Arıcılık kursuna rağbet fazla oldu!

Kurslara en fazla ilgili hangi yaş grupları gösterdi!

Arıcılık kursuna rağbet fazla oldu!
07 Eylül 2013 Cumartesi 10:13


Arıların Ablası’ olarak tanınan Arıcılık Yüksekokul Mezunu ve Arıcılar Birliği Sekreteri Gülçin İspir, yeni arıcılar yetiştirmek için Milli Eğitim Müdürlüğü Halk Eğitimi ve ASO Müdürlüğünün açmış olduğu 80 saatlik Arıcılık Kursu’nda eğitmen olarak ders veriyor.

Artvin’de özellikle son yıllarda arıcılık ve bal konusunda hayli yüksek talepler geldiğini, Artvin’in bundan büyük kazanç elde edeceğini belirterek; “Kursiyerlerin yaş ortalamaları orta yaş grubu. Ancak son yıllarda gençlerin de ilgisinin olduğunu görüyoruz. Arıcılığın önemini anlayabilmek için tarihçesinden başlamak en doğrusu olacaktır.
Arıcılığın tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. MÖ 7000 yıllarına ait mağara resimleri, çok eski tarihlere ait arı fosilleri ve tarihi buluntular bu görüşü doğrulamaktadır. Mısırda 4000 yıl önce Firavun mezarlarında bal ve balmumları bulunmuştur. Yine mısırlıların ayinlerinde balın yer aldığı ve kral hanedanlarından birisinin arıyı simge olarak kullandığı bilinmektedir. Mısır’da göçebe arıcılık yapılmaktaydı ve bu nedenle buradan Yunanistan, Filistin ve Kıbrıs’a arıcılığın yayıldığı düşünülmektedir.

ARICILIK İNSANLIK TARİHÇESİ KADAR ESKİDİR. İNSANIN
İLK FARK ETTİĞİ HAYVANLARIN BAŞINDA ARILAR GELİR
Hindistan’da MÖ 3000-2000 yılları arasında arı ve bala ait bilgiler bulunmuştur. Babilliler balı hem gıda hem de ilaç olarak kullanmışlardır. MÖ 384-322 yılları arasında yaşayan Aristo, yazmış olduğu Hayvanlar Tarihi adlı eserinde (5 ve 9. kitap) kovan içerisinde ana arı, erkek arı ve işçi arı olarak 3 tip arının olduğunu, arıların çiçek tozu topladıklarını, işçi arıların su taşıdıklarını ve işçi arılar arasında iş bölümü bulunduğunu ifade etmiştir. Bu eserde sadece, arıların çiçek tozundan balmumu ürettikleri konusunda yanılgıya düşmüştür. Yunanlılar saplardan örülmüş kovan, sepet kovan ve tahta kovan kullanmışlardır.
Romalılar arılar hakkında çok yazı yazmışlardır. Milattan önce Cato, miladi yıl başlangıcında Columella, Virgil ve 4. Georgies arı hakkında bilgiler vermişlerdir. Columella arılıktan 2.5 ton bal alınabileceğini, kovanların arılığa nasıl yerleştirileceğini, kovanların nasıl yapılması gerektiğini ve arıcılıkta kullanılan alet ve malzemelerin esaslarını yazmıştır. Boğazköy kazıları, MÖ 1300 yıllarında Hititler devrinde arıcılığın önemli bir zirai faaliyet olduğunu göstermiştir.

OSMANLI PADİŞAHLARI ARIYI VE BALI ÇOK ÖNEMSEMİŞLERDİR
Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve Yavuz Sultan Selim devirlerinde çıkarılan Kanunnamelerde arıcılığa ait hükümler bulunmaktadır. Türk köylüsü balı asırlardır bir ilaç ve şifalı besin kabul etmiş ve hastalara bal yedirmiştir.
Arı ve bala, Kur’an da yer verilmiştir.. Kur’anı-Kerim’in Nahl suresinin 68 ve 69. ayetlerinde mealen şöyle buyurulmuştur; "Ve Rabbin balarısına dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin. Her çeşit üründen ye, sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollarda yürü diye emretti. Karınlarında insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen milletler için bunda ibret vardır."

ARILARIN DUYU ORGANLARI ANTENLERİDİR
Bal arılarının zoolojik sistemdeki yerinden kısaca bahsedeyim. Vücutta hayvanlarda görülen iskelet yoktur. Vücudun biçimini ve dış etkilere karşı dayanıklılığını temin eden kitin maddesinden yapılmış halkalar ve kabuktur. Arının genel olarak 5 gözü vardır. İki tanesi çok yüzeyli mürekkep göz olup başın iki yanında yerleşmiş olup diğer gözler basit göz olup başın üst kısmında bulunurlar. Bilhassa erkek ve işçi arıda gözler çok kuvvetlidir. Arıların renkleri ayırt etme ve koku alma duyuları çok gelişmiştir. Arıların duyu organları antenleridir. Antenler iki adettir. Arı başını çiçeğin içine soktuğunda antenler sayesinde orada mevcut her şeyi duyar koklar ve fark eder. Arıların ağızlarında birde dil vardır. Dil, ağıza giren maddeleri yemek borusuna iter.

Dilin asıl görevi çiçekleri yalamaktır. Bazı çiçeklerde nektar derinlerde bulunur bundan dolayı dilin uzun olması istenen bir durumdur. Arıların 3 çift ayağı vardır. Arka ayakları polen tozu taşıma özelliğine sahiptir. Arıların iki çift kanadı vardır. Bu kanatlar sayesinde uçarlar ve kovan içi havalandırmayı sağlarlar. Arıların kanı renksizdir. Kalp ve dolaşım sistemi beş adet boşluktan ibarettir. Sinir sistemleri vardır ve işçi arılarda daha fazla önem kazanmaktadır.
Arıların solunum organları bütün vücuda yayılmış hava boşluklarından ibarettir. Uçma olayı da bu hava boşluklarına hava doldurarak sağlamaktadır. Arıların kendilerini korumaları için karınlarında iğne ve zehir torbaları vardır. İğne iki parça halindedir ve her birinin üzerinde dokuz adet diş vardır. Sokan arı iğnesiyle birlikte bağırsakları da dışarıda kaldığı için bir müddet sonra ölür. Sadece erkek arıların iğnesi yoktur.

ARICILIĞIN EKONOMİDEKİ YERİ KÜÇÜMSENMEYECEK KADAR BÜYÜKTÜR
Ekonomide ve istihdamda Arıcılık ve bal konusu çok önemli bir yer tutar. Sadece Artvin’de 80 binin üzerinde koloni olduğunu düşündüğünüzde bunun ilimize olan katkısını varın siz düşünün.
1. Arıcılığın Aile Ekonomisindeki Yeri
Arıcılık diğer tarımsal faaliyetlere göre daha az sermaye ile yapılabilen ve kısa sürede kazanç sağlayan bir faaliyettir. Arıcılık yapmak için kapalı bir alan yapımına veya arazi satın alınmasına gerek yoktur. İyi planlandığı veya diğer arıcılarla işbirliği yapıldığı takdirde ikinci bir meslek olarak boş zamanlarda bile yapılabilir. Ayrıca, aile fertlerinden herhangi birisinin kolaylıkla yapabileceği bir faaliyettir. Bu yönüyle, aile ekonomisi için asıl veya yan gelir kaynağı olabilir. Özellikle kırsal kesimde aile bütçesine önemli katkılar sağlar.
Arıcılık tarla, bağ-bahçe ve hayvancılık gibi tarım işletmeleri içinde ikinci üretim dalı olarak yapılabilir. Bu yolla işletmenin kazancı artırılmış olur. Aslında, tarla ve bağ-bahçe ürünleri üreten işletmelerde bal arılarına ihtiyaç da vardır. Bilindiği üzere, arılar bitkisel üretimde bitkilerin tohum ve meyve üretebilmeleri için ihtiyaç duydukları tozlaşmayı sağlayarak ürün miktarı ve kalitesinde çok büyük artışlara neden olurlar. Sadece bu nedenle bile tarım işletmelerinde arıcılığa yer verilebilir. Özellikle, çevrelerinde zengin bitki örtüsü bulunan işletmelerde arıcılığa da yer verilmesi hem işletmenin kazancında artışlara neden olur hem de bal veya diğer arı ürünleri üretiminden dolayı işletme bütçesine katkı sağlar.
Yukarıda da bahsedildiği üzere, bitkilerin tohum ve meyve üretebilmeleri için çiçeklerin yeterli miktarda tozlaşmaları gerekmektedir. Bal arıları, özellikle açık alanlarda tozlaşmayı (polinasyon) en iyi yapan böceklerdir. Bal arılarının değişik evrim aşamalarından geçerek nektar ve polenle beslenme sistemine geçmeleri ve bu amaca uygun organlarının oluşumu bitkilerin tozlaşma ihtiyaçlarının karşılanması ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle vücut yapıları ve beslenme tarzları gereği çok iyi tozlayıcı olan arılar, nektar salgılamaları ile çiçekler tarafından cezbedilirler.
Nektar ve polenin arılar tarafından toplanması sırasında da tozlaşırlar. Bitkilerin tozlaşma ihtiyaçlarını, tozlaşmada bal arılarının önemini ve bu yolla sağlanacak ürün artışını iyi bilen dış ülkelerdeki üreticiler bitkilerin çiçeklenme dönemlerinde arı kolonisi kiralayarak daha fazla ve daha kaliteli ürün elde ederler. Bu konu maalesef ülkemizde yeterince bilinmemekte ve büyük miktarlarda ürün kayıpları meydana gelmektedir.

Arılarla sağlanan tozlaşmadan; başta badem, elma, kiraz, şeftali, armut, kayısı, erik ve çilek gibi meyve türleri; pamuk, ayçiçeği ve anason gibi tarla bitkileri; kavun ve karpuz gibi bahçe bitkileri; fiğ, üçgül, yonca ve korunga gibi yem bitkileri olmak üzere hemen hemen tüm bitki türleri fayda sağlar. Bunun yanında, bazı bitki türlerinin tozlaşması sadece arılar aracılığı ile gerçekleşir ve bitkinin sürekliliği arıların varlığına bağlıdır.

Bitkisel üretimde bulunan üreticiler; bitkilerin tozlaşma istekleri, bitkiye has tozlayıcılar, tozlaşma etkinliğinin artırılması ve bu amaçla bal arılarının kullanılması konularında bir uzmanın görüş ve önerilerini alarak üretim miktarlarını ve ürün kalitesini artırabilirler.

TOPRAĞI OLMAYAN AİLELER ARICILIK İLE GEÇİMLERİNİ SAĞLAYABİLİR
Arıcılığın ülke ekonomisine katkısı, tarımsal bir faaliyet olması sonucu doğrudan ve gerek sosyo-ekonomik bir konu olması gerekse bitkisel üretime katkısı nedeniyle dolaylı olarak da olmaktadır. Arıcılık toprağa bağımlı olmayıp, topraksız veya az topraklı aileler için tek başına bir geçim kaynağı olabilmektedir. Aynı zamanda en ucuz ve en kolay istihdam yaratan tek tarımsal faaliyettir. Ayrıca, arıcılığın çevreye ve doğaya doğrudan veya dolaylı hiçbir zararlı etkisi yoktur. Daha da önemlisi doğal denge için mutlak surette arılara ve dolayısıyla arıcılığa ihtiyaç vardır. Ülkemizde çok geniş alanlarda arı tozlaşmasına ihtiyaç duyan ürünler yetiştirilmekte ve arıcılıktan bu yönde de faydalanılmaktadır. Çoğu kişilerce fark edilmeyen bu katkı arı ürünlerinden çok daha fazladır.
Kısaca, arıcılığın bir üretim dalı olarak bal ve balmumu üretimiyle ülke ekonomisine doğrudan katkısı 160 trilyon TL. Civarındadır. Arıcılığın tozlaşma yolu ile ekonomiye olan katkısının bal ve balmumu ile sağlanan katkının en az 10-15 katı olduğu dikkate alındığında arıcılık bu yolla ülke ekonomisine 1.6-2.4 katrilyon TL. Katkı sağlamaktadır. Ayrıca, büyük çoğunluğu kırsal kesimde yaşayan ve yeterli toprağı olmayan 150.000 dolayındaki kişi için istihdam kaynağı olması arıcılığın ülkemiz ekonomisi yönünden önemini ortaya koymaktadır.

ARTVİN’DE ONLARCA KADIN ARICIMIZ VAR. FİLİZ GÜLBİN TARIM BAKANAMIZ
SAYIN EKER’E UYGULAMALI OLARAK SUNİ TOHUMLAMAYI ANLATTI
Arıcılığın eskiden erkeklerin yapabildiği iş olarak görüldüğünü, ancak son yıllarda bunun yanlış bir kanı olduğunun farkına varıldığını da belirten İspir; “Arıcılığın erkeklerin yapabileceği bir uğraş olduğu kansının ne kadar geçersiz olduğunu bugün açıkça görülebiliyor. Artvin’de 10’larca kadın arıcı var. Bunların arıcılık bilgisi olsun, kaliteli bal üretiminde olsun çok yetenli olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim.
Bundan 15-20 gün önce Gıda Tarım Ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker Artvin’i ziyaret ettiğinde Türkiye’de tek biyosfer alanı olan ve Gen Koruma Merkezi olarak tanınan Macahel’e gittiğinde orada benim arkadaşım olan Filiz Gülbin Sayın Bakana Suni Arı Dölleme işlemini uygulamalı olarak anlattı. Açıkçası bu beni çok mutlu etti. Emin olun ki Sayın Bakanın da hoşuna gitti. Çünkü Artvin kadını tüketen değil üreten olmak istiyor. Bunun içinde tüm donanıma, yeteneğe ve eğitime meyilli yapısı var. Halk Eğitim Kursunda 3 kadın kursiyer kursa devam ediyor. Onlar sertifikalarını aldıktan sonra inşallah bu sayede koloni sahibi olacak ve üreticiler kervanına katılacaklar. Ben bu çorbada bir tutam tuz olmayı başarırsam ne mutlu diyorum.

ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM
08 Haber gazetesi yöremizde arıcılık konusunda üreticileri destekleyen, onları tanıtan, Artvin balının Türkiye ve dünyada tanınması için yoğun gayret gösteriyor. Sizin yaptığınız iş bal üretmek kadar önemlidir. Çünkü balınız ne kadar çok ve kaliteli olursa olsun eğer tanıtım yapamazsanız.
Kendinizi ifade edemezseniz pazar konusunda sıkıntı yaşayabilirsiniz. Kaldı ki Artvin balı kalite bakımından en ön sıralarda yer alır. Bütün arıcılarımız bu konuda çok iddialılar. Bu bakımdan ben bundan büyük mutluluk duyuyorum. Eğitimli olmanın artısını yaşıyoruz. Marka çok önemli bir detaydır. Markanız yoksa dünyanın en kaliteli balını da üretseniz kendinizi anlatamazsınız. Onun için bal üreticilerimizin marka olma yolunda çalışmalar yapmalarını öneriyorum. 08 Haber gazetesine de çok teşekkür ediyorum. Sağlıklı, mutlu bol ürünlü ve bol kazançlı günler diliyorum.” 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.