Hayde yeniden çay toplamaya!


Abdurrahman Akın

Abdurrahman Akın

Okunma 13 Temmuz 2020, 14:52

Rize’de çayın yetiştirilmesi ve üretilmesi öyle sanıldığı kadar kolay olmamaktır!

Kurulan yeni Cumhuriyetle beraber çay tarımına geçilmesi ve tüm Rize’de yaygınlaşması hiç de kolay olmamış, senelere yayılan bir zaman diliminde çay “Rizelinin ekmek teknesi” olmayı hak etmiştir!

Bugün Rize’de üretilen çay, dünyada üretilen çayları aratmayacak lezzet ve kalitededir.

Hatta dünyadaki çay tarımını gidip yerinde gören insanların bu konudaki düşünceleri; dünyada üretilen en kaliteli çay Rize’dedir, şeklindedir!

Büyük bir feregat, çile ve gayretle üretilen çayımız, her Allah’ın günü, ülkemizin insanlarının damak tadıyla buluşması bakımından, sanıyorum sudan sonra en çok içilen içecektir.

Bir kaç yıldır “Senoz Vadisi” ve “Hemşin Vadisinde” de ki köylerde bildiğimiz gibi “organik çay tarımına” geçildi.

Özlemini duyduğumuz kalkınma düzeyine ve Senoz ve Hemşin Vadisi köylerinin yeniden canlanmasına vesile olacağına inandığım “organik çay tarımı” süratli bir şekilde bu vadilerde yaşayan insanlar lehine sonuç vermeye başlamıştır. Bu hepimizin sevinmesi gereken bir gelişmedir.

Doğduğumuz topraklara dair ertelediğimiz hedeflerimiz “organik çay tarımına” geçtikten sonra hayat bulmaya başlamıştır diyebilirim bugün için.

Çocukluğumda gurbetten gelenlerin köylerde karşılanma ve yolcu edilme sahnelerine çokça şahit olmuşum birisiyim. O günlerde her evden bir yâda iki kişi gurbete gider ve mutlaka yazları bu kişiler geri dönerek köyde veya yaylalarda ihtiyaç olunan işlerde yardımcı olurdu.

Daha sonra bu göç dalgasının yıllar içinde daha da artığını ve gurbette olanlarımızın sayısının katlandığını üzülerek görmüştük.

Büyük şehirlere ve Avrupa ülkelerine göç eden insanların; daha fazla para, eğitim, kariyer sahibi olurken, daha çok “dünyaperest” olduğu da inkâr edilemez bir gerçektir.

İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere çeşitli büyük şehirlere giden/göç eden hemşerilerimiz para kazanıp ekonomilerini düzelttikten sonra bırakıp gittikleri memleketlerine geri dönme umudunu hep saklı tuttular!

Gurbete gidenlerimiz memleketlerinde yeniden eski güzel günlere geri dönmek için yıllarca gurbetin sıkıntılarına katlanmak zorunda kaldılar.

Bugün ise sadece Rizeli değil ülkemizin her hangi bir yerinden göç ederek büyük şehirlere gelen insanların büyük bir kısmı geri dönmeyi dahi düşünmüyor olabilir.

Fakat benim Rizeliler açısından gördüğüm şu; özellikle “organik çay tarımına” geçilen yerleşim birimlerinde bir hareketlilik olduğu ve sadece köylerde değil; yaylalarda bile yeniden evler onarılmakta ve ya yenileri yapılmaktadır!

Doğup büyüdüğü, hayatının büyük bir kısmını geçirdiği baba ocağına dair ertelediği hedeflere ve mutluluğa ulaşmak için koca bir ömür gurbette geçiren azımsanmayacak sayıda ki insan geriye dönmeyi düşünür oldu!

Daha önce bu köşe vasıtasıyla memleketini terk etmeyen insanımıza şöyle seslenmiştim;

“Yazın tatillerini memleketinde geçiren gurbetçi akrabalarınıza sımsıkı sarılın, sahip çıkın onlara ve deyin ki; “geriye dönüş umudunu seslendiren yürekleriniz hep var olsun!”

Onun için; bizler, “aş derdi, iş derdi, eğitim derdi” diyerek gurbete çıkanlar olarak; doğduğumuz toprakları uzun süre mahzun bırakmış olsak bile; memleket sevgisi gibi geriye dönüşe dair umudumuz da hiç eksilmedi!..”

Dünden bugüne Türkiye’mizde gurbete en fazla insan yollayan ve geriye dönmeyenler Rize gibi harikulade coğrafyada doğanlardır! Bundan altmış yetmiş yıl önce gurbete çalışmaya gidenlerimiz; ya çok uzun yıllar sonra dönerdi memleketine, yâda hiç dönmez gittikleri yere tamamen yerleşirdi.

Zaman zaman bu köşe vasıtasıyla insanı hallerimizden bahsediyorum.

Rize’miz bize Allah’ın verdiği harikulade bir armağandır.

Bu armağanı koruma ve kollama görevi tüm insanlığın olduğu gibi öncelikle biz Rizelilerindir!

Rize’de yaş çay hasadı için oluşan işçi açığının, salgın nedeniyle zirve yapması sonucu bütün bunları düşündüm!

Yıllar yılı kendi çayını toplayan Rizeli, çay bahçesine girmiyor en yakın ülke olan “Gürcistan’dan” gelen yevmiyeciler sayesinde çayını toplatıyordu.

Çay toplama işçiliğinde çok iyi kazanç var.

Bugün ki günde 250- 300 lira kazanabiliyor çay toplayan bir işçi. Bugün ülkemizde ki her hangi bir zanaatkâr bu parayı asla kazanamıyor!

Ama çayını işçiye toplatmak isteyen Rizeli bu yüksek meblağı gözden çıkarabiliyordu.

Korona virüsü nedeniyle “yevmiyeci bulamayan” hemşerilerim sabahın 8'inde çay bahçesine girerek kendi çayını topluyor haberini almaya başladık artık!

Hayatın akışı içerisinde gerçekleşen “iyi yâda kötü” olaylarda bazen bizim hiçbir müdahalemizin olmadığı işler olur. İnsanlar bu tür durumu “vardır bu işte bir hayır” sözüyle izah etmeye çalışırlar.

Dünyayı kasıp kavuran “korana virüsü” temennim odur ki; çay bahçelerini yevmiyecilerin insafına terk eden Rizeliler için hayra vesile olur ve “organik çay tarımının” da tüm çay ekim sahalarına yayılarak hemşerilerimin çaydan kazançlarının artmasına ve geriye göçün hızlanmasına vesile olur!

Görüşmek üzere; Allah’a emanet olun…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa Yılmaz - 5 ay önce
Yeni dönelim de kim çay toplayacak,hepimiz şehirli olduk.
Avatar
Meryem tüylü - 5 ay önce
Hiç sanmıyorum. Şehrin gürültüsüne alışan bünyelere doğayla iç içe kalmak azap verir. Yinede düşüncesi bile güzel oluyor,imkansız olsada.
Avatar
Nurten - 5 ay önce
Memleketimizin kiymetini bilemedik halada bilemiyoruz.