Tek Allah'a İnanıyoruz İşbirliği Yapabiliriz.

Batı İslamı doğru anlamaya muhtaç

Tek Allah'a İnanıyoruz İşbirliği Yapabiliriz.
Abdullah Uzun
Abdullah Uzun
26 Eylül 2013 Perşembe 08:40




10 Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumunda bir tebliğ sunan Amerikalı Dr. Kristin Johnston Largen, “Çoğu insan iman ile kainat arasında bir bağ olmadığını düşünüyor. Halbuki Said Nursi nübüvvet hakikatini, yani imanı hayatın merkezine taşıyor. Kainatı Kur′an′ın bir yansıması olarak görüyor” dedi.
 
Amerikalı Dr. Kristin Johnston Largen: Batı İslamı doğru anlamaya muhtaç

10. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nda tebliğ sunan Dr. Kristin Johnston Largen: “Batı Şeriatı yanlış algılıyor; hakikatine ulaşamıyor. Bence Hıristiyanlar Şeriatın İslam’da nasıl bir yer ettiğini, nasıl bir hayat hukuku oluşturduğunu anlamalılar. Şeriatı anlamamız büyük bir önem ve elzemiyet taşıyor.”

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nın düzenlediği “Nübüvvet: Hakikat Arayışında, Peygamber Işığı” konulu 10. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nda bir tebliğ sunan, Amerika Gettysburg Lutheran İlahiyat Okulu’ndan Dr. Kristin Johnston Largen, Said Nursi’nin kainatı Kur’an’ın bir yansıması olarak gördüğünün altını çizerek, şunları kaydetti: “Said Nursi, Kur’an’ı anlarsanız kainatı da anlarsınız, diyor. Kainattaki herşey bir kitap gibidir ona göre, binlerce kitap yani.

Böyle olunca herşey için ‘Ne kadar güzel yazılmış değil mi?’ diyorsunuz. Bu şekilde kainatın mükemmelliklerine atıfta bulunmakla Nursi gönüllerde bir taht kurmuştur. Hem dini, hem de tabii ilimleri beraber yorumlamak gerektiğini söylemiştir. Kainatın ancak nebi ile doğru anlaşılabileceğini dile getirmiştir. Said Nursi tabii ilimlerden de Allah’ı anlamaya çalışmıştır.”
 
SAİD NURSi, İMANI HAYATIN MERKEZİNE TAŞIYOR
 
Dr. KrIstIn Johnston Largen, Said Nursi’nin düşüncesinde dikkatini çeken bir hususu dile getirirken, “Çoğu insan iman ile kainat arasında bir bağ olmadığını düşünüyor. Mesela çoğu Hıristiyan Hz. İsa’yı hayatın dışına itiyor. Halbuki, Said Nursi nübüvvet hakikatini, yani imanı hayatın merkezine taşıyor. Hıristiyanlar ise, bilim ile dinin ilişkili olmadığını düşünüyorlar. İkisini birbirinden ayrı telakki ediyorlar. Böyle olunca da kimileri dünyayı, kimileri ahireti reddediyor. Ucuz bir dini anlayış ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.
 
HZ. İSA’YA (as) BİR ‘PEYGAMBER’ OLARAK İMAN ETMELİYİZ
 
Said Nursİ’ye göre, Allah’ın elçisi olan peygamberlerin kritik bir görevi vardır. İnsanları doğru yola sokacak kişidir nebi. Dolayısıyla kılavuz olarak dünyaya gönderilmiştir. Yoksa kaos çıkacaktır. Bu anlamda Peygamber bize nasıl yaşamamız gerektiğini gösteriyor” diyen Dr. Largen, Hz. İsa’nın Hıristiyanlar tarafından bir ‘peygamber’ olarak anlaşılması gerektiğini ise şu sözleriyle ifade etti: “Hz. İsa (as) bir peygamber olarak görülmüyor, sadece bir ‘kurtarıcı’ olarak algılanıyor. Said Nursi’nin yaklaşımından şunu anlıyoruz ki, Hz. İsa (as) Hıristiyanların algıladıkları tarzda bir ‘kurtarıcı’dan ibaret değil, o bir ‘peygamber’dir. Bana göre en önemli nokta, imandır burada. Said Nursi’nin de dile getirdiği gibi, Hıristiyanların Hz. İsa’ya bir peygamber olarak ‘iman etmesi’ gerekiyor. Ona ‘Allah’ın bir elçisi olarak’, yani ‘nübüvvet bağlamı’nda inanmaları gerekiyor. Eğer biz Hz. İsa’nın (as) kimliğini nübüvvet bağlamında anlayamazsak, onu tam anlatamayız. Ne yazık ki, Hz. İsa (as) hakkında iyi ve yeterli bilgimiz de yok. Ne biliyorsak, mevcut İncil’de yazanlardan, kitab-ı mukaddesten biliyoruz. Bu bağlamda, Hıristiyanlar olarak kendimizi geliştirmemiz gerekiyor.”
 
BATI, ŞERİATI YANLIŞ ALGILIYOR
 
Şeriatla ilgili kendisine yöneltilen bir soru üzerine ise, Dr. Largen şöyle dedi: “Batı Şeriatı yanlış algılıyor; hakikatine ulaşamıyorlar Şeriatın. Bence Hıristiyanlar Şeriatın İslam’da nasıl bir yer ettiğini, nasıl bir hayat hukuku oluşturduğunu anlamalılar. Şeriatı anlamamız büyük bir önem ve elzemiyet taşıyor.”
 
TEK ALLAH’a İNANIYORUZ, İŞBİRLİĞİ YAPABİLİRİZ
 
Müslümanlarla Hıristiyanlar arasındaki diyalogla ilgili gelen bir diğer soru üzerine ise Dr. Largen, “Evet, Müslümanlar ve Hıristiyanlar olarak elbette bir takım farklılıklarımız var. Ama işbirliğine nasıl gidebiliriz? Beraber hareket etmekte, farklılıklarımıza tolerans göstermekte sıkıntı yaşıyoruz maalesef. Aslında nihayet hepimiz tek bir Allah’a inanıyoruz. Nihayetinde hepimizin aşık olduğu tek bir Allah var. Belki bu noktadan hareketle güzel bir işbirliği teşkil edebiliriz diye düşünüyorum” şeklinde cevap verdi.
Kaynak : Yeni Asya


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.