“Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye, kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram'dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescidi-i Aksa’ya (Isra -gece yürüyüşü- ile) götüren (Allah, her türlü noksanlıktan) münezzehtir. Şüphesiz ki O, evet O’dur her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla gören.”(İsra: 17/1)

Mekke’den Medine’ye hicretten bir buçuk yıl önceydi. Müşriklerin “Allah’ın nurunu söndürme” gayretleri Mekke’yi artık yaşanmaz bir belde haline getirmişti. Bir sinek öldürmenin bile haram kılındığı mübarek mekânda Allah’ın Elçisini ortadan kaldırma planları paslı yüreklerden kirli dudaklara çıkmıştı.

Peygamber (sav) ve ashabı Allah için sabrediyor, sabırla direniyordu. Dava “Allah’ın davası olunca” çekilen sıkıntılar Allah rızasını kazandıracak eşsiz fırsatlara dönüşüyordu. Hz. Peygamber ve ashabı Rabbimizin görmek istediği, “Davası uğrunda sanki yekpare çelikten bir bina gibi”(Saf: 61/4) kenetlenmiş, birbirini ayakta tutuyordu.

“Büyük insanlar büyük imtihanlarla sınanır” gerçeği iman edenleri imtihan içinde imtihana tabi tutuyordu.

Mümin ve Müslüman olmak gibi bir iddianız varsa Allah sizi bu iddianızdaki sadakatinizi ölçerdi. 619 yılında önce Efendimizin amcası Ebu Talip, bir hafta geçmeden de kıymetli eşi Hz. Hatice vefat ettiler.

Müminlerin başına gelen her sıkıntıyı bayram kabul eden Müşrikler adeta mest olmuşlardı. Tebbet suresinin inmesine sebep olan olaydaki gibi. Efendimizin erkek evlatları vefat ediyor, Ebu Leheb, karısı ve Müşrikler bayram ediyordu. “İşte şimdi Muhammed sahipsiz kaldı” demeye başlayınca Müşrikler, varlığın sahibi “Miraç mucizesiyle” sevinçlerini kursaklarında bıraktı.

“Kötü tuzak ancak sahibini kuşatır”(Fatır: 35/43) ayeti kerimesi tezahür ediyor ve Müşrikler bir kez daha, “kendi kötülük girdabında boğulup gidiyorlardı.”(48/6)

Müminler “Allah yolunda hakkıyla mücadele” etmenin mükâfatlarını görmeye başlıyor, müşrikler ebedi âlemde görecekleri azaptan önce dünya hayatında “kötü azaba karşı yüzüyle korunan kişi”(Zümer: 39/24) durumuna düşüyordu.

Ve bir gece, karanlığın en kesif olduğu bir gece, “Sabahın berrak aydınlığını temsil eden kuşluk vakti”(Duha: 93/1) tüm yeryüzünü Kıyamete dek aydınlatıverdi. Efendimiz Isra ve Miracı yaşadı.

Zamanın, mekânın ve varlığın tek sahibi, Maliki Allah, zaman içinde zaman yaratmış ve Ümmü Hani’nin evinde “döndüğünde sıcaklığı hâlâ kaybolmadığı” bir zamanda büyük yolculuğunu gerçekleştirmişti.

Miraçta neler olmuştu?

Müşrikler, kâfir ve Münafıklar için neler olmuş, Efendimiz neler görmüştü?

Müminler için neler müşahede edilmiş, neler müjdelenmişti?

“Bana cennet gösterildi” buyurdu Efendimiz (sav.) Cennetteki güzellikler, akla hayale gelmez nimetler gösterildi kendisine. Ümmeti için mutlu oldu, sevindi. Ashab-ı Karye’de şehit edilen müminin söylediğini söyledi. “Keşke kavmim benim cennete girdiğimi, cennette nasıl ikramlar gördüğümü bilse!”(Yasin: 36/26)

“Sonra bana Cehennem gösterildi” buyurdu.

-Gıybet edenlerin,

-İffet ve namus konusunda helal-haram çizgisine dikkat etmeyenlerin,

-Yetim malına el uzatanların,

-Faizle midelerini dolduranların,

-Yalancıların,

-Hasetçilerin ve günahlarına tevbe etmeden ölenlerin çektiği azabı gördü. Cehennemliklerin, “Üstlerinde ve altlarında ateşten katmanlar vardı.”(Ahzab: 39/16)

Sonra her bir gök katmanında çeşitli Peygamberlerle görüşme ve nihayet,

“Allah kuluna vahyettiğini vahyetti. Gözün gördüğünü kalp yalanlamadı. Şimdi siz (ey inkârcılar) onun gördükleri şeyler hakkında onunla tartışacak mısınız?”(Necm: 53/10-12)

Ümmeti adına Rabbinin huzuruna çıkan Peygamber Efendimizi (sav) Cenab-ı Hakkın boş çevirmesi düşünülebilir miydi? Asla. Allah ikram edenlerin en cömerdi değil miydi?

1-Cenab-ı Hak, Ümmet-i Muhammed’e “Beş vakit namazı” hediye etti. Çünkü namaz Allah’ın en büyük ikramıdır.

“(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten uzaklaştırır. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.”(Ankebut: 29/45)

2-Bakara suresinin son üç ayeti hediye ediliyor. “Allah hiç kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemez.” Bu büyük bir müjdedir. Ve bize şu mesajı fısıldar:

“Ey Kullarım! Madem Allah gücünüz üstünde size bir sorumluluk yüklemeyeceğini vadediyor, öyleyse siz gücünüzün yeteceği yükümlülüklerinizi yerine getirin! Bu konuda var gücünüzü ortaya koyun! Yapabileceklerinizden firar etmeyin!”

3-İnsanlar Müşrik, Münafık ve Kâfir olarak ölmedikleri müddetçe Allah’ın af ve mağfiretine nail olacakları müjdesidir. “Şüphesiz Allah kendisine eş koşulmasını asla affetmez. Ama bunun dışında, dilediği kimselerin (günahlarını) bağışlar.”(Nisa: 4/48-116)

Müşrik, Münafık, Kâfir netice itibarıyla aynı sonucu gösterir. Ebedi Cehennemlik olmak… Bu günahlar tevbesiz affedilmez, bunların dışındakiler tevbesiz de affedilebilir” anlamını ifade eder ayet-i kerime.

Önümüzdeki Salı gününü Çarşambaya bağlayan gece Miraç Kandilidir. Rabbim hayırlara vesile kılsın inşallah.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.