Ülkemizde her Allah’ın günü yaşadığımız/yaşatılan olumsuzluklar huzurumuzu bozarak, keyfimizi de kaçırarak geleceğimize dair ümitlerimizi berhava ediyor!

Her gün yaşadığımız bu olumsuzluklardan bahsederek asıl meramı mı izah etmeye çalışacağım.

Eleştiri yaptığım kişi ve kurumlarda özveri ile çalışan, aldığı paranın hakkını verenler elbette azımsanmayacak kadar çoktur. Eşimiz, dostumuz, akrabalarımız ve arkadaşlarımızdan birçok kişi eleştirdiğim mesleklerde görev yapıyorlar.

Fakat hepimiz tarafsız bir gözle ve kimsenin etkisi altına kalmadan objektif ve hakkaniyetli bir okuma yapacak olursak yazının ilerleyen bölümlerinde ne demek istediğimi daha iyi anlayacağınızı ve bana hak vereceğinizi düşünüyorum!

Bugün maalesef yaşadığımız şehirlerde sokaklarımız ve caddelerimiz işgal altında.

Cadde ve sokağın huzurunu sağlamaktan sorumlu olan emniyet güçleri hemen hemen her şeye kayıtsızdır!

Belediye otobüs duraklarının ticari taksilerin hem de bunu engellemesi gereken polislerin gözü önünde işgal edildiği ve trafiğin keşmekeş haline getirildiği şehirlerde yaşadığımızı kim inkâr edebilir?

Hastahanelere gidiyorsunuz, sizinle doğru dürüst ilgilenmeyen sağlık çalışanları görüyorsunuz!

Hastalığınızı o ortamda unutup geri dönüyorsunuz!

Dışardan gazel okuyanlara kulak asmayın, gidin herhangi bir devlet hastahanesine bizzat görün curcunayı!

Hukuka başvuruyorsunuz, adalet dağıtması gerekenler adaletten başka her yolun yolcusu olduğunu görüyorsunuz!

Tv programlarında görüyoruz adaleti tesis etmesi gereken avukatların nasılda sloganlara mahkûm olduklarını!

Bu ülkede devletin hukuku maalesef adalet dağıtmıyor.

Ali’ye uygulanan hukuk Veli’ye sıra geldi mi tam aksı yönde uygulanıyor!

Ve biz hala hukuktan, adaletten, insan hakkından bahsediyoruz!

Eğitim sistemimiz derseniz tam evlere şenlik bir hal arz ediyor!

Ne öğretmen öğretmen gibi, ne öğrenci öğrenci gibi!

Çocuğu olanlar çok iyi bilir.

Okullarda eğitim ve öğretim tam bir curcuna.

Şikâyet edeceğin makam bile bulamıyorsun, bulsan zaten “balık baştan koktuğu” için sonuç alamıyorsun!

Nerde bizim dönemimizde ki idealist öğretmenler nerde bugün ki öğretmenler!

Öğretmenler her şeyin “öğretmekle” bittiğine inanmışsa orada eğitimin kalitesinden zaten bahsedemeyiz!

Hele birde okullarımızın çevresini, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı uyuşturucu tacirlerinin müşterisi haline getirmişsek varın siz düşünün yarınlarımızı!

Siyasetçiyi zaten anlatmaya gerek yok!

Onlar seçilirken milletin efendisi, seçildikten sonra başka bir canlı türüne dönüşen gurur kumkumaları.

Seçilene kadar halk dalkavukluğunun padişahı da diyebiliriz siyasetçiler için!

Emanet kafayla ve liderinin kendisine dikta ettirdiği sahte akılla siyaset yapanlardan bir şey beklemekte zaten akıl karı değildir!

Siyasetçinin atadığı bürokrat, “yukarıya kuzu, aşağıya aslan” kesilen tam bir dalkavuktur bu ülkede!

güdümünde icraat yapmasını beklediğimiz atanmışlardan bu ülkeye fayda gelmeyeceğini tecrübelerimden anlamış bulunmaktayım.

Öyle ki dünyanın en eski mesleklerinden olan “dalkavukluk” bugün bürokratlar üzerinden hayat buluyor dersek yanılmış olmayız!

Ya özgür ve tarafsız olması gereken basın-yayın organlarına ne demeli.

Hangi tarafa kulak kesilmişse diğer tarafa sağır olan Türkiye’de ki basın, tam bir bezirgân çığırtkanlığına karşılık gelen bir yayın politikasına sahiptir!

Dün ak dediğine bugün kara diyen bir sürü zihin ve fikir fukarası insanın basın-yayın dünyasının içinde topluma çeki-düzen vermenin gayretindedir!

Birde sivil toplum örgütlerimiz var tabii!

STK’lar demokrasinin olmazsa olmazlarıdır ama gelin görün ki bizim ülkemizde toplumun sorunlarını çözmesi gereken bu örgütler tamamen bağımsızlığını kaybetmiş kurumlar haline gelmişlerdir.

Diğer toplumsal olaylardan zaten bahsetmiyorum!

Her Allah’ın günü midemizi bulandıran onca “hukuksuzluklar, adam kayırmalar, haksızlıklar, adaletsiz paylaşımlar” gözümüzün önünde cereyan ediyor ve bizim çoğumuz sadece kınamakla meşgulüz!

Aklıma gelen günlük sıkıntılarımızın kaynağını kabaca ifade etmeye çalıştım.

Siz ne kadarına katılırsınız yazdıklarıma onu bilmiyorum.

Benim son olarak diyeceğim şudur; bu ülke insanının asıl sorunu “çoraklaşan duyguları” ve “ahlakıdır” ; ama birileri kalkıp derse ki; hayır asıl sorun “bekadır”; işte ona diyeceğim bir şeyim de yoktur!

Görüşmek üzere, Allah’a emanet olun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Enver Kara 3 ay önce

Ülkenin baka sorununun olmadığını eski başbakan diyarbakırda yaptığı kürtçe selamlamayla izah etti zaten. Sonra mhp ve devlet bahçeli bey var, beka istanbul seçimini almak oldu şimdilik.

Avatar
Murat Kantar 3 ay önce

Ahlak dışı hareketi kimsenin görmediği yerde ve yok edilecek tanıklar ile örtbas etme mantığına sığdırabilenler oldukça insan nefret unsuru daima var olacaktır. Ahlak kontröl eder ,o olmayınca bugün ki durum kaçınılmaz olur.

Avatar
Dursun Ali mert 2 ay önce

Başımızda çok önemli bir dert daha var kimse görmek istemiyor. Suriyeliler sorunu gittikçe büyüyor ve kimse tedbir almayı düşünmüyor.Beka sorunu ile birlikte bakmalı bu konuya.

Avatar
Nurten 3 ay önce

Seçim kaybedip mızıkçılık yapanlar ve ahlak. İkisi bir arada nasıl olacak.Bence ahlaktan hiç bahsetmemiş sayalım bu yazıyı.

Avatar
Mehmet 2 ay önce

Dostum insan bozuldu onun içindir butün bu sıkıntılar

Avatar
Alparslan 3 ay önce

Resmi rakamlarda işsizliğin rekor oranda arttığı bir ülkede, işsizlik fonu bütçesi bile açık veriyorsa bir şey değil çok şey doğru gitmiyor demektir. Beka değil işsizlik sorunu var bu ülkede.

Avatar
Osman Sert 3 ay önce

Ne ahlak ne beka varsa yoksa kazanmak daha çok kazanmak.