Hz. Âdem’in Cennetteki Vücûdunun Mâhiyeti

Hz. Âdem’in (as) Cennetteki vücudunun mahiyeti

Hz. Âdem’in Cennetteki Vücûdunun Mâhiyeti
Abdullah Uzun
Abdullah Uzun
05 Ekim 2013 Cumartesi 10:45




Hz. Âdem’in (as) Cennetteki vücudunun mahiyeti

HALİL AKGÜNLER
Yeni Asya

Hz. Âdem Aleyhisselâmın Cennette yaratıldığı ve oradan dünyaya indirildiği konusunda bir çok İslâm âlimi ittifak etmektedir. Âdem (as) babamızın vücudunun topraktan yaratılmış olduğu hususunda da ittifak vardır. Ancak toprağın mahiyeti konusunda değişik yorumlar ve izahlar yapılmıştır.

Rahman Sûresi 14. âyet bu hususu şöyle açıklar:
“Allah insanı ateşte pişmiş gibi kupkuru bir çamurdan yarattı.”
Bu âyette toprak maddesi ile ilgili bir teşbih ve benzetme tabiri var, o da “salsal ve fehhar” tabirleridir.
Bu âyetin izahı ise Elmalılı Tefsirinde şu şekilde yapılmaktadır:
“İnsanlar ve cinlerden her birinin özellikle kendi yaratılışlarıyla ilgili nimetin şükrünü yerine getirmemelerine karşı kınamaya mukaddime yapılmak üzere her birinin yaratılışlarının başlangıç ve esasını beyan ile buyruluyor ki: (Allah) insanı fehhâr gibi bir salsalden yarattı. Salsal, tıngır tıngır ses veren kuru çamur demektir. Fehhâr, iyi pişkin saksı, yani fağfur (porselen) gibi çın çın ses verecek kadar kurumuş, hayattan o derece uzak kuru topraktır ki, insanın ilk çıkış yeri olan arz, güneşin sıcaklığı karşısında bu derece hayattan uzak iken Allah Teâlâ ondan tavırdan tavıra bir sülâle (soy) seçerek insanı yarattı. (Elmalılı Tefsiri, Rahman Sûresi. 14)”
Bu ifadede geçen tabirler bize insanın ilk yaratılışı ile ilgili mühim ip uçları veriyor. Topraktan yaratılmış cismin mahiyeti ile ilgili ilginç tanımlar ve izahlar yapılıyor.
Şöyle ki:
Âdem Aleyhisselâmın cismi Cennetteki hayata münasip ve uygun, tebeddül ve tegayyüre maruz kalmayan, yani daimî ve sabit bir cisimdi. “Âlem-i ebediyette ise zerrât-ı cisim sabit kalıp, terkib ve tahlile mâruz değil (Sözler, s. 459)” sırrınca Cennette insan vücudu tebdil ve tegayyüre maruz kalmaz, yani değişime uğramaz. Onun için cennete giden insan belli bir yaşta (33 yaşı) olacak denilmiş.
Demek ki, Hz. Âdem (as) Cennette değişmeyen, sabit bir cisme sahipti. Bu durum, Rahman Sûresi 14. âyette verilen teşbihe dikkat edilirse daha net görülür. Zira âyette kurumuş, tın tın öten, ateşte pişmiş bir topraktan bahsedilir. Bu teşbih meselesini bir miktar açacak olursak ilginç bir netice ile karşılaşırız. Günümüzde topraktan çeşitli malzemeler üretilmektedir. Tuğla ve seramik malzemeleri bunlardan bir kaçıdır. Toprak dediğimiz kil malzemesi yüksek ateşte pişirildiği zaman içindeki suyu kaybeder ve bu pişme sonrasında malzeme çok katı bir hal alır. Seramik ve tuğla gibi maddelerin en önemli özellikleri, özelliklerinin sabit kalarak çevre şartları karşısında değişmeden uzun süre dayanımlarını korumalarıdır. Günümüzde üç bin yıllık tuğla ve pişmiş toprak kalıntıları vardır. İşte âyetteki “fehhar ve salsal” teşbihlerinden Âdem Aleyhisselâmın değişmeyen, sabit ve daimî bir vücut yapısında olduğunu anlıyoruz.
Taha Sûresi 117-119. âyetlerde bu hususa dikkat çekilir:
117- Biz de (Âdem’e) şöyle demiştik: “Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis) sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra bedbaht olursun (sıkıntı çeker, perişan olursun).”
118- “Doğrusu sen cennette acıkmazsın ve çıplak kalmazsın. “
119- Ve sen orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağından etkilenirsin”
Mezkûr sûreye göre Hz. Âdem’in (as) cismi yapısı acıkmayan, susamayan, çıplak olmayan, yani giysiye ihtiyaç duymayan, sıcaktan ve ısıdan etkilenmeyen bir cisim idi. Yani Cennet hayatına uygun bir cisim. Nurlarda ifade edildiği gibi “cesed-i necmi ve cism-i nuranî” şeklinde bir cisim.
Zaten âyetin manay-ı muhalifine dikkat edilirse, susayan, acıkan, örtünme ihtiyacı duyulan ve güneşteki ısı ve sıcaklıktan etkilenen hayatın bu dünya hayatı olduğu anlaşılır.
Demek ki, Hz. Âdem’in (as) ilk yaratıldığında, şu anda yaşadığımız dünya şartlarındaki cisimden daha yüksek bir mahiyette yaratılmış olduğu anlaşılıyor. Bu sebeple ilk yaratılışta doku, organ, hücre ve kan gibi maddelerin olmadığını anlıyoruz.
“Bütün insanlığın genetik şifreleri ve DNA’larını ihtiva eden Yasak Meyvenin” yenmesi sonucunda dünya şartlarına uygun bir vücut ve cisme sahip olunduğunu, Kudret-i İlâhî tarafından doku ve organ ve hücrelerin ondan sonra yaratıldığını ve bunun sonunda Âdem (as) babamızın dünyaya gönderildiğini idrak etmiş oluyoruz.
Yasak meyvenin yenmesi ile hemen vücut değişimi olması, ardından “ayıp yerlerinin ortaya çıkması,” sonrasında ise dünyaya bir tünel açılarak ayaklarının kayıp hemen dünyaya gelmeleri de üzerinde ayrıca kafa yorulması gereken diğer mühim bir husustur.
Sual: Mü’min Sûresi 12. âyette, “And olsun biz insanı, çamurdan, bir sülâleden (süzülüp çıkarılmış çamurdan) yarattık” denmektedir. Çamur ise akıcı bir maddedir. Çamurun su ihtiva ettiği açıktır.
Cevap: Evet, insanın çamurdan yaratıldığı mezkûr âyette ifade edilmiş. Tefsir uleması da bu yönde fikirler beyan etmişler. Ancak bu durum yukarıda ifade etmeye çalıştığımız hususlar ile çelişmez. Çünkü dünya yüzünün daha insan yaratılmadan önceki sahipleri cinlerden bir taife idi. Cinlerin de hayat tarzı için dünyanın sıcak olması gerekiyordu. Zira cinler saf ateşten yaratılmışlardı.
Bu hususa Nurlarda şöyle dikkat çekilir:
“Halifetun. Bu tabir, arzın, insanların hayatına elverişli şeraiti haiz olmazdan evvel arzda idrakli bir mahlûkun bulunmuş olduğuna ve o mahlûkun hayatına, o zamandaki arzın evvelki vaziyetleri muvafık ve müsait bulunduğuna işarettir. ‘Halifetun’ tabirinin bu manaya delâleti, mukteza-yı hikmettir. Amma meşhur olan manaya nazaran, o idrakli mahlûk, cinlerden bir nevi imiş; yaptıkları fesattan dolayı insanlarla mübadele edilmişlerdir.” (İşaratü’l-İ’caz, s. 250)
İfadede geçen “mahlûkun hayatına, o zamandaki arzın evvelki vaziyetleri muvafık ve müsait bulunduğuna işarettir” tabiri o zamanlar dünya yüzünün sıcak olduğuna dikkat çeker. Eğer dünya yüzü çok sıcak ise ve toprak da eriyik bir halde sıvı gibi akıyorsa; işte bu durum toprağın çamur haline benzer. Toprağın yapısı kalsiyum, silisyum, demir ve alüminyum elementlerinin bileşimden meydana gelir. Bu maddeler ise 1500-2000 derece sıcaklıkta eriyik bir hal alırlar. Demek ki, o zamanlar dünya yüzünde genel sıcaklık bu imiş. Bir volkanın patlama sonrası meydana gelen eriyiklerde de ortalama böyle bir sıcaklık vardır.
Belki de Âdem (as) babamızın cismi böyle eriyik haldeki bir topraktan yapılmıştır. Bu tarz bir düşünce Rahman Sûresi’nde geçen “tın tın öten ve pişmiş bir toprak” anlamına gelen “fehhâr ve salsal” tabirlerine muvafık gözüküyor. Zaten bizi de böyle bir izah yapmaya sevk eden bu iki tabirdir.

Bütün bu yorumlar ve izahlar bize aittir. Elbette ki hakkın hakikatini bilmek Allah’a aittir. Mülkün sahibi O’dur. Sözlerimizde hata ve kusur varsa yine affedecek olan Rahman ve Rahim olan Rabbimizdir. 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gültepe - 6 yıl önce
subhaanallah