ANA VE BABANIN DUASINI ALMAK

ANA VE BABANIN DUASINI ALMAK

ANA VE BABANIN DUASINI ALMAK
Abdullah Uzun
Abdullah Uzun
09 Şubat 2014 Pazar 17:18

Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin hadislerinde anne babaya iyilik emretme çokça yinelenir. Anne babanın, çocuklarına iyi davranmaları konusundaki tavsiyeleri de; özel durumlarla sınırlı olmak üzere pek nadir görülür. Çünkü fıtrat, anne babanın bir özendiriciye gerek olmaksızın özden kaynaklanan yapısal bir güdü ile çocukları koruyup gözetmelerini tek başına güvenceye alır. Onlar bu koruyuculuk görevini; sıkıntı çekmelerini geçin, çoğunlukla ölüm sınırına ulaşan ilginç mükemmel soylu bir özveri ile ikilemeden, karşılık beklemeksizin hatta teşekkür bile ummaksızın yerine getirirler.

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Bizde çok büyük hakkı olan üç kişiden biri, dünyaya gelmemize sebep olan ana babadır. Diğeri, dinimizi doğru öğrenmemize sebep olan hocadır. Öteki de, maddî rızkımıza sebep olan işverendir.

Bir Müslüman çok başarılıysa, tuttuğu altın oluyorsa, işin temelinde, muhakkak ana babasının rızası, duâsı vardır, onları çok memnun etmiştir. Çünkü Resûlullah aleyhisselâm; “Ana babanın evladına duâsı, peygamberin ümmetine duâsı gibidir, reddolmaz.” buyuruyor. Bedduâsı da böyledir.

Bir evlât, ana babasının; bir işçi de işvereninin duâsını, rızasını alamazsa, Allah'ın rızasını alamaz. Yani, bize gelen nimete vesile olana teşekkür etmezsek, o nimet için yapacağımız şükrü Allahü teâlâ kabul etmez. Çünkü hadîs-i şerîfte; “Kendisine iyilik edene teşekkür etmeyen, Allah'a şükretmiş olmaz.” buyuruluyor.

Ana babamız hayattaysa, ellerini öpüp, gönüllerini, duâlarını almaya çalışmalıyız. Hattâ; “Cennet anaların ayakları altındadır.” hadîs-i şerîfine uyarak, annemizin ayaklarının altını öpmeliyiz. O zaman çocuklarımız da bize gerekli hürmeti gösterir. İnsan ne ekerse onu biçer. Eden kendine eder.

Çocuklarımıza malı, mülkü, taşı toprağı değil, namazı vasiyet etmeliyiz. Peygamberimiz ve bütün evliyâ zatların vasiyeti namazdır. Çünkü doğru kılınan namaz, her derde devadır. Büyük bir zatın oğluna vasiyeti şöyledir:

1- Bayılmak ve deli olmak hariç, hiçbir vakit namaz üzerinden geçmeyecek. O hâlde baba hakkı olarak sana vasiyetimdir, karada, havada, denizde, nerede olursan ol, Allahın emri olan namazı terk etmeyeceksin!

2- Eğer en yüksek mektebi bitirip bir meslek sahibi olmazsan, sana hakkım helâl olmasın! Çünkü ben sana iyi bir dinî terbiye verdim. Bu dinî terbiyeyi, alacağın ilimle ve kültürle birleştirirsen çok faydalı bir insan olursun. Dinî terbiye ve ilim, iki el, iki ayak, iki göz gibidir. Biri eksik olursa, insan da eksik olur. Vefât edeceği sırada da oğluna demiş ki: Oğlum, kitaplarını al, önümden geç! Ben ahrette Allah'ın huzurunda diyeceğim ki: “Ya Rabbî, ben gözlerimi, oğlumu tahsile gönderirken kapadım.” Kaynak:Tam İlmihal Saadeti Ebediye

 

 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.