerinde gördüklerimin özeti şuydu; ne olursa olsun bir şeyleri başarabilmenin mutluluğu gözlerinden okunurken, kelimelere dökülmeyen ama bakışlarından sanki bize şöyle der gibiydiler uzak kaldıkları baba ocaklarına;

“Her zaman sana ulaşmayı temenni ettim, senin özleminle tüm sıkıntılara göğüs gerdim, yeri geldi aç kaldım, yeri geldi üstüme başıma alamadım.

Şimdi ise geçmek bilmez günlerin ardından para kazandım ve sana kavuştum.

İşte geldim buradayım!”

O yıllar öyle yâda böyle geçti.

Aynı çizgide olmasa da bugün farklı bir gurbetçilik anlayışıyla karşı karşıyayız artık.

Eski zamanlarda ki gurbetçilikle şimdiki arasında ki en anlamlı ortak duygu şudur bence; bugün de gurbette yaşayanlar doğduğu toprakları düşünecek, ona özlemini satırlara dökecek, zaman zaman türkülerle yâd edecek, belki birkaç damla yaş akıyor olacak gözlerinden ama hiçbir zaman doğduğu topraklara bir gün geri dönerim umudunu kaybetmeyecek!

Ve asla vaz geçmeyeceği, bir gün dönecek olmanın umudunu daima saklı tutmak için çocuklarının kendisinden çok memlekete düşkün olmasını isteyecek!

Biliyoruz ki; her insanın kişiliği içinde doğduğu ve yaşadığı tabii ve coğrafi çevrenin izlerini taşır. Onun için ne kadar geçerse geçsin bizim gibi harikulade bir coğrafyada doğmuş Rizeliler, doğdukları bu toprakları yüreklerinden asla tecrit etmiyor/edemezler de zaten!

Bu göç dalgasının yıllar içinde daha da artığını ve gurbette olanlarımızın sayısının katlandığını üzülerek görüyoruz.

Büyük şehirlere ve Avrupa ülkelerine göç eden gurbetçiler; daha fazla para, eğitim, kariyer sahibi olurken, daha çok “dünyaperest” olduğumuzda inkâr edilemez bir gerçektir.

İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere çeşitli büyük şehirlere giden/göç eden hemşerilerimiz para kazanıp ekonomilerini düzelttikten sonra bırakıp gittikleri memleketlerine geri dönme umudunu hep saklı tuttular!

Gurbetçilerimiz, memleketlerinde yeniden eski güzel günlere geri dönmek için yıllarca gurbetin sıkıntılarına katlanmak zorunda kaldılar.

Bugün ise sadece Rizeli değil ülkemizin her hangi bir yerinden göç ederek büyük şehirlere gelen insanların büyük bir kısmı geri dönmeyi dahi düşünmüyor olabilir!

Ama ben kendimden biliyorum ki; doğup büyüdüğü, hayatının büyük bir kısmını geçirdiği baba ocağına dair ertelediği hedeflere ve mutluluğa ulaşmak için koca bir ömür gurbette geçiren azımsanmayacak sayıda ki insan geriye dönmeyi düşünür oldu artık.

Bütün bu olumsuz tabloya rağmen; gurbete çıkan ve bir gün yeniden geri döneceğini umut edenlerin sayısının hiç de az olmadığını bir kez daha ifade etmek isterim!

Memlekette kalanlar size tavsiye ederim; etrafınıza bakın ve görün geriye dönmek isteyenleri!

Yazın tatillerini memleketinde geçiren gurbetçi akrabalarınıza sımsıkı sarılın, sahip çıkın onlara ve deyin ki; “geriye dönüş umudunu seslendiren yürekleriniz hep var olsun!”

Onun için; bizler, “aş derdi, iş derdi, eğitim derdi” diyerek gurbete çıkanlar olarak; doğduğumuz toprakları uzun süre mahzun bırakmış olsak bile; memleket sevgisi gibi geriye dönüşe dair umudumuz da hiç eksilmedi!

Görüşmek üzere, Allah’a emanet olun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet Mert 2 hafta önce

Umut da bulaşıcıdır. Geriye doğru göç başladığı an dalga dalga yayılacak bende inanıyorum buna .

Avatar
Enver Kara 2 hafta önce

Umut fakirin ekmeği,umut etmekle olsaydı hepimiz şimdi köylerdeydik sn yazar

Avatar
Nurten 1 hafta önce

Anabablar ölünce bir durup düşünüyor insan geri döneyim m diye. Sonrası olmuyor bazen.Geri dönmek için ekonomik şartlar uygun olmalı