Bu haber kez okundu.

Sosyal medya kıskacındaki tesettür
Hayatımıza giren sosyal medyayla beraber değişen ve dönüşüm geçiren bir çok şey gibi, ne yazık ki tesettür algısı da ciddi bir değişim ve dönüşüm geçirdi/geçiriyor.
Maalesef kamusal alan macerası takvadan imaja doğru bir yol eğrisi ortaya çıkardı. Söz konusu Müslümanların sosyal medyayla modern hayata entegre olma çabaları, iletişim ve ahlak hasletinin kaybedilmesine neden oldu.

Öncelikle bu yazının muhatapları sosyal medya ortamlarını ifade etmeye çalışacaklarımızın dışında kalarak faydalı, mümkün mertebe dar dairede, her türlü zaafa yol açacak kanalları kapatarak kullananlar değil, aynı şekilde gerçek hayatta tesettürsüz ve canının istediğini yapan insanlar da değil. Bu yazının muhatapları yazıyı okuduktan sonra kendi vicdanları ve akleden kalpleri tarafından uyarıldıkları oranında kendilerini muhatap kabul edebilirler.

Sosyal medya günümüzde ilişki ve iletişim zeminlerini çoğaltmıştır. Bu durum fayda sağladığı kadar zarar da getirdi. Çünkü bu durum kadın-erkek iletişimindeki tesettür zeminini yok etmenin yanında, rahat arkadaşlık ilişkilerini de beraberinde getirdi. Daha önce aynı ortamlarda bulunmaktan bile imtina edilirken şimdi maalesef ortak muhabbet ortamlarında karşılıklı gülücükler dağıtmakta bir beis görülmemektedir. Tabii olarak birbirine mahrem olan taraflar etkileşim içerisine girdiği için haramlar ve günahlar da kaçınılmaz oluyor. Kişi burada kendisini gerçekte olduğundan çok farklı şekilde tasarlıyor. Mesela kendisini dindar, entelektüel, duyarlı, karizmatik göstermeye çalışıyor. Tabi bunu kendilerini başkalarının gözüne sokmak için yaptıkları malumunuz. Yani kişiler gerçek hayatta zat-ı şahaneleriyle istimal edemedikleri alanları bu mecralarda gönül rahatlığıyla teşhir ediyorlar. Buna bir nevi ego tatminliği de diyebiliriz. Çünkü modern algının egodan temerküz ettiğini biliyoruz.

Sosyal medya ağları kişinin kendini tanıtma, beğendirme, ilgi toplama, onay alma, iyi geri bildirim alma aracı hâline gelmiştir. Çekilen bir fotoğrafın beğenilmesi, söylenen bir sözün onaylanması, hemen her yapılan aktivitenin başkalarına aktarılması bir zaaftır. Zaaf diyorum çünkü kaç kişi beni takip ediyor, kaç ‘tık’ aldım, kaç yorum yapıldı, beni taltif eden kaç mesaj geldi önermelerinden hayırlı bir sonuç çıkmadığı aşikâr. Bütün bunlar hâlâ tesettürlü bir bireyim dememize engel değil mi? Takvanın yerini imaj, gövdenin yerini gölge, samimi olmanın yerini riya, zamirin yerini zahir, hakikatin yerini hayal, gerçekliğin yerini pikseller ve maalesef Allah rızasının yerini başkalarının rızası almış. Gerçek hayatta tesettürlü olduğunu gördüğümüz kadın ve erkeklerin sosyal medyada şecaatlerini arz-ı endam etmelerini tesettürün neresiyle açıklayacağız?

Bizler tesettürün sadece elbiseyle olamayacağını öğrenmeliyiz. Aksi takdirde tesettüre riayet ettiğimizi söylememiz abes olur. Allah fiziksel tesettürden önce ahlak tesettürüne uymamızı ister. Bir insan bakışlarını, hal ve tavırlarını, jest ve mimiklerini, seçtiği kelimelerini önce tesettüre koyması gerekiyor. Bunlar yapılmadan fiziksel örtünme mahiyet itibariyle içi boş bir kalıp olur. Bir değeri ve kıymeti kalmaz.

Sosyal medya maalesef toplum hayatımızda bazı anormal şeyleri de normalleştirdi. Mesela Ali, çok rahat bir şekilde Ayşe’nin fotoğrafını beğeniyor. Hakeza Ayşe de öyle. Size de garip gelmiyor mu biz nasıl bu kadar ileri gitmişiz diye. Bediüzzaman Said Nursî hazretlerinin “Helal dairesi keyfe kâfidir, harama girmeye lüzum yoktur” sözünü bir de bu açıdan düşünmemiz gerekiyor. Vesselam… 
Erat KOCAOĞLAN
Yeni Asya Gazetesi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yusuf KAMBUR 4 yıl önce

sosyal medya sayesinde aslında gerçekler de gün yüzüne çıkmaktadır. daha önce kulluğu "takva" boyutunda olmayan ama zaman ve zemin bulamadığı için "dindar"mış gibi gözükenlerin maskesi bu sayede düşmüş olmaktadır.

allah cümlemize razı olacağı kulluk şuurunu bahşeylesin