Fotoğrafçılıkta 30 yıl “neler yaşadı neler”

30 yıldır ulusal bir haber kanalında haber kameramanlığı yapan, Türkiye'nin ilk savaş kameramanlarından Necmettin Çıplak, çektiği fotoğraflarla fotoğraf severlere adeta kendini fotoğrafın içinde hissetme hazzını yaşatıyor.

Fotoğrafçılıkta 30 yıl “neler yaşadı neler”
Abdullah Uzun
Abdullah Uzun
02 Haziran 2017 Cuma 15:03

Necmettin Çıplak Kimdir?

1958 Bakırköy İstanbul doğumlu. Baba tarafından Amasyalı. Evli ve İstanbul da yaşıyor. Fotoğrafçılığı amatör ruh ve profesyonel anlayışla tamamen hobi amaçlı yapıyor. Emekli ancak halen özel bir TV kuruluşunda Kameraman olarak devam ediyor. Vakit buldukça Yurt içi ve yurt dışına fotoğraf çekmek amaçlı gidiyor. Kendi halinde fotoğraf çalışmalarıma devam ediyor.

Fotoğrafçılık serüveni

 30 yıldır ulusal bir haber kanalında haber kameramanlığı yapan, son 15 yılın bütün savaşlarında aktif görev alan, Türkiye'nin ilk savaş kameramanlarından biri Necmettin Çıplak. Geçirdiği 3 ciddi ameliyattan sonra mesleğine son 6 yıldır stüdyoda haber ve program kameramanı olarak devam ediyor. Çektiği fotoğraflarla fotoğraf severlere adeta kendini fotoğrafın içinde hissetme hazzını yaşatan Çıplak, fotoğrafçılık serüvenini şöyle anlatıyor:

  “Ciddi ameliyatlar sonrasında 6 ay kadar hastane köşelerinde ve evden çıkmamak şartı ile hayattan tamamen kopmuştum. Yaşamın bana daha neler getireceğini mevcut durumda düşünemediğimden, sadece günü kurtarmak adına adeta yaşam savaşı veriyordum.  Çok uzun tıp ve alternatif tıp ilimlerini de değerlendirerek birçok tedaviler sonucunda en azından kendimi dinlememe adına tekrar işe başlama kararı aldım. İş arkadaşlarım sağ olsunlar o dönemde çok yardımcı olup, işe devamiyetimi sağladılar.”

  Fotoğrafçılık hayatımda çok önemli bir rol oynadı

Bir gün meslektaşlarımdan birinin kendisine ‘neden sen fotoğraf çekmiyorsun’ demesi ile başlayan fotoğrafçılık serüvenini anlatan Necmettin Çıplak, “Fotoğrafçılık hayatımda çok önemli bir rol oynadı; hani “ikinci bahar” derler ya, beni anlatmak bakımından tam yerinde bir söz olur benim için.” diyor.

  Çıplak, “Aslında fotoğrafa merakım çocukluktan başlar. Kendimi bildim bileli her yaşımda mutlak bir fotoğraf makinesi edinmiş ve kullanmışımdır. Rahatsızlığımdan sonra bir DSLR makine ve ekipmanı alarak, önce makinemi tanımakla işe başladım ve daha sonraları da hafta içi ve sonları zaman buldukça İstanbul içi ve şehir dışı fotoğraf gruplarına katılarak, zaten yıllardır vizörden bakmanın ve haberci olmamızın verdiği rahatlıkla devam eden serüveni bir adım daha hızlandırmış olduk; ancak şunu itiraf etmeliyim ki, kameramanlık ile fotoğrafçılık mesleği aslında birbirine benzerlik arz etmekte gibi görünmekle beraber, birbirinden çok farklı meslekler. İlk zamanlar mesleğimin avantajlarını kullandığımın bilincinde olarak rahat hareket ederken, fotoğrafçılığın çok daha farklı bir yorumlama sanatı olduğunu keşfetmeye başladım.

Kamerada bir objeyi ya da hareketli bir konuyu takip ederek birkaç saniyede neler olduğunu izleyiciye aktarabilme rahatlığını, fotoğrafçılıkta bir karede anlatmanın zorluklarını yaşamadım desem yeridir.” ifadelerini kullanıyor.

 Öylesine diye bir kadraj yoktur

Fotoğrafta mimari, manzara ve olmazsa olmazım dediği sokak fotoğrafçılığı konularına ağırlık veren Necmettin Çıplak, en ideal kadrajı yapmanın her fotoğrafçının arzusu olduğunun altını çizerek, herkesin gördüğü sıradan bir şeyi değil de, göremediği, algılayamadığı farklı bir konuyu öne çıkarma amacı ile kadraj yaptığını ve deklanşöre bastığını söylüyor.

 Hedefinin bakmakla görmek arasındaki farkı, izleyiciye bir karede en iyi şekilde sunmak olduğunu vurgulayan Çıplak şunları kaydediyor: “Ayrıntı, detay, düz bir bakışla sadece görülen değil,  kafanızdaki kompozisyona farklı bir bakış açısıyla o anı ölümsüzleştirmektir amaç. Yüzlerce fotoğrafa bakarken, işte bu falanca kişinin çalışmasıdır diyebilecek düzeyde, istikrarlı bir duruş ile sanatınızı devam ettirmek adına deklanşöre basarsınız. Öylesine diye bir kadraj yoktur, olmamalıdır.

 Doğru fotoğrafçılık her ne kadar göreceli bir kavram ise de, kurallara uymak her zaman fotoğrafa artı değer katar sözleriyle fotoğrafçılığın püf noktalarına değinen Necmettin Çıplak, “Doğru fotoğraf için ne kadar çok bilinçli fotoğraf çekip, elimizi ve gözümüzü alıştırırsak o kadar tecrübemiz artar. Tabi bilinen, takip edilen güzel fotoğrafların gösterildiği sayfaları takip edip, uygulayarak bu alışkanlığı yakalayabiliriz.” diye konuşuyor.

 Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır

Teknolojiyle birlikte fotoğraf sanatının oldukça geliştiği, her eline makine alanın kendini fotoğrafçı sandığı günümüzde herkesin çalışma alanı, amacı ve yaklaşımının farklı olduğuna dikkat çeken Çıplak sözlerini şöyle sürdürüyor: “Aslında güzel gelişmeler oluyor. Herkesin elinde birer fotoğraf makinesi ile bir şey yapıyor olması bile çok güzel; ancak, bunu sanat için yapan da günlük yaşamında hatıra amaçlı kullananlar da var. Bunu ayırmak lazım. Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. Herkesin bakış açısı, görüşü ve kadrajı farklı olabilir ki bu fotoğrafçılık adına büyük bir zenginliktir. Teknolojinin her şeyin önünde koştuğu çağımızda, bu nimetleri sanat adına güzel kullanmanın yanı sıra, kim ne yapıyorsa adını koyması gerekmektedir diye düşünüyorum. Masa başında hazırlanan, manipüle edilmiş sanat çalışmalarının, fotoğraf adı altında yayınlanması, fotoğrafçılık adına hoş bir tanıtım değildir. O da bir sanatsal çalışmadır ancak fotoğraf değildir.

Önemli Not;

Fotoğraf arşivi oldukça geniş olan Çıplak'ın Karadeniz gezisi esnasında çekmiş olduğu fotoğrafları sizlerle paylaştık.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.