“Ahmet Feyzi Okumuş ” Osmanlı Devletinin son döneminde yetişmiş ve “Hemşinli Ahmet Feyzi” olarak ünlenen büyük bir ilim adamıydı...
 
Hemşin’e bağlı “Kaptanpaşa Nahiyesinin” Uzundere köyünden olan değerli Hocamız benim de büyük dedem… 
Hem baba hem de anneden yetim kalan Ahmet Fevzi, amcasının elinde büyümeye başladığı yıllarda yoksul ve sıkıntılarla geçen bir çocukluk ve gençlik yaşamıştır...
 
İlk eğitimine dönemin medreselerinden olan “Senoz Deresi’ndeki” Yenice köyü (Parahol) Medresesi’nde başlamıştır...
Bu medreseyi başarı ile bitirdi ve fakat bununla yetinmedi Ahmet Feyzi…
Bütün arzu ve ideali ilim ve irfan merkezi olan Osmanlının Payitahtı İstanbul’a gidebilmekti…
Ancak insanların bir dilim ekmeği bulmakta zorlandığı bu yıllarda İstanbul’a gidebilmek onun için neredeyse imkânsız gibiydi!
 
Buna rağmen ilim öğrenme isteği ağır basan Ahmet Feyzi Hoca, imkânları yerinde olan bir yakın akrabasından gerekli parayı temin edip İstanbul’a gitti…
İleride kayınpederi olacak Başköy’lü hâkim Reşit Efendi’nin elinden tutmasıyla da ilim dünyasının kapıları genç Ahmet Feyzi’ye ardına kadar aralanmış oldu...
 
İstanbul’da maddi bakımdan çok zor koşullar altında okumaya çalıştı…
O dönemde fakir talebelerin Ramazan aylarında camilerde müezzinlik vb. hizmetler karşılığında “cer” denen ücretle hem çalışıp hem de; “Ulum-i Arabiyye” (Din İlimleri) “Şeriyye-i Hukuk” tahsil edip icazet (diploma) almayı başarabilmiştir…
 
Artık bir ilim adamı olan Ahmet Fevzi “Dar-u-l Muallim’in” (Edebiyat Fakültesi) öğretmenlik bölümüne kaydını yaptırarak edebiyat eğitimi de almaya başladı…
Bir taraftan dini ilimler hocalığı yaparak hayatını idame ettirmeye çalışırken diğer taraftan da edebiyat fakültesini bitirerek başarılması zor bir işi yapmış oldu…
O zor şartlar altında hem çalışıp hem de üç fakülte bitirmek bugün ki dünyada bile zor bir iş olmasına rağmen Ahmet Feyzi Hoca bunu başarabilmiştir.
Ve bunun yanında Arapça ve Fransızcayı çok iyi derecede öğrenmiştir…
 
Cumhuriyeti kuran kadrolarla yakın diyalogu olan Ahmet Feyzi, o günün zor koşullarını bu kadroyla tartışmış, nelerin yapılması gerektiği konusunda düşüncelerini açıklamış ve bu önemli sürece katkı yapmaya çalışmıştır…
 
Yıllarca İstanbul’un sayılı liselerinden Üsküdar Lisesi’nde yazı ve edebiyat hocalığı, Süleymaniye Camii Şerif-i Dersiam’ı (camide ders veren müderris) ve de Fetva Hane-i Ali (Fetva Kurulu) Muharrirliği gibi önemli görevleri deruhte etmiştir...
 
Ahmet Fevzi Hoca Efendi bir ilim, fıkıh ve edebiyat adamı olarak Ankara Hükümetinin yanında yer almıştır!
Rahmetli Dedem Necmettin Okumuş’un babasının bu durumu ile ilgili bana anlattığı şuydu; Ahmet Feyzi, Osmanlının son döneminin karmaşa içinde olduğu ve insana dair değerlerin alt üst olduğu ve kendi arkadaşlarıyla birlikte bu gidişin Osmanlının mahvına sebebiyet vermesinden korkarak bir şeyler yapılması gerektiğini düşündüğünü söylerdi.
O karışık yıllarda Ahmet Feyzi, Ziya Paşa gibi Osmanlının son dönemini eleştiren şairlerle birlikte olmuştu. Ben de bizzat Ahmet Feyzi Hocanın o günlerde yasak olan Ziya Paşanın basılan Osmanlıca şiir kitabını Necmettin Okumuş Dedemin elinde görmüş ve dedemin bana orijinalinden o şiirleri okuduğuna şahit olmuşumdur…
 
Artık Cumhuriyet ilan edilmiş ve Ankara Hükümeti kurulmuştur.
Her yönü ile yeni bir sistem vardır Anadolu Coğrafyasında...
Cumhuriyetin ileri ki yıllarında Başbakan olan sınıf arkadaşı “Şemsettin Günaltay”, Feyzi Hoca’ya bir mektup yazarak; bilgilerinden toplumun istifade etmesi gerektiğini rica etmiş ve bunun üzerine de Ahmet Feyzi Hoca sınıf arkadaşının bu ricasını kırmayarak yıllarca Rize Bölgesinde Cuma hutbelerini hazırlayarak toplumun doğru yönde din bilgisi alması noktasında katkı sağlamıştır…
 
İstanbul’dan Rize’ye köyüne geri dönen Hoca Efendi Rize’de açılan ilk İmam-Hatip okulunda Hocalık yaptı…
Bu okulda, Mesut Yılmazın amcası,  Demokrat Parti döneminde Devlet Bakanı olan İzzet Akçal’da vardı… Kendi oğlu dedem Yahya Cemal’in de talebesi olduğu bu okulda Hadis ve Tefsir hocalığı görevini yürüten Ahmet Feyzi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Rize ziyaretinde de burada tanışmış ve ülke meseleleri üzerine konuşma imkânı bulmuştu...
 
Daha sonra Rize’nin Pazar ilçesinde hâkimlik görevi de yapan Ahmet Feyzi doğduğu Uzundere köyüne geri dönerek bilgisini çoluk çocuğuna, komşularına ve kendisini ziyaret gelen insanlara aktarmaya çalışmıştır…
 
Çevresine her konuda yardımcı olan, insanları yönlendirerek, din ve dünya işlerinde kendisine danışılan bir insan olarak hayatını sürdüren dedem, ömrünün son yıllarında çevresinde toplanan Müslümanlara vaazlar vermiş ve toplumun şuurlanmasında önemli katkılar yapmıştır…
 
Dört erkek, üç kız olmak üzere yedi evlat sahibi olan Ahmet Fevzi Okumuş, 3 Şubat 1956 Hakk’a yürümüştür.
 
Cenazesinde, şuan hayatta olmayan en küçük oğlu dedem Necmettin Okumuş toplanan cemaate hitaben şunları söylemişti; “Muhterem cemaat şuanda ben ve bizim aile, bir babayı, bir büyüğümüzü defnediyoruz. Ancak hepimize malumdur ki; biz ve bütün yörenin insanı bir kütüphaneyi toprakla örtmek üzereyiz!” 
 
Eskiden beri sahip olduğumuz değerleri tanıyıp/tanıtmak ve onları kayıt altına alma derdim oldu… Böylelikle önce o değerleri tanıyıp sonrada kendimizi tanımanın yolunu açarız diye düşünürüm. Merhum Ahmet Feyzi Dedem ve ahirete intikal eden tüm değerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum…
 
Görüşmek üzere, Allah’a emanet olun…
  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yusuf KAMBUR 4 yıl önce

Allah rahmet eylesin. yazılı bir eseri olsaydı çok daha istifade ederdik. manevi büyüklerimizi yadetmek hepimizin vazifesidir. selam olsun hidayete tabi olanlara...

Avatar
Abdurrahman Akın @Yusuf KAMBUR 4 yıl önce

değerli yusuf kambur hocam; tabii merhum büyük dedemi ben tanıyamadım ama dedemi tanıdım,ondan kalan osmanlıca ve arapça eserleri; diplomalarını,yazışmalarını gördüm fakat kendisine ait küçük el yazması risaleleri olmasına rağmen değerlendirilmemiş olduğununa da şahit oldum. rahmetli bütün bu ilmine rağmen dedemin ifadesiyle kitap yazmayı düşünmediğini belki de bizim bilmediğimiz başka bir durumdan dolayı o kadar ilmi bilgiyi kendisiyle götürdü diyebiliriz!

Avatar
Osman Aygün 4 yıl önce

Rabbim Rahmet Eylesin..
O devirde yaşayan derdi İslam olan bütün dert üstatlarının en büyük görevi kitap yazmaktan çok ,yaşayan kitaplar yetiştirmekti.
İnsan helede kâmil insan yetiştirmek Sünneti Resülüllahın yoluydu.
Dedemizde bu yolu takip etmiş,ne Mutlu ona..

Avatar
Mehmet Yılmaz 4 yıl önce

Kıyıda kalan ama topluma yön veren değerli insanlarımız hep vardı var olacaklar. Merhum Dedeniz onlardan birisi. Allah rahmet eylesin.

Avatar
Ali Kemal Sarıibrahim 4 yıl önce

Unutulmuş değerlerimizi hatırlatmak çok güzel. Teşekkürler.

Avatar
Ahmet kahraman 4 yıl önce

Bugün böyle değerli birikim sahibi ileri görüşlü hoca bulmak iyice zor. İlmin her türlüsünü öğrenmek başka bir şey katıyor insana. Allah rahmet eylesin.

Avatar
OSMAN KAYA 4 yıl önce

bugün değilse yarın mutlaka değerlerin farkına varmalıyız yoksa nesillerimiz başıboş büyüyor,Allah korusun yarinki̇ günde

Avatar
özlem 4 yıl önce

rabbimin izniyle mekanı cennettir kesin Ahmet feyzi beyin. o devirlerde bunca başarıya ulaşmış olmak ayrı bir erdemdir öncelikle. bunun yanında hurafelerden uzak bir şekilde Osman beyin dediği gibi kamil insanlar yetiştirmiş olması da ayrı meziyet. günümüzde de böyle alim insanların çok daha fazla artması dileğiyle. Ahmet hoca Allah'ın rahmeti üzerinden hiç eksilmesin inşAllah.