Yazar YUSUF KAMBUR'ile “YAŞAMAK İSTİYORUM“ romanın hikayesi

“Yaşamak İstiyorum” Roman’ın yazarı İlahiyatçı-Yazar Yusuf Kambur kaçkar53.com editörü Abdullah UZUN’A yayımlanan Roman’ı ile ilgili ve diğer bilinmeyen ve bilinmesi gereken konular hakkında detaylı açıklamalarda bulundu.

Yazar YUSUF KAMBUR'ile “YAŞAMAK İSTİYORUM“ romanın hikayesi
Abdullah Uzun
Abdullah Uzun
30 Ekim 2014 Perşembe 09:54

“Yaşamak İstiyorum” Roman’ın yazarı İlahiyatçı-Yazar Yusuf Kambur kaçkar53.com editörü Abdullah UZUN’A yayımlanan Roman’ı ile ilgili ve diğer bilinmeyen ve bilinmesi gereken konular hakkında detaylı açıklamalarda bulundu.


 
Hocam, kendinizi tanıtır mısınız?
 
1969 Rize-Pazar doğumluyum. İlkokulu Yavuz Köyü’nde, orta ve liseyi Pazar’da okudum. 1988 Pazar İmam-Hatip Lisesi mezunuyum. Çoğu Karadeniz çocuğu gibi lise tahsilinden sonra çalışmak için gurbet yollarına düştük. İstanbul’da çalışırken babamdan gelen telefon üzerine isteksiz bir şekilde İmam-Hatiplik sınavına girmiş, soyadı benzerliği dolayısıyla sınavı kazanmış ve Tektaş Köyü İmam-Hatibi olarak ilk görevime başlamış oldum.
 
AZMİN ZAFERİ BUNA DERLER HOCAM!
 
1989-1991 Yıllarında askerlik görevimi ifa ettikten sonra, askerlik dönüşü evliliğe adım atmış oldum. Askerlik görevimi ifa ederken mesleki yetersizliğimin farkına vardım. “Ya İlahiyat Fakültesini okumalıyım ya da bu meslekten ayrılmalıyım” diye kendi içimde gelecekle ilgili hayat planlaması yaptım. Tektaş Köyü İlkokul Öğretmenleriyle birlikte üç arkadaş üniversite sınavlarına çalışmaya başladık. Bir sene sonraki sınav sonucunda iki arkadaş “KTÜ Rize İlahiyat Fakültesini, biri de Müfettişlik okulunu kazanmıştık.”
 
1993 yılında evli ve çocuklu bir İmam-Hatip olarak İlahiyat eğitimine başladım. Bu arada Rize Merkez Dağsu Mahallesi Kubbeli Camii İmam-Hatipliğini de yürütüyordum. 1997 yılında okul birinciliğiyle mezun oldum. 2000 Yılında “Hollanda Maastricht” kentine din görevlisi olarak gitmeye hak kazandım. 2004 yılında yurt dışı görevimin sona ermesiyle halen görev yaptığım Pazar Cumhuriyet Mahallesi Şehitler Camii İmam-Hatipliği ’ne atandım.
 
2011 Yılında RTE Üniversitesi’nde “Felsefe ve Din Bilimleri” alanında, “Kur’an’daki Kavimlerin Ahlâki Özellikleri” ni konu edinen Yüksek Lisans öğrenciliğim devam etmektedir. Biri kız biri erkek olmak üzere iki çocuk babasıyım.
 
Edebiyata merakınız nasıl başladı? Roman yazma fikri sizde nasıl oluştu? Biraz da bundan bahseder misiniz? Neden Roman?
 
İmam-Hatiplik mesleği edebiyat ile sıkı ilişkisi olan bir meslektir. Bilindiği gibi mesleğimizin uygulama alanı toplumun tüm hayatını kuşatan bir özelliktedir. Bu mesleği icra ederken sahip olunması gereken en önemli özellikler hiç kuşkusuz “Doğru bir dini bilgi ve bu bilginin doğru bir şekilde aktarımı olan Hitabet sanatıdır.”
 
EDEBİYAT VE DİN ARASINDA BAĞLANTI VARMIDIR?
 
Edebiyat, dini bilgiyi topluma herkesin anlayacağı bir şekilde aktarabilme aracıdır. Dilin inceliklerini bilmeden dini bilgiyi her yaştan ve her eğitim seviyesinden insana aktarmak mümkün değildir.
 
Toplumda söz söyleme mevkiinde bulunan insanların duygu ve düşüncelerini aktarma biçimleri farklıdır. Kimi şiir, kimi vaaz, kimi roman ve hikâye yoluyla duygu ve düşüncelerini dile getirir. Roman yazmayı daha özgün, öznel bulduğum için bu yolu tercih ettim.
 
“Yaşamak İstiyorum” romanınızla ilgili neler söylemek istersiniz? Neden bu ismi koydunuz? Bu romanda okuyucu neyi bulacak? Bu romanda dini değerler nasıl ele alındı? Siz İmam-Hatip olduğunuza göre romanınız nasıl şekillenmiştir?
 
Son sorunuzdan başlayarak devam edelim. Edebiyatın hangi türü olursa olsun her eser mutlaka sahibinin “dünya görüşünü” yansıtacak özelliklerle donanmıştır. Bu sebeple bu romanda dini değerler, gerçek hayatın ilkelerinden bağımsız değildir. Din ve hayat iç içe olduğuna göre eserimizde de bu birliktelik korunmuştur.
 
Bu romanda okuyucu kendi ruh dünyasına göre farklı şeyler bulacaktır. Gerçek bir hayat hikâyesi kimi için şaka ve alaycı, kimi için de gözyaşı dökülecek nitelik arz eder. Hiçbir eser herkesi aynı oranda ve aynı yönde etkileyemez. Bu roman duygu dünyası yoğun olan, duygusal yönü güçlü olan insanları derinden etkileyecektir. Bu roman Karadeniz Bölgesi’nde her ailede yaşanmış acı bir hikâyenin tercümanı olacaktır.
 
Neden “Yaşamak İstiyorum!” Çünkü bir çoğumuz bilerek ya da bilmeyerek başkalarının hayatını olumsuz yönde etkileyecek davranışlar sergilemekteyiz. Gençlerin yaşama azmini köreltmek, hayata tutunma mücadelesinden koparmak, umut ışıklarının sönmesine sebep olmak gibi görevler üstlenmekteyiz.
 
Müslüman olduğumuzu her fırsatta dile getirirken, ne kadar dindar olduğumuzu kanıtlayıcı sözler sarf ederken hâlâ “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, Yere düşene bir tekme daha sen vuracaksın, oh olsun!” düşüncesini kafamızdan atamadık.
 
İnsanlar “Yaşamak İstiyorum!” dedikçe biz, “Senin yaşama hakkın yok!” anlamına gelecek davranışlar sergilemekteyiz. Bu roman toplumsal sorumluluk bilincine dikkat çekmektedir.
 
“Yaşamak istiyorum” ilk anda dünya sevgisini, dünyaya bağlılığı çağrıştırsa da esas vermek istediği mesaj “Benim Yaşama Hakkıma Dokunma!” anlamındadır. Yoksa kaderi sorgulamak, ölümden hoşlanmamak değildir verilmek istenen.
 
Hocam, “Roman” denince İslâmi kesimde akla “Boş uğraş, değersiz bilgi” akla gelmektedir. Bu fikre katılıyor musunuz?
 
Roman, Deneme, Hikâye, Şiir, Vaaz vb. şeylerin tamamı duygu ve düşünceyi aktarma vasıtalarıdır. Esas önemli olan “İçeriktir.”
 
Toplum olarak okuma alışkanlığımız yok denecek kadar az olduğu için elbette edebi eserler konusundaki yaklaşımımız da aynı derecede olumsuz olmaktadır. Bir kitabı ele almadan, onu okuyup anlamadan o kitabın sadece kategorisinden hareketle hüküm vermek en azından yapılan emeğe bir saygısızlıktır.
 
Romanımız gerçek okuyucuyla buluştuğunda hak ettiği değeri bulacaktır. Ama bu sadece ilk ve son sayfasına bakmakla olmuyor. Yaşanan gerçekliği yüreğinde hissetmekle olur.
 
Roman, vaazlarla ulaşamadığımız özellikle kadın ve gençlerimize ulaşmanın daha kolay ve etkileyici yoludur. Toplumda yaşanan olumsuzluklara farklı bir cepheden bakmaktır. Özetle söylemek isterim ki:
 
“Her kitap o tek bir kitabı (Kur’an-ı Kerim) anlamak ve hayata aktarmak için yazılır.” Amacımız bundan ibarettir. “Yaşamak İstiyorum” romanında okuyucularımız çok güzel duygu ve düşünceler bulacaktır. Önemsenmeyen küçük ayrıntıların insan hayatında aslında ne kadar önemli ve sorumluluk getiren bir şey olduğunu görecektir.
 
Romanınızın basım, dağıtım ve satışlar hakkında neler söylemek istersiniz?
 
Basım, dağıtım, kitlelere ulaştırma göründüğünden daha zordur. Birçok meşakkatli merhaleden geçerek bir eser meydana geliyor. Bu eserin okuyucuyla buluşmasında da sıkıntılar var elbette. Romanımla ilgili çok büyük hayaller peşinde değilim. Bu, zamanla olacak şeydir. Okuyanların beğenisini kazanırsa yavaş yavaş edebiyat dünyasında hak ettiği değeri bulacaktır.
 
Aldığımız, alacağımız olumlu/olumsuz tepkiler yeni eserler ortaya koymada yol gösterici olacaktır.
 
Okuyuculardan aldığınız tepkilerden bahseder misiniz?
 
İlk yorumlar beklediğimden daha olumlu oldu. İlk izlenimler konusunda şunları aktarabilirim:
 
“Romanın akıcı bir üslupla kaleme alındığı okuyan herkes tarafından dile getirildi.”
 
Bir okuyucu “Üzerine gözyaşı damlattığım üçüncü kitap” nitelemesi yaptı.
 
Bir başka okuyucu “Romanın ilk 100 sayfasını okudum. Akıcı bir üslup var. Roman, İskender Pala’nın romanlarındaki özelliklerle benzer özellikler taşıyor” dedi. Çok ilginç buldum.
 
Gençler daha fazla romandaki “Molla” karakterinin kim olduğunu merak ediyor, kadınlar “Necmettin Saliha aşkının” nasıl sonuçlanacağını merak ediyor. Kitap uzun olduğu için henüz bitiremeyenler tarafından.
 
Bir kısım okuyucu “Romanın, yazarın kendi hayatını konu edindiği” sonucuna ulaşmış.
 
Bir kişi, “İmam bir roman mı yazmış, acırım ona, boş şeyler bunlar….” Gibi serzenişte bulunmuş.
 
En çok etkilendiğim Antalya, Elmalı’dan bir meslektaşımın beni tebrik etmesi ve bu kitaba sahip olmak istemesi oldu. Kitabı ulaştırırsam parasını peşin ödeyeceğini de eklemişti. İki gün sonra kitap eline ulaştığında beni telefonla arayarak:
 
“Hocam, Sosyal medyada paylaştığım bu isteğimin iki gün sonrasında kitabın elime geçmiş olması karşısında şok oldum. İnanamadım. Tebrik ve teşekkürler. Ücreti nasıl yatıracağım?” demiştir. Demek ki, “Dava aynı olunca gönüller arasında uzaklık mesafesi kalmaz” dedim ve kitabı kendisine ücretsiz hediye ettim.
 
Yurt dışında görev yaptığım Hollanda Maastricht toplumundan yoğun talepler gelmesi de beni ayrıca onurlandırdı.
 
24 yıl önce birlikte aynı karavanadan yemek yediğim asker arkadaşım Şakir Askar ta İzmit’ten belli sayıda kitaba talip olması gurur vericiydi.
 
Çocukluk yıllarımızı birlikte geçirdiğim en yakın dostumun “Ben kitaba para vermem, kitapla işim olmaz!” demesi karşısında yıkıldığımı, birkaç böyle olumsuzlukla karşılaştığımı da unutmam mümkün değildir.
 
Sonuç olarak neler söylemek istersiniz?
 
Sonuç olarak söylemek istediğim şudur ki: “Bu bir roman, bir düşünce, bir duygu paylaşım kitabıdır. Dünyayı kurtarma gayesi ve hedefi de yoktur.” Yani, okuyucular ellerini cebine sokarken bir romandan hazine çıkmasını bekler gibidirler.
 
Bu eserin her sayfasında ciddi emek, gözyaşı vardır. Bu eserde noktalama işareti, dilin kurallarına aykırılık bulunabilir ancak asla “çalakalem yazılmış olma” sonucuna varılamaz. Tekrar tekrar ele alınarak oluşturulmuştur.
 
Bana destek olan herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Başta İlçe Kaymakamımız, Belediye Başkanımız, İlçe Milli Eğitim Camiasına, mensubu bulunduğum Diyanet Camiasına teşekkür ediyorum.
 
Okuyucularımdan olumlu/olumsuz eleştirilerini bekliyorum. Bana haber sitesinde her türlü desteği veren ilçemizin sosyal medyasına Pazar53.com’a, Haber Güven’e ve özellikle Kaçkar53.com’a sonsuz teşekkürler…
 
“Elbette Biz, evet ölüyü Biz dirilteceğiz ve onların önden yolladıklarını da arkada bıraktıkları eserleri de Biz yazacağız…” (Yasin: 36/12)
 
Eserlerimizin kıyamete dek amel defterimize yazılacak Salih amellerimiz olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum…


 
 
 
 
    

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ALİ KAMMBUR - 7 yıl önce
sevgili hocam okurlarinizdan oldukça güzel dönütler aliyoruz. bir sonraki çalişmanizi da merakla bekliyoruz. başarilarinizin devamin i diliyorum.
Avatar
suletli - 7 yıl önce
kitabı okumaya başladım inanın kitabı kapatmak hiç içimden gelmiyor elimde olsa hepsini birden okuycam ama gozlerim ve oğlum buna musaade etmiyor çok harika b bir kaç saat etkisinden çıkamıyorum sevgili hocam lutfen durmak yok yola devam bi suletli olarak sizinle gurur duyuyorum...ir kitap
Avatar
Erkan KOÇALİ - 6 yıl önce
Hocam başarilarinizin devamini diliyorum saygilar