İslamı suçlamak doğru mudur ?

Bizde suçlu değilmiyiz?

İslamı suçlamak doğru mudur ?
20 Ağustos 2013 Salı 10:26



Gereği gibi iman etmeyen Müslümanların bu günkü hal ve hareketlerine bakarak; Müslüman toplumların parçalanmışlığına, bir birlerini öldürmelerine, sömürülmelerine bakarak “İslam Dini”nin hayatı güzelleştirmede yetersiz kaldığı sonucuna asla varılamaz! İslam Gemisi’ndeki bir Müslüman şu hususlarda kesinlikle tereddüt içinde olamaz:

1-İslam’ın bu gün bir kez daha kendini ispatlamaya ihtiyacı yoktur.

İslam’ın, hayatı ve insanlığı zirveye ulaştırmada eşsiz oluşu tarihte çok defalar ispatlanmıştır. Müslümanların bu günkü halinden hareketle yeniden kendisini ispata ihtiyacı yoktur. Prof. Bekir Karlığa’nın şu tespiti önemlidir:

“Kuran’a gönül veren insanlar; tarihin her devrinde eşine rastlanmayan örnek davranışlar sergilemişlerdir. İlimde, sanatta, kahramanlıkta ve hayatın her alanında erişilmez harikalar meydana getirmişlerdir.

Daha sonra, Kuran’a gönül verdiklerini söyleyip de bunu laftan öteye geçirmeyen nesiller gelmiş ve atalarının yaptıklarıyla övünmekten başka bir şey yapmamışlardır. Onlarla bunlar arasında isim benzerliğinden başka ortak bir nokta bulmak mümkün değildir…”

2-İslam, insanlığın tek kurtuluş reçetesidir.

Cebrail tarafından Hz. Peygamber (sav)’e son defa geldiğinde kendilerini ilahi mesaja teslim edenler “asr-ı saadet” denen altın bir nesil oldular. Daha hayattayken cennetle müjdelenen, birçok ayette methedilen bu insanlar İslam gelmeden önce karanlık bir çağın insanlarıydı.

Helvadan put yapıp tapan, acıktığında ise İlah’ını yiyen, kız çocuklarını diri diri toprağa gömen, içkiyle banyo yapan, inanları köleleştiren, zulmün ayyuka çıktığı bir dönemin kayıp insanlarıydılar.

Hz. Peygamber (sav) onlara Bizans’ın tahtını ele geçireceklerini, Sasani İmparatorluğu’nu dize getireceklerini, Yemen hükümdarlarını mağlup edeceklerini vaat ettiğinde içlerinden biri şunu söylemekteydi: “Hz. Peygamber bize bütün bunları vaat ederken bu gün bizim açlıktan yerimizden kımıldayacak takatimiz yok! Nasıl olacak bu?” Kısa bir zaman sonra tarih Hz. Peygamberi haklı çıkarmıştı. Dün köle olan Tarık bin Ziyad, Ordu Komutanı olarak İspanya’yı fethetmiş, kralın tahtında İslam’ın insan onurunu nasıl yükselttiğini şöyle haykırıyordu:

 “Tarık! Dün boynu tasmalı bir köle idin; Allah seni hürriyete kavuşturdu. Sonra bir kumandan oldun! Bugün, Endülüs’ü fethetmiş ve kralın sarayında bulunuyorsun. Unutma! Yarın da Allah’ın huzurunda olacaksın!” (Gülen, sonsuz Nur)

3-Müslümanlar imtihan gereği bazen kaybetmiş gibi gözükebilir:

Müslümanların tarihin bazı dönemlerinde mağlup olmaları, ezilmeleri imtihan hayatının bir sonucudur. Bu, Sünnetüllah’tır. Allah (cc) bazı kullarını Şahadetle onurlandırır. İman sözünde sadık olanlarla yalancı olanları ayırmak için bu kaçınılmaz bir yoldur. “…Allah inananları ortaya çıkarmak, sizden Şehitler edinmek için (zamanı kâh lehinize, kâh aleyhinize çevirmektedir).”

                                                                                                                                  (Ali İmran:3/140)

4-Yenilgi durumu kalıcı hale gelmişse imanda eksiklik var:

 

Ama bu mağlubiyet alışkanlık halini alıp, uzun zaman Müslümanlar ayaklar altında çiğneniyorlarsa ve eğer üstün değillerse imanlarında bir problem var demektir. Çünkü gerçek müminler sürekli yenilgi içinde olamazlar. Hatalarından ders çıkarır ve yeniden filizleniverirler. “Gevşemeyin, üzülmeyin, inanmışsanız, mutlaka siz en üstünsünüzdür. (Eğer üstün değilseniz gereği gibi inanmamışsınız demektir.)” (Ali İmran: 3/139)

 

5-Ortada suç varsa ben de suçluyum.

 

Çünkü ben de İslam Gemisinin içindeyim. Kâfir ve Münafıkların baktığı çerçeveden olaylara bakamam. Eğer bu gün Müslümanlar adına işler iyi gitmiyorsa suçlulardan biri de benim.

 

Ana-babadan kalma taklidi bir imanla İslam’ın bir ucundan tutunduğu halde koltuğuna yaslanıp ayak ayaküstüne atarak; İslam düşmanlarının İslam hakkında sergiledikleri hastalıklı tutumu sergilememelidir.

SONUÇ: Bütün bu olaylar yaşanırken Müslüman nerede, kimin safında durduğuna dikkat etmeli. Bu itikadı bir meseledir. “Zalimlere sakın sempati duymayın, onları desteklemeyin, sonra ateş size de dokunur. Sizin Allah’tan başka yardımcınız da olmadığına göre, sonra büsbütün yardımsız kalırsınız. (Hud:11/113)

 

Unutulmamalıdır ki, Zalimlere buğzetmeyen kimse en başta mazlumun hakkını gasp etmiş, mazlumun günahını sırtına yüklenmiş demektir. Düşmanı düşman bilmeyen dostun kıymetini düşürmüş demektir. Batıla gönül veren İslam’ın büyüklüğünü anlayamaz. Bi taraf olan bertaraf edilir. Ne mutlu bu fırsatları iyi değerlendirip Şehitlik mertebesine ulaşanlara… Ne yazık Müslüman olduğunu söylediği halde İslam’ın büyüklüğünü idrak edemeyenlere…

 

 

 

  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
gönül çokokumuş - 8 yıl önce
Hocam yüreğinize saglık,ancak bu kadar güzel bu kadar narin bu kadar ince dokunuşlarla anlatılabilirdi...
Avatar
hamza - 8 yıl önce
ilahiyatçı olacak yanlış yazmış
sınız