Bu haber kez okundu.

Risale-i Nur'a adanan bir ömür
Merhum Zübeyir Gündüzalp, Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerine tam on bir yılı aşkın bir süre hizmet etme bahtiyarlığına eren İslâm kahramanı ve iman fedaisi bir simadır.
Bediüzzaman Hazretleri gibi bir dehaya hizmette vefa, fedakârlık ve sadakatte kusur göstermeyen bu iman fedâisi, bu harika hususiyetlerinden dolayı, Hazret-i Üstad’ın “Kahraman Zübeyir” taltifine mazhar olmuştur. Hatta, Üstad Hazretleri onun için Nur’un satır aralarındaki bir mektupta “Zübeyir bana Abdurrahman yerine verilmiş diye mânevî ihtar aldım.” (Şuâlar, 458) der.
Zübeyir Gündüzalp, 1920’de Konya’nın Ermenek kazasında dünyaya gelir. Babasının ismi Mehmed, annesinin Seyyide Hanım’dır. Kafkasya kökenli bir ailenin çocuğudur. Ermenek’te, sülâlesi “Zeyvergil” diye tanınır. Bu sülâle, temiz ve dürüst hususiyetleriyle öne çıkmıştır.
Ailesi, Zübeyir Gündüzalp’e ismini “Zeyver” diye koymuş, fakat daha sonraları Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu ismi değiştirerek, büyük sahabilerden Zübeyir b. Avvâm Hazretlerinin mukaddes ve mübarek ismini vermiştir.
İkisi erkek, ikisi kız olmak üzere dört kardeş olan Zübeyir Gündüzalp’in babası 1968’de, annesi ise 1975 yılında Rahmet-i Rahman’a kavuşmuşlardır.
Gündüzalp, çocukluğunda çatık kaşlı, hırslı, cesur fakat sevimli bir çocukluk yapısına sahipti. İlkokulu Ermenek’te bitirdi. Küçüklüğünde fıtratındaki mevcut hususiyetler, gençlik yıllarına sirayet etti. Sert, ama güzel ahlâklı ve merhamet telkin eden bir ruh hâli vardı. Adeta, bir “büyük genç”ti. Açık alınlı, ciddî ve vakar dolu bir sima, tığ gibi bir gençlik yapısına sahipti.
Memuriyet hayatına ilk defa Ermenek Postanesine atanarak başladı. Burada birkaç sene PTT memurluğu yaptı. “Bu sırada teftişe gelen bir müfettiş, çok genç olan Zübeyir’in Mors alfabesiyle telgraf alışını çok beğenmiş, kendisine biraz daha tahsil yapmasını, ileride tahsili olmayanların meslekte yükselemeyeceklerini hatırlatmış, bunun üzerine Ermenek’te ortaokul olmadığından, ortaokul tahsili için Silifke’ye gitmiş, ortaokulu da mezkûr kazada 1939 yılında bitirmişti.”
Akabinde Konya’da açılan PTT memurluğu sınavına tekrar girerek imtihanı kazanmış, yine Ermenek’te PTT memuru olarak memuriyete devam etmiştir. Bir müddet daha burada çalıştıktan sonra askere alınmıştır.
Zübeyir Gündüzalp, Balıkesir’in Susurluk kazasında vatanî vazifesini deruhte eder. Askerlik hayatının akabinde Konya’da PTT muhabere memurluğu görevine devam eder.
Risâle-i Nur’u, Konya’da PTT memuru iken tanır. Tarih olarak 1945’lere tekabül eder. Bu yıllarda, Konya’nın meşhur tüccarlarından ve Bediüzzaman Hazretlerinin mühim talebelerinden biri olan, Konyalı Sabri Halıcı vasıtasıyla Nurlarla şereflenir.
Hatta, Zübeyir Gündüzalp’ın küçük kardeşi Haydar Bey, 1945 senesinde Konya’ya gittiği zaman ağabeyi Zübeyir’in Muhsin Alev’le bir evde kaldıklarını söylüyordu. Zübeyir Gündüzalp’ın kendisine Nurlardan bahsettiğini, Üstad’ın büyük İslâm âlimi olduğunu anlattığını da ifade ediyor.
Üstad’ın hizmetine girişi
Fıtratında mevcut bir çok seciyesini Nur havuzuna atarak eriten Zübeyir Gündüzalp, Bediüzzaman Hazretlerini ilk defa 1946 yılında Emirdağ’da ziyaret eder.
İlk ziyaretinde heyecandan tir tir titriyor ve mütemadiyen gözyaşlarını tutamayarak ağlıyormuş. Üstad ‘Keçeli neden ağlıyorsun?’ diye onu bağrına basıp duâ etmiş.
Üstadının ikazı üzerine dışarı çıkıp yüzünü gözünü yıkıyarak tekrar Üstadın huzuruna kabul edilmiş. Ayrılık zamanı gelince Zübeyir Gündüzalp, Üstadına ‘Memuriyetten ayrılarak yanınızda hizmet etmek istiyorum’ demiş. Bediüzzaman bu fedakârlığa çok memnun olmuş. Cevaben ‘Vazifene devam et. Konya’da daha çok hizmet edersin. İnşâallah ileride alırım seni yanıma’ demiş.
Üstad’ı ziyaretinin akabinde “Üstad hasreti” yüreğinde kor olan Zübeyir Gündüzalp, artık Üstad’ı için yaşadığını kabullenmiştir.
Üstad hasret ve iştiyakı, onu Üstad’ına kavuşturması için kendi kendini ihbar etmeye kadar vardırmıştır. Meselâ, “Konya’nın Beyşehir Postanesinde memurluk yaparken o zaman Bediüzzaman Said Nursî Afyon Hapsindeydi. Zübeyir Gündüzalp, kendisini polislere ihbar ediyor: “Beyşehir Postanesinde Ziver adında bir memur var. Kendisi Nurcudur. Onu neden tutuklamıyorsunuz?” diye bir mektup yazar. Mektubun altına Zübeyir diye imza atar. Bunun üzerine Zübeyir Gündüzalp tutuklanır, hapse atılır ve Bediüzzaman’la beraber Afyon Hapsinde kalır.
Zübeyir Gündüzalp’in Afyon hapsindeki ilk mahkûmiyeti de böyle başlar. Onsekiz gün hapiste kalır. Ardından takipsizlik sonucu tahliye olur. Tahliyeden sonra Afyon’dan ayrılmaz, adeta oraya post serer. Bu arada, “Üstadının dışarıdaki lüzumlu işlerini, kitap gönderme-getirme işini ve evrak ve avukatlarla görüşme vesaire işleri, aynı zamanda o sıra Üstad’ın aleyhinde gizli tahriklerle yazı yazmaya başlayan mahalli ve umumî gazetelere karşı cevap yazma gibi işleri de yürütür.”
Dışarıda sıkıldığını söyleyen Zübeyir, “Mahkeme esnasında Ceylan’a sormuştu: ‘Ben böyle dışarıda sizlerden ayrı sıkılıyorum. Nasıl yapayım da ben de içeri gireyim?’ Ceylan: ‘Sert bir müdafaa yap’ demişti. O zamanlar Zübeyir, gayr-ı mevkuf mahkeme altındaydı. Neticede o da içeriye alındı.”
Afyon Mahkemesinin 1949 yılındaki bir kararı üzerine Zübeyir Gündüzalp tekrar bazı Nur Talebeleriyle birlikte Afyon hapsine atılır. Burada beş ay kadar Üstad’la birlikte kalır. 1949 yılı 20 Eylül tarihinde Afyon hapsinden tahliye olan Bediüzzaman ve arkadaşlarının içinde Zübeyir Gündüzalp de vardır.
23 Temmuz 1950’de çıkan umumî af kanunu üzerine kendisine iade edilen eski memuriyetine Üstad’ın emriyle yeniden 1950’nin son aylarında başlar ve bu defa tayini İslahiye kazasına çıkar.
Zübeyir Ağabeyin bu ikinci memuriyet hayatı böylece İslahiye’de 1951 yılı başlarında başlamıştır. Bu yeni memuriyetinde altı yedi aylık iken, 1951 yılı içinde tayinini Urfa’ya yaptırır. Ve Urfa’da bir-bir buçuk sene kalır. 1953 başlarında Urfa’da tevkif edilerek kırk gün yatar. Kırk gün sonunda kelepçelenerek Isparta’ya götürülür. Isparta’da iki ay kadar hapis kaldıktan sonra tahliye edilir. Zübeyir Gündüzalp’in Üstad’ın hizmetindeki günleri—bir buçuk sene kadar olanı hariç—1948 başlarından 1960 Mart sonuna kadar on bir buçuk senelik bir zamandır.
Zübeyir Gündüzalp’in temayüz etmiş bir çok güzel vasfı bulunmaktaydı. En önemli hususiyetlerinden başta geleni, Üstadına son derece sadakat içinde bağlılığıydı. Bir ifadesinde der ki: “Üstadım Bediüzzaman için hançerlerle parçalanırsam etrafa sıçrayacak kanlarımın ‘Risâle-i Nur, Risâle-i Nur’ yazmasını Rabbimden niyaz ediyorum.”
Zübeyir Gündüzalp 2 Nisan 1971’de Allah’ın vâsî rahmetine kavuşur. Vefatı sırasında yanında bulunanların anlattıklarına göre, hâlâ hizmeti düşünmekte ve şunu sormaktaydı: “Matbaadaki kitabın (risâle) baskısı bitti mi?”
Bu vesileyle, Zübeyir Gündüzalp ağabeyi rahmetle anıyoruz.
Yeni Asya internatıonal 
Anahtar Kelimeler:
Zübeyir Gündüzalp
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.