Yazılarımda anlatmaya çalıştığım “eskiye özlem” bir duygu yoğunluğu olduğu kadar, geçmişin hayalini etraflıca düşünüp kurabildiğim oranda, o temiz ve saf günleri, yüreğimin derinlerinden gelen bir hisle yâd edebilmektir de benim için.

Her hangi bir fotoğrafta gördüğümüz; “köye, yaylaya, yâda başka özel bir durumun görüntüsünün” arkasında ne hatıralar vardır diye merak ederek yola çıktım yazma maceramda!

Onun için sloganlaşmış "hey gidi günler" cümlesi alelade bir geçmişi değil, aslında bir hakikati dile getiren ifadedir benim için!

Paranın-pulun bugün ki kadar değerinin olmadığı o günler; akrabalığın, komşuluğun, dostluğun, sevginin, yardımlaşmanın tavan yaptığı günlerdi, işte o yüzdendir benim sürekli geçmişi yâd eden yazılar kaleme almam.

Maalesef bizim kültürümüzde özellikle hatıraları/yaşanmışlıkları yazıya dökme geleneği olmadı bugüne kadar. Bir kimsenin hatıralarını yazması kendisini, geçmişiyle birlikte yaşadığı dönemi gelecek kuşaklara aktarmasıdır. Bugüne kadar böyle bir gereksinme duyanlarımız maalesef çok az olmuştur.

Yaklaşık bir asırdır teknoloji ile birlikte; önceleri siyah beyaz daha sonra renkli fotoğraflar çektirerek yaşadığımız zaman dilimlerinin bazı anları ölümsüzleştirilmiştir.

Bunun dışında; yine teknolojiye dayalı olarak, önceleri sesler (türküler, sohbetler, düğünler) kaydedilmiş daha sonrada görüntülenebilmişti. Fakat yukarda ki cümlemde ima ettiğim gibi bütün bu yaşanılanların hikâyeleri yazılmadı bugüne kadar!

Yıllardır onlarca örneğini yazdığım geçmişe dair yaşanmışlıkların bugün görmemezlikten gelinmesi hatta küçük görülmesi zaman zaman beni ümitsizliğe ve kırgınlığa sevk etse de ben yine de hatıraları yâd ederek yazmaya devam ediyorum!

Bizim çocukluğumuzda uzun kış geceleri değil internet, televizyon dahi olmadığından ne güzel hikâyeler anlatırdık birbirimize ve ne güzel kulak verir heyecanla dinlerdik anlatılanları.

Ve tabii dinlediğimiz masal ve hikâyeleri başkalarına da anlatır kulaktan kulağa yaygınlaşmasını sağlardık.

Hatıraların kültürümüzün ve geleneklerimizin kendisi olduğuna inandığım için kesinlikle yazılması gerektiğini düşünüyor ve onun için bıkıp usanmadan yazmaya çalışıyorum.

Şimdilerde tatlı bir telaşında içindeyim!

Açıkçası yıllarca hem yaşayarak hem de dinleyerek biriktirdiğim hikâyelerin birer birer unutulup hayatımızdan çekip gitmesine müsaade etmek istemiyorum!

Bugüne kadar yazdığım yüzlerce yaşanmış hatıraların içinden seçtiğim “yüze yakın hatırayı” kitap haline getirmenin çabası içindeyim şu sıralar!

Ve sizi temin ederim ki; yazdığım hiçbir hikâyeme “çekidüzen “ vermiyor olabildiğince özgün haliyle yazmaya gayret ediyorum.

Aslında benim durumuma, yazarken hatıraları “yeniden yaşamak" da diyebiliriz!

Tabii itirafta etmeliyim; hatıraları kaleme alırken "yaşlanmaya" başladığımı da bir taraftan kabul etmiyorum değil!

Ama olsun “eskiden ne güzeldi her şey” cümlesini başa alarak yazabildiğim hikâyelerim varsa, varsın yaşlanmış olduğumu hissettirsin bu yazdıklarım!

Farkındaysanız günlük siyaseti yazmamaya özellikle dikkat ediyorum. Daha çok fikri meseleler üzerinde kalem oynatırken zaman zaman da olsa “siyasetin kör dehlizlerine” şöyle bir uğrayıp çabucak oradan uzaklaşıyorum!

Onun için siyaset dışı yazdığım yazılarımın serencamı yürüdüğüm yolun doğru olduğu konusunda kendimi ikna ettiğim ve keyifle yazmaya devam ettiğim yazılarım olmaya devam edecek…

Yarınlar ne getirir ne götürür bilemem, bildiğim ve inandığım bir şey; her şeye rağmen bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada “kültürümüze ve geleneğimize” ait olan okumalar yapıp bu konularda yazmaya devam edeceğim gerçeğidir.

Yazı haline gelen düşüncelerimde; olumlu düşünmeyi, olumlu cümleler kullanmayı şuur altım bana sürekli dikta eder!

Son olarak şunu ifade edebilirim; bu yazı ülkemizin içinde bulunduğu olumsuz durumlardan ve can sıkıcı gündeminden kaçmak için kaleme alınmamıştır!

Şimdilik yazacaklarım bu kadar!

Görüşmek üzere; Allah’a emanet olun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet Mert 4 hafta önce

Hepimizin geçmişe borcu var gelecek için.

Avatar
Nurten 4 hafta önce

Geçmiş varsa gelecek var insan için. Hatıralar insana umut verir yazmak geleceğe aktarmak ihmal edilecek bir şey değil. Yazabilen yazmalı kesinlikle.

Avatar
Ahmet Yılmaz 4 hafta önce

Geçen gün ömürdendir,gelen günde. İkisi arasında denge kuranlar şanslıdır.