Bu haber kez okundu.

Allah'a Aralanan Kapı
''Allah'a Aralanan Kapı'' başlığıyla Burhan Dergisinde yayınlanan yazı şu şekilde:

ALLAH'A ARALANAN KAPI

Her insan topraktan yaratılmıştır. Ama topraktan yaratılmasına rağmen her insanın derecesi farklıdır. Kimi insan esfele safilin iken kimi insan ahseni takvimdir. Kimi insan avam diye nitelendirilirken kimi insan hass’ül havastır. İnsanlar öldükten sonra cennet ya da cehenneme gireceklerdir. Lakin herkesin gireceği cennet farklıdır cehennem farklı. Herkes amelleri ölçüsünde gireceği cennet ya da cehennemin derecesini belirleyecektir. Dinimizde yapılan her iş bir derecelendirmeye tabi tutulmuştur. Herkes namaz kılar. Herkes kıldığı namazla aynı dereceye ulaşamaz. Kimisi namazı gösteriş için kılar. Maun suresinde gösteriş için namaz kılanlara yazıklar olsun denilmiştir. Kimi Allah için kılar ama kalbini namazda tutamaz. Kimisi huşu içinde namaz kılar. Hepsi Allah-u Teala’nın puanlamasında farklılık arz edecektir. O yüzden Müslüman yapacağı ibadetlerdeki derecesinin ne olacağını iyi idrak etmelidir.

NAMAZ GİDERKEN ATTIĞIN HER ADIM...

Her ibadet gibi sadaka da kendi içerisinde farklı derecelendirilmiştir. Sadakayı diğer ibadetlerden ayıran çok çeşitli olmasıdır. Her ibadet; namaz, oruç sayılmaz iken “Her maruf (iyi kabul edilen) sadaka” (Kütüb-i Sitte, Haz. İbrahim Canan, Akçağ yay., Ankara, 1995, c: 10 s: 17) kabul edilmiştir. “Başkalarına fenalık yapmaktan korun, zira bu, kendi nefsine yaptığın bir sadakadır.” “İki kişi arasında adalet yapman sadakadır. Bir kimseye hayvanına binmede veya yükünü üzerine koymada yardım etmen sadakadır. Güzel bir söz sadakadır. Namaza giderken attığın her adım sadakadır. Yoldan eza veren şeyi kaldırman sadakadır.” Her bir tesbih sadakadır, her bir tekbir sadakadır, her bir tahmid sadakadır, her bir tehlil sadakadır, emr-i bi’l maruf sadakadır, nehy-i ani’l münker sadakadır.”(Kütüb-i Sitte c. 10 s. 17)

SEN BAKIMIYLA MÜKELLEF OLDUKLARINLA BAŞLA

Sadakayı maddi bağlamda ele aldığımızda ise kişinin malından belli bir meblağı infak etmesidir. Efendimiz (sav) zengin ile fakirin infakını değerlendirmiş bir dirhem yüzbin dirhemi geçmiştir buyurmuştur. Nasıl olduğunu soran sahabeye ise bir adamın iki dirhemi vardı. Bunlardan daha iyisini tasadduk etti. Diğeri ise, malının yanına varıp, malından yüzbin dirhem çıkardı ve onu tasadduk etti.” (Nesai, Zekat 49, (5,59)) En üstün sadakanın hangisi olduğunu soran sahabeye “Fakirin cömertliğidir. Sen bakımıyla mükellef olduklarınla başla.” (Ebu Davud, Zekat 40, (1677)) diyerek verilen malın çokluğundan ziyade kişinin konumuna göre ne kadar verdiğinin derece bakımından önemli olduğunu vurgulamıştır. Maddi bağlamda en faziletli sadakanın ise “Size en faziletli sadakayı haber vereyim mi? (Boşanma, kocasının ölümü gibi bir sebeple) sana gönderilmiş ve senden başka bir çalışanı (Nafakasını temin edecek bir kimsesi) olmayan kızın (için harcadığın)dır.” (Kütüb-ü Sitte c: 17 s: 472) evladına yapılmış sadaka olduğunu haber veriyor. Görüldüğü gibi sadaka da kendi arasında derecelere ayrılıyor.

ALLAH'A ULAŞMIYORSAN O İLİM DEĞİLDİR

Derece bakımından en faziletli sadaka nedir? Sorusuna geldiğimizde “En faziletli, en üstün sadaka, Müslüman kişinin ilim öğrenmesi, sonra da Müslüman kardeşine öğretmesidir.” (Muhtaru’l- Ehadisi’n-nebeviyye ve’l-Hikemi’l-Muhammediyye, Seyyid Ahmed el-Haşimi, Daru’l Marife, Beyrut 2005, Hadis no: 207, s. 35) Peki ilim öğrenmek ve öğretmek niçin en üst sadaka seçilmiştir. İlim kişiyi Allah’a götüren yoldur. Hangi ilim dalıyla uğraşırsan uğraş, Allah’a ulaşmıyorsan o ilim değildir. İlmin başı Kur’an ve hadislerdir. Diğer ilimler Kur’an ve hadisleri daha iyi anlayabilmek, Allah’ın kudretini, yüceliğini kavrayabilmek için vardır. Kainattaki her şey Allah’ı zikretmektedir. Her ilim Allah’a aralanan bir kapıdır. Bu kapıdan ancak ilim ehl-i geçebilir. Bu yüzdendir ki ilim öğrenmek ve bir kardeşine ilim öğreterek onun bu kapıdan geçmesini sağlamak en büyük sadakadır. Diğer sadakalar kişinin dünyasını kurtarıp, güzelleştirirken; ilim öğrenmek ve öğretmek kişinin hem kendisinin hem de öğrettiği kişinin ahiretini kurtarır. Allah’ın en çok sevdiği kul nasihat edenlerdir. “Kıyamet günü insanların en pişmanlık duyanı şu adamdır ki, ilim öğrenmeye imkanı olduğu halde, dünyada iken ilim öğrenmeyen kimsedir.”(Muhtaru’l e- Hadis- 170)

EN BÜYÜK SADAKA

En büyük sadaka ilim öğrenmek ve öğretmek, kıyamette ise en pişmanlık duyulacak şey yine ilim öğrenmek. Demek ki kişinin hayat yolculuğunda yanına alacağı en büyük azık ilim olmalıdır.
 Kaynak : Burhan Dergisi 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.