İnsanın asıl vazifesi

İnsanın asıl vazifesi

İnsanın asıl vazifesi
Abdullah Uzun
Abdullah Uzun
26 Mart 2014 Çarşamba 16:13


İnsanın asıl vazifesi

Yapılan tüm çalışmalar sıkıntı ve stresin arttığını, manevî/psikolojik hastalıkların neredeyse salgın gibi yayıldığını bizlere gösteriyor. İşte tam da burada akıllara şu soru geliyor: Neden? Bunca varlığa, maddî bolluğa rağmen neden insanoğlu gittikçe daha da mutsuz bir hale geliyor? Neden her geçen gün boşanmalar, intiharlar artıyor? Neden?

Yard. Doç. Dr. Kenan TAŞTAN(yeni asya)
Bu sorulara cevap verebilmek için insanın bu dünyaya neden gönderildiğini, görevlerinin neler olduğunu ama bu görevleri yerine getirmek yerine, insanın nelerle uğraştığını bilmek gerekir.
“İnsan şu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiş, çok ehemmiyetli istidad (kabiliyet) ona verilmiş; o istidada (kabiliyete) göre, ehemmiyetli vazifeler tevdi edilmiş (verilmiş)…” (Sözler, 23. Söz, 5. Nükte)
Risale-i Nur’dan alıntıladığım yukarıdaki cümleye dikkat edilirse insan bu dünyaya başıboş olarak gönderilmemiş. Bu dünyaya gönderilen insan önce memur, sonra misafir sıfatlarıyla gönderilmiş. Bu cümlenin tam olarak anlaşılması için memur ve misafir kavramlarının bilinmesi gerektiğini düşünüyorum.
Memur: Belirli kurallar çerçevesinde, belli bir ücret karşılığında hizmetle mükellef olan kişi demektir. Yani belli bir zaman diliminde yapmakla sorumlu olduğu işleri aksatmadan yapmak zorunda olan kişidir memur.
Misafir: En basit ifade ile başkasının mekânında geçici olarak bulunan kişidir.
Şimdi bir düşünmenizi istiyorum: Konferans için sizin memleketinize 3-5 günlüğüne gelsem ve nezaketen beni evinizde misafir etseniz, ben daha evinize gelir gelmez eşyalarımı size sormadan sizin dolaplarınıza yerleştirsem, evdeki eşyaların şeklini kendime göre düzenlemeye kalksam, ev içerisinde sizin belirlediğiniz tüm kural ve kaidelere muhalif olarak yaşamaya kalksam. Benim hakkımda ne düşünür ve bana ne dersiniz?
Muhtemelen pek olumlu şeyler söyleyeceğinizi ve bu duruma katlanabileceğinizi düşünmüyorum.
İşte biz insanoğlunun durumu da bundan pek farklı değil. Kısa bir süreliğine belli görevleri yapmak için dünyaya gönderilen bizler, sanki bu dünyada kalıcıymış gibi hareket ediyoruz, dahası bu dünyanın ev sahibinin belirlediği kural ve kaidelere riayet etmiyoruz. Başımıza istemediğimiz bir durum geldiğinde de ev sahibinin koyduğu kuralları tahkir ederek ev sahibine sitem ediyor hatta onu ev sahibi olarak tanımadığımızı ilan ediyoruz.
Bizler bu dünyada memur ve misafir olduğumuzu bilir ve ona göre davranırsak; yapmak zorunda olduğumuz görevleri yerine getirir ve kısa bir zaman dilimi sonunda dünyadan asıl mekânımız olan ahirete gideceğimizi idrak edebilirsek, işte o zaman dünya hayatında başımıza gelen gelip geçici olaylara fazla takılmayız. Bu sayede de fânî olan bu dünyada bir atımlık barutumuz olan ümidimizi, sabrımızı tüketmeden huzurlu bir şekilde yaşarız.
Kısaca memur olana, memuriyetinin gereğini yapmak, misafir olana da ev sahibinin izzet ve ikramına teşekkür ederek, misafirliğin kural ve kaidelerine uymak düşer. İşte insanın asıl vazifesi budur.
 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.