Dergah Yayınlarının Rize kitaplığı serisinden yöre tarihi ile ilgili prestijli eserler yayınlayan Rize Araştırmaları Vakfı (REVAK), yeni bir eseri daha yayım hayatına kazandırdı. Hopa, Arhavi ve Fındıklı ilçelerinin 1835 tarihli Nüfus Kayıtları tercüme edilerek kitaplaştırıldı. Kitabın ismi ilgi çekici olması amacıyla Rize’nin doğu taraflarını kapsadığı için “Çayeli’nden Oyani” şeklinde tercih edildi.

Kitabın yazarı Pazarlı hemşehrimiz araştırmacı-yazar Murat Ümit Hiçyılmaz, daha önceden Pazar ve Ardeşen’in benzer nüfus kayıtlarını kitaplaştırmıştı. Bu kez Arhavi, Hopa ve Fındıklı ilçelerini kapsayan 1835 tarihli Osmanlıca bir Nüfus defterini tercüme ederek kitaplaşmasını sağladı. Tam 520 sayfalık eserde belgelerin orijinal nüshalarına da yer verildi.
Yeni kitabı ile ilgili konuştuğumuz Hiçyılmaz şu ifadeleri kullandı: “O tarihte bu üç ilçe tek bir defterde kayıt edildiğinden, biz de bu duruma sadık kalarak üç ilçenin kayıtlarını tek bir kitapta sergilemiş olduk. Bu kayıtlar arşivde 1165 No’lu defter olarak bilinen ve kaza merkezi Arhavi olduğu için Arhavi Nüfus Defteri olarak envantere geçmiş. Tüm köylerde sülale adları geçtiği için bu kayıtlar çok faydalı ve ilginç bilgiler içermektedir.”
Kitapta Arhavi’ye bağlı 22 köy, Fındıklı’ya bağlı 17 köy ve Hopa’ya bağlı 15 köyün kayıtlarını bulmak mümkün. Kayıtlarda mutlaka sülale adları geçiyor ve 1835 yılında hangi köyde hangi sülalelerin yaşadığını tespit edebilmek çok kolay. Bu üç ilçede toplam 885 farklı sülale adı geçmektedir. Birçok sülale adı farklı köylerde birkaç defa geçtiği için toplamda 1807 defa sülale adı zikredilmiştir. Ayrıca yönetici konumunda olan itibarlı aileler de kayıtlarda belirtilmiştir. Hopa’nın Kise köyü kayıtlara göre 80 tane ile uhdesinde en çok farklı sülale barındıran yerleşim yeri olmuştur. Köylerin o tarihlerdeki imamları ve muhtarları da mutlaka belirtilmiştir.
Kayıtlarda atalarımızın hangi isimleri tercih ettikleri rahatlıkla anlaşılmaktadır. Her dönem çok kullanılan Mehmet, Ali, Mustafa, Hasan, Ahmet, Osman ve Hüseyin gibi belli başlı isimler çoğunlukla tercih edilmiş olmasına rağmen, günümüzde yöremizde neredeyse hiç kullanılmayan ya da çok az kullanılan Tantu, Çebi, Turna, Şeyh, Civelek, Bina, Şutuna, Şirin, Gümüş, Kibâr, Bekâr, Mercan, Muti, Seydi, Tatar ve İbiş gibi isimler de hatırı sayılır miktarda kullanılmıştır. Yaygın inanışın aksine yöremizle özdeşleştirilen Temel ismine kayıtlarda hiç tesadüf edilmemiştir.

1835 tarihinde yapılan bu nüfus sayımı diğer bir açıdan ülkenin potansiyel asker durumunu gözlemlemek adıyla yapıldığı için insanların hastalık ve sakatlık durumları da özellikle belirtilmiştir. Buna göre; hastalıklı olanlar için “alîldir”, kör olanlar için “a’mâdır”, tek gözlü olanlar için “yekçeşmdir”, eli sakat olanlar için “çolaktır”, işitme sorunu olanlar için “sağırdır”, deli olanlar için “mecnûndur” veya “meczûbdur”, dilsiz olanlar için “bi-zebândır”, aksak olanlar için “topaldır”, “a’recdir” ya da “aksaktır”, tek bacaklı ya da bacaksız olanlar için “bi-kademdir” ve aşırı şişman olanlar için “ağurdur” tabirleri kullanılmıştır.
Bu tür birçok ilgi çekici bilginin bulunduğu ve o dönemin demografik yapısını detaylı bir şekilde izah eden kitap, Dergah Yayınları bünyesinde tüm kitapçılarda ve sanal kitap satış sitelerinden temin edilebilmektedir.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.