Mevlana ve Bediüzzaman'ın büyük benzerliği

Mevlana "ben Kur’an’ın kölesiyim" derken Bediüzzaman "hizmetkârıyım" demiştir

Mevlana ve Bediüzzaman'ın büyük benzerliği
Abdullah Uzun
Abdullah Uzun
04 Ekim 2013 Cuma 21:30



Mevlana ve Bediüzzaman'ın büyük benzerliği

Mevlana "ben Kur’an’ın kölesiyim" derken Bediüzzaman "hizmetkârıyım" demiştir

İslam Tarihi içinde farklı zamanlarda İslam’ın yayılması ve korunması için çok sayıda mektepler ortaya çıkmıştır. Bu mektepler kendi zamanlarında İslam’ın yayılması için ehl-i sünnet çizgileri içerisinde hizmet etmeye çalışmışlardır. Bunların eğitim tarzları, toplumla ilişkileri farklı olsa da İslam hizmet amacıyla faaliyet göstermişlerdir.

Mevlana’nın öğretilerini yaymaya çalışan Mevlevîler ile Bediüzzaman’ın hizmet esaslarını hayatlarına hayat yapan Medrese-i Nuriye eksenli Nuh hareketi de hizmet etmişlerdir. Her ikisinin de çıkış kaynağı Kur’an-ı Kerim’dir. Mevlana "ben Kur’an’ın kölesiyim" derken Bediüzzaman "hizmetkârıyım" demiştir. Dolayısıyla aralarında büyük benzerlikler bulunmaktadır.

Bediüzzaman, “Mevlana benim zamanımda gelseydi Risale-i Nuru, ben de onun zamanında gelseydim Mesnevî’yi yazardım” diyerek Mesnevî ve Risale-i Nuru’un farklı çağlarda ortak aklı temsil ettiklerini vurgulamıştır.

Mevlana Anadolu’nun İslamlaşması sürecinde büyük katkı sağlarken Bediüzzaman ise, Anadolu’dan İslam’ın ve İslam kültürünün yok edilmeye çalışıldığı bir dönemde büyük katkı sağlamıştır. Anadolu’nun İslamlaşması sürecinde tasavvufî ekollerin büyük katkısı olmasından dolayı Mevlana tasavvufî öğretilerle insanların gönüllerini ve kalplerini fethetmeye çalışmıştır.

Bediüzzaman’ın yaşadığı dönemde fen ve felsefe topyekûn İslam’ın-imanın temeline uzanmasından dolayı o, faaliyet alanını o ideolojilerle mücadele ederek akılları ikna kalpleri tatmin etme yolunu seçmiştir. Dolayısıyla Mevlana da Bediüzzaman da içinde bulundukları çağın duygu ve düşüncelerine tercüman olmuşlardır.

Her iki mütefekkir de eserlerinde Kur’an-ı Kerim’in dayandığı dört temel unsur olan Tevhid, Nübüvvet, Haşir, adalet ve ibadet konularına vurgu yapmışlardır. Zalimlere ve zulme karşı, kardeşlik, hak ve adalet, dayanışma, kaynaşma, işbirliği ile dünya'da beşerin her iki saadetini temin etmeye çalışmışlardır. Ortak noktaların belirlendiği; nefretin ve düşmanlığın yerine barışın, sevginin hâkim olduğu Kur’ani bir yaşama tarzına rehberlik etmişlerdir. Bu noktada Mevlana ve Said Nursi Hazretleri’nin manevi mirası ve düşünce sistemleri insanlığın bu yeni arayışına cevap vermektedir.

Mevlana yaşadığı dönemde devlet adamlarının taltiflerine mazhar olmuş ve onlardan her türlü yardımı görmüştür. Bediüzzaman ise yaşadığı dönemde devlet adamlarının iltifatını, desteğini ve yardımlarını bir tarafa bırakalım, onların akla hayale gelmez eza, cefa ve işkencelerine maruz kalmıştır. O üç farklı dönemde (Meşrutiyet, İttihad ve Terakki ile Cumhuriyet) yaşamasına rağmen düşüncelerinde asla bir sapma olmamıştır. 1908 yılında Selanik’te ne söylemişse 1952 yılında İstanbul’da Gençlik Rehberi davasında aynı görüşleri söylemiştir. risalehaber

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.