Ramazan Günlüğü (“Fakirdeki alacağımı zekâtıma sayabilir miyim?”)

“Şu halde, ne kadar gücünüz yetiyorsa Allah’a karşı o kadar sorumlu davranın: hem (O’nu) dinleyin, hem (O’na) itaat edin!

Ramazan Günlüğü (“Fakirdeki alacağımı zekâtıma sayabilir miyim?”)
Abdullah Uzun
Abdullah Uzun
13 Mayıs 2020 Çarşamba 08:58

“Şu halde, ne kadar gücünüz yetiyorsa Allah’a karşı o kadar sorumlu davranın: hem (O’nu) dinleyin, hem (O’na) itaat edin!

Ve kendi hayrınıza olmak üzere infak edin!

Kim kişiliğinin (zaafı olan) açgözlülükten (infak ile) korunursa, ebedî kurtuluşa nail olanlar işte onlardır.”

(Teğabun: 64/16)

“İnsanoğlu ‘malım, malım’ der durur. Hâlbuki senin malın; sadece yiyip tükettiğin veya giyip eskittiğin, ya da sadaka olarak verip kalıcı yaptığındır.”

(Muslim, Zühd, 3)

Soru:

Dinen zengin sayılan olmakla birlikte öyle parasının, malının sayısını bilmeyecek derecede zengin biri de değilim. Belli miktarda da alacağım var ama borçlu kişi de şu anda ödeyecek gücü yok. Alacağımı o kişiye bağışlasam zekât yerine geçer mi?

Zekâtın iki şartı vardır. Birincisi, parayı ya da malı verirken “Allah rızası için Zekât niyetiyle” verilmiş olması, ikincisi de “verilen mal ya da paranın fakirin mülkiyetine” geçmesidir.

Fakirden olan alacağımı zekâta saydığımda ise bu iki şart gerçekleşmemiş oluyor. Bundan hareketle “dört mezheb imamına göre” alacağımı zekâtıma sayamam. Temlik şartı gerçekleşmediği için…

Dört mezheb, bu hükmü verip defteri burada kapatmıyor. Hem alacaklının hem de borçlunun lehine olabilecek, yükünü hafifletebilecek şu iki formülü öneriyorlar:

1-“Ya fakir, borcu kadar bir parayı başka yerden bulup zengine borcunu ödesin. Borcunu tahsil eden adam da aynı parayı fakire zekât olarak versin,

2-Ya da anlaşmalı olarak Zengin, alacaklı olduğu kişiye zekâtını versin. Para fakirin mülküne geçtikten sonra zengine olan borcunu ödesin. Böylece “mülkiyete geçme şartı” gerçekleşmiş olur.”

Bu hem rencide edici olabilir hem de başka sıkıntılar doğurabilir.

Son dönem âlimleri “Mülkiyete geçme” şartını daha geniş yorumlamışlar. Demişler ki “Alacağınız para, borçlunuz olan kişinin zimmetine geçmiş size ait bir mülkiyettir.” Siz bu mülkiyeti zekât niyetiyle o kişiye temlik edebilirsiniz.

Yani alacağınız parayı zekât niyetiyle o kişiye bağışlayabilir, o kişinin mülkiyetine geçirebilirsiniz. Bu bağış (mülkiyete geçirme) zekât niyetiyle olursa, zekât yerine geçer.

Yaptığım araştırmadan çıkan sonuç budur. Alacağı olan Müslümanlar kendi vicdanlarına danışarak bu iki yoldan birini tercih edebilirler…

Soru:

Kiracım kirasını birkaç aydır ödeyemiyor. Kira alacağımı zekât olarak sayabilir miyim? Hem onu borç yükünden kurtarmış hem de bana da ilave bir yük binmemiş olur.

Cevap:

“Tevbe suresi 60. Ayette zekât verilebilecek sekiz sınıf sayılmaktadır. “Fakirler, miskinler (düşkün olanlar), borçlular” özellikle sayılmıştır. Bu sekiz sınıfın yedisinin ortak paydası “FAKİRLİK” tir.

Borçlu bir kimseyi borcundan kurtarmak, borçsuz fakire zekât vermekten daha faziletlidir. Buradan hareketle “kiracısından alacağı olan kira parasını” zekâtına sayıp, bir Müslümanı sıkıntısından kurtarmış olur.

“Temlik kavramına daha geniş bir anlam yükleyen bazı âlimler ise, fakirin zimmetinde bulunan alacağın ona bağışlanmasını da temlik olarak değerlendirmişler ve bunu caiz görmüşlerdir (Karadâvî, Fıkhu’z-zekât, II, 848-850; Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, II, 895 vd.). Bu son görüşle de amel edilebilir.”(Diyanet, Din İşleri Yüksek Kurulu)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.