Diyanet Bediüzzaman'ın Koyduğu Hedefin Çok Gerisinde

Diyanet Bediüzzaman'ın Koyduğu Hedefin Çok Gerisinde

Diyanet Bediüzzaman'ın Koyduğu Hedefin Çok Gerisinde
Abdullah Uzun
Abdullah Uzun
19 Şubat 2014 Çarşamba 19:46

Röportaj: Özkan Akçalı

Risale-i Nur ve Bediüzzaman Hazretleri'nin talebeleri hakkında yaptığı çalışmalarla tanıdığımız yazar İhsan Atasoy, İşarat'ü-l İ'caz eserinin Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından basılmasını Risale Ajans'a değerlendirdi. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu eseri basmasını çok önemsediğini belirten Atasoy bununla birlikte devlet olarak bu konuda Üstad'ın belirlediği hedefin çok gerisinde kaldığımızı belirtiyor.

İşaratül-İcaz tefsirinin Diyanet İşleri tarafından basılması ne anlama geliyor olabilir? Görüşlerinizi alabilir miyiz?

Risale-i Nur'un devlet eliyle ve Diyanet tarafından basılması elbette çok güzel bir gelişme. Bu, Üstad'ın bir hayali ve hedefiydi. Hayalin gerçekleşmesi yolunda atılmış bir ilk adım bu.. Fakat şunu belirtmek isterim ki, İşaratül-İcaz bundan 100 sene önce devlet eliyle basılmış bir eserdir. İlk olarak Enver Paşa tarafından çok takdir edilen bu eser, bizzat kağıdı temin edilerek bastırılmış ve bütün müftülüklere dağıtılmıştır. Bu bir.. 

İkincisi, Adnan Menderes milletvekilleriyle Üstad’a haber gönderip, "Bize Dua Etsin" dediği zaman Üstad, Ezan-ı Muhammedi'yi ihya ettiği için ona duamız ve desteğimiz devam ediyor. Fakat duamızın devamı için yapması gereken iki şey daha var; Birisi, "Risale-i Nur'ların, bütün okullarda, üniversitelerde bir ders-i hakikat olarak okutturulması" İkincisi, "Ayasofya'nın ibadete açılması." demiştir. Dikkat edilirse Üstad Risale-i Nur'ların sadece basılmasını değil, bunun çok ötesinde okullarda bir ders-i hakikat olarak okutturulmasını istiyor.  

Şimdi bu gün devlet olarak Üstad’ın belirlediği hedefin çok gerisinde kalmış olsak da adım atılmış olmasını önemsiyorum. Enver Paşa'dan bu zamana kadar yaklaşık 100 sene geçti. Adnan Menderes'ten bu yana ise 60 yıl geçti. Bütün bunlara rağmen gerçekleşmiş olması takdire şayandır. İnşaallah devamı gelir. Fakat Üstad'ın Risale-i Nur'ların bütün okullarda bir ders-i hakikat olarak okutturulması hedefinin neresinde olduğumuzu düşünmemiz lazım diyorum.   

Birde o dönem bir garantörlük istiyor değil mi? Çünkü o dönemki mektupları incelediğimizde, Risale-i Nur'ları okumak yasak, neşr etmek yasak, basmak yasak. Üstad diyor ki Risale-i Nur'ları devletin neşretmesi lazım ki; bu eserler yasaklanmasın. daha ileride böyle yasak olmasın. aslında Üstad Hazretleri devlet garantörlüğü istiyor. Ama biz şimdi 2014 yılındayız ve Risale-i Nurları yayınlayan onlarca yayınevi var.

Öyle bir garantörlüğe ihtiyaç kalmadı artık. Hem Risale-i Nurlar, bu gün 47 dünya diline tercüme edilip dünyanın her yerinde basılıyor.

O zaman biz bu işi Diyanet'ten çok daha iyi yapıyoruz diyebilir miyiz? 
 
Böyle bir şey demeye gerek yok. Devlet imkanıyla nasıl basılması gerekiyorsa öyle basmışlar. Yani Kalite bakımından diyecek bişey yok. Ancak Diyanet camiası arasında bir program dahilinde bu eserin okutulup anlaşılması lazım. Sayın Mehmet Görmez Bey'in bu gerçeği idrak edip bu konuda da adım atacağına inanıyorum. Hiç olmazsa Haseki Eğitim Kurumları'nda yüksek bir tefsir dersi olarak okutulmasını sağlamalıdır.

Risale-i Nur'u basmaktan daha önemli olan içindeki muhteva zenginliğini insanlara ulaştırmak daha önemli öyle değil mi?

Elbette, İşarat’ül İ’caz çok özellikli bir tefsirdir. Hem de anlaşılması için çok özel gayret isteyen bir tefsir. Bunun için Diyanet’in yüksek eğitim kurumu olan Haseki Merkezleri'nde Tefsir programına alınması lazım. Bununla beraber, bütün Kur'an Kursu hocalarına, vaizlere ve imamlara da dağıtılıp onların da istifadesine sunulması gerekir.      

Anlamlı olan bu aslında. Peki bu gelişmeler İlahiyat camiasının Risale-i Nur'lara bakışını da değiştirir mi? İlahiyat camiasında benim gözlemim ve şahsi fikrim; Risale-i Nur'lara karşı bir perde var gibi algılıyorum, yanılıyor olabilir miyim?
 
Evet doğru. Aslında Risale-i Nur'a İşaratül-İcaz'la başlanması Diyanet açısından isabetli.. Dediğiniz o peşin hükmü ve yanlış algıyı kırma bakımından... Çünkü İşaratül-İcaz, Üstadın hem arapça olarak yazdığı, hem de belagat bakımından benzeri bulunmayan bir eser. El Ezher'de takdir edilerek okutulması bundan dolayıdır. Ama Risale-i Nur, umumi irşat eksenli bir külliyat olduğundan, yepyeni bir tecdid üslubuyla kaleme alınmıştır. Klasik İslami eserlerden ayrılan bir yönü vardır. Bunun için özellikle din adamları tarafından algılanmakta zorlanmasının bir sebebi de budur. Fakat İşaratül-İcaz için bu durum söz konusu değil. Üstad’ın ilmi seviyesini kavramak isteyenlere bir meydan açıyor. Üstad’ın ilmini kavradıktan sonra Risale-i Nurlara karşı klasik bakış açısının da kırılacağı kanaatindeyim.  

Çok yüksek tefsir olduğunu hatta Arap alimlerin bile hayranlıkla bu tefsiri okuduklarını biliyoruz. Hatta bazı kısımlarını anlamakta zorluk çektiklerini bile söylüyorlar.

Evet, bilhassa İslam dünyasındaki tefsir alimleri hayranlıklarını gizleyemiyorlar. Nasıl bundan habersiz kaldık diye hayıflanıyorlar. Hatta böyle bir esirin hiç ummadıkları bir yerden, yani Türkiye’den çıkmış olmasına şaşırıyorlar.     

Başka söylemek istediğiniz birşey var mıdır abi ? 

Rabbim bu ve bunun gibi hizmetler hürmetine içinde bulunduğumuz sıkıntıları bertaraf eylesin. Üstadın duasıyla, ‘Rabbim, bizi bu muvakkat arızalarla perişan etmesin’ diyoruz. Bunlar, gelip geçici imtihanlardır. İnşaallah en az zararla atlatır, daha güzel günlere çıkarız. Ülkemiz bütün İslam alemi tarafından İttihad-ı İslamın bayraktarı olarak görülmekte ve ümit edilmektedir. Rabbim bu ümitleri boşa çıkarmasın. Amin…  
 
Kaynak : Risale Ajans  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.