“Kız Kulesi” denilince tüm yurtta elbette İstanbul Boğazı’nın incisi malum kule akla gelir. Ancak Karadeniz’de, Pazar’ın sahiline bitişik kayalıklarda adı yine Kız Kulesi olan farklı bir yapı daha bulunmaktadır. Ancak Pazar’daki Kız Kulesi, İstanbul’daki adaşına nazaran ne yazık ki oldukça öksüz ve sahipsizdir. Yüzyıllardır kendi halinde günümüze dek ulaşmayı başarabilmiş olmasına rağmen, ne bir bakımdan geçmiş, ne de turizme açılarak ziyaretçilerle buluşturulmuş. Hakkında doğru dürüst bir bilgi, masal ya da efsane de bilinmiyor. Kim tarafından yaptırıldığı,  hangi devlet döneminde inşa edildiği, ne amaçla yapılması planlandığı, hangi tarihte tamamlandığı, ne gibi gayelerle kullanıldığı gibi soruların hiçbir ciddi yanıtı yok. Üstelik gerçekten kale ya da kule olduğu bile kesin değil. Belki de döneminin muhteşem tasarlanmış bir malikânesi… Roma İmparatorluğu ya da Trabzon Rum İmparatorluğu zaten yöremizle ilgili hiçbir bilgi sunmuyor. Hangi köyde kaç koyun olduğunun bile kaydını bulduğumuz Osmanlı Arşivleri de bu konuda lâl olmuş.
Yöre üzerine yapılan onlarca tarih ve kültür çalışmalarında Rize Kalesi’nin, Zir Kale’nin, Kale-i Balâ’nın ve Ciha Kalesi’nin isimleri sayılırken arada mutlaka Kız Kulesi’nin adı da zikredilir. Bazıları daha da ileri gider ve aslında hiçbir şey anlatmayan bir takım bilgileri kopyala yapıştır metoduyla bir-iki paragrafta ifade edip sıradaki kaleye geçer. Temel kaynaklar ise hemen her konuda olduğu gibi birbiri ile çelişir. Nasıl mı? Bakalım;
Doğu Karadeniz üzerine ve bilhassa Lazlar üzerine 1985 tarihinde yaptıkları makale ile tanınan A.Bryer ve D.Winfield, Kız Kulesi’nin Trabzon Rum İmparatorluğu döneminde 13. ya da 14. yy’da yaptırıldığı sanılmaktadır diyorlar.
1817-1819 tarihlerinde tüm Karadeniz kıyılarına anlatan Trabzonlu Ermeni seyyah P.Minas Bijişkyan, kulenin Cenovalılar tarafından asil bir kız için yaptırıldığını söylüyor.
Pazarlı araştırmacı tarihçi Muzaffer Arıcı da, kaynağını göstermemek kaydıyla Cenovalı bir prensin kızı için yazlık olarak inşa ettirdiğini ifade ediyor.
Tüm Anadolu’nun antik dönemleri için uzmanlaşmış olan Prof.Dr. Bilge Umar ise, bu kulenin 8. yy.da yaptırıldığını söylüyor.
Rize’deki tüm tarihi varlıkları akademik bir çalışmada inceleyen Prof. Dr. Haşim Karpuz da A.Bryer’i kaynak olarak kabul edip, eserin 13. Veya 14. yy.da inşa edilmiş olabileceğini ima ediyor.
1843-1844 yıllarında yöremizi karış karış gezen Alman Prof. Dr. Karl Koch, günlüklerinde bu kulenin Türkler tarafından yapıldığını, tüm baştan çıkarmalara rağmen bir türlü alınamadığı için Kız Kulesi isminin verildiğini söylüyor. Koch, kule ile ilgili değişik bilgiler de veriyor. Buna göre; kuleyi pencerelerinden ötürü konuta benzetiyor ve bir süredir haydutların burayı mesken bellemesinden ötürü Mustafa adlı bir derebeyinin burayı yakıp yıktığını anlatıyor. Koch, adı geçen Mustafa’nın kimliğini tam olarak vermiyor ancak bu derebeyinin Telator İbrahim Ağa’nın (İbasa) oğlu Mustafa Ağa olduğunu biliyoruz.
Türkiye’nin dört bir yanını 5 ciltlik eserinde derleyen John Freely ise bu kulenin Trabzon Pontus Krallığı döneminde yapıldığı belirtiyor.
İhsan Topaloğlu, Pazar Tarihi ile ilgili yaptığı çalışmada, 1532 tarihli bir Osmanlı arşiv belgesinde Kız Kulesinden bahsedildiğini söylüyor ama arşiv kodunu vermediği ve bu tarihte yöremizle ilgili bir kayıt bulunmadığı için bu bilgi de ortalıkta kalıyor. Aynı eserde ilginç bir sözlü kaynak olarak Akmescit köyünden İsmail Serdaroğlu’nun verdiği sözlü bilgiler sunuluyor. Buna göre; Kız Kulesi’nde, Atina şehrini Abaza korsanlarına karşı korumakla Serdaroğlu Mehmet Ağa adlı zat görevlendirilmiş. Mehmet Ağa, Abaza korsanlarının başı olan İbrahim’i yakalar, zindana atar ve nihayet öldürür. Kardeşleri ise korsanlıktan vazgeçer ve Akmescit köyüne yerleştirilirler. Buradan bugün ki Akmescit’te yaşayan Abazaoğlu ailesi kastedilmektedir.
Yöremizde bu tip kaynak bilgilerinin dışında elle tutulur bir hacme sahip olmayan bir takım efsanevi anlatımlar da mevcuttur. Örneğin vakti zamanında birbirini efsanevi şekilde seven çiftten kız olanın Kız Kulesinde, erkek olanın ise Sivrikale köyü sahilindeki kayalıkların üzerindeki bulunan kalede hapsedildiği rivayet edilmektedir. Hatta bu yüzden Tordivat kalesine (bazı kaynaklar bu kaleyi Zelek Kalesi olarak da betimler) bir dönem “Erkek Kalesi” dendiği de rivayet edilmektedir. Bundan başka özellikle Roma döneminde bu iki kalede kalan insanların ya da muhafızların dev aynalarla anlaştıklarına dair bilgiler de mevcuttur. Daha yaygın bir efsane ise Kız Kulesi ile Hemşin Deresi’nin 7. Km’sinde bir tepede bulunan Ciha kalesi arasında ateş ile irtibat kurulduğu yönündedir. Kule ile ilgili bir diğer hipotez ise, buranın ilçeye adını veren Athena adlı kadının Tapınağı olduğu yönündedir. Görüldüğü üzere Kız Kulesi, hakkında hiçbir kesinliği olmayan bir takım bilgi kirliliği ile günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır.
Kulenin mimari yapısına dair de birkaç laf etmek gerekir. Yapının girişi batı yönündeki kapıdandır. Kapının sütunları alçak blok taştan teşkil edilmiş olup, üst kısmında iki sıra kemer stilde yontulmuş taş vardır. Kemer kısmın üzerinde muhtemelen bir çeşit kitabenin olduğu kısım bulunmaktadır ancak bu kısımdaki taş yerinden sökülmüştür ve burası boşluk halindedir. Yapının sadece birkaç mazgal pencereyle aydınlanan zemin katı buranın hizmet mekânı olduğunu göstermektedir. Ayrıca zemin katta bulunan taş ocak bu düşünceyi destekler niteliktedir. Yapının günlük işleri ve yemek hizmetinin bu bölümden sağlandığı ortaya çıkmaktadır. Yapının zemin kat üstündeki kotta ise pencereler büyüktür. Buranın yönetim veya yaşama mekânı olduğu düşünülmektedir. Bu kotun üstündeki katlarda ise savunma ve gözleme işlevlerinin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Kule genel olarak oldukça muntazam taş duvarlara sahiptir. Dış kenar uzunlukları 9,66 m ile 9,07 m uzunluğunda olduğundan neredeyse kare ebattadır. Yapının en çok zarar gören kısmı, Pazar’a bakan güney kısmıdır. Bu da rivayetlerdeki gibi bu yönden bir takım müdahalelere maruz kaldığını desteklemektedir.  Güney ve Doğu cephelerinde biraz daha farklı bir taş dokusu göze çarptığından, bu kısımların sonradan yapıldığı yada revizyon geçirdiği hissini vermektedir. Her cephede farklı dönemlere ait taş örgü formları mevcuttur ki bu da yapının çok defa irili ufaklı tadilat geçirdiğini göstermektedir. Hemen hemen her yönde ve her katta mazgal delikleri bulunmaktadır. Ancak konutlardakine benzer şekilde pencereler de bulunması, kulenin farklı dönemlerde farklı amaçlarla kullanıldığını göstermektedir.
Yapıya yörede ve literatürde her ne kadar Kız Kulesi denilse de, yapıda herhangi bir kule bulunmamaktadır. Bu açıdan yapının daha çok korunaklı ve emniyetli bir konut olduğu görüşü ağır basmaktadır.
Kız Kulesi, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından 03/08/2006 tarihinde 775 No’lu karar ile 1. Koruma derecesi ile kültür envanteri olarak tescillenmiş ve koruma altına alınmıştır. Kulenin günümüzdeki yasal sahibi, Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü’dür. Yakın gelecekte restorasyondan geçirileceği ve turizme açılacağına dair somut adımlar atılmıştır. İlgili mercilerden dileğimiz başarılı bir restorasyon çalışmasının yapılması ve karbon testi gibi teknik yöntemlerle yapısının incelenerek yapım yılının ortaya çıkarılmasıdır.
 
 
 
  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.