Kişilerin kendine göre bir gündemi olmayınca,başkalarının gündemi peşine takılıp gidiyor.

İnsanoğlu çok meraktır.

Kendine yaramayan her türlü olayı merak eder.

Daha sonra zararını görecek olsa da yine de bu illetten vaz geçmez.

Aslında hayat çok güzel,yaşamaya değer.

Bunu bir türlü kendimize uygulayıp,barışık bir dünyada mutlu olamıyoruz.

Çek,senet,banka,kredi,ev bark,yat ve kat hepsine sahip olanlarda var olmayanlar da..

Olanlar da mutsuz,olmayanlarda.

Bu neden böyle?
İnsan sadece dünyavi bu nimetleri kazanmak için gönderilmedi dünyaya,

Onlarda olsun tabi,

Ama mutlu olmak için tek başına bunlar yeterli değildir.

Nice Padişahlar ve şahlar bu dünyadan gelip geçti.

Bu tren'in geri videsi yok.Düzeni kuran tek vides yapmış.Hep ileri

İstanbul'da amcamın oğlu armatör bir iş kadınının şöförlüğünü yapıyor.

Birgün Yeniköy'de bulunan yalısına beraber gittik.

Sohbet yaparken bana" dışarıdan bizi nasıl görüyorsunuz" dedi.

Bende "imkanları yerinde,istediğini elde edebilen bir iş kadıını" dedim.

Muhatabım bir kadındı.

Bana " Başka" dedi,

"Bunlarla mutlu olmaya çalışan milyonlarca kişiden biri" dedim.

" acaba öylemiyiz? yanıtı verdi.

Bende "siz daha iyisini bilirsiniz" dedim.

Ve " Herşeyi elde etmek mümkün değil,etseniz de mutlu olmak için yeterli değil,mutluluk çok farklı bir olaydır.Kişi küçük bir olaydan çok büyük mutluluk alabailir.Aksine çok büyük kazanımlarda onu bazen mutlu etmez" dedi.

Ben "misal" dedim.

" işte karşında duran ben" dedi.

Kişisel sorunlarını sormadım.Ve dedim." Nedir sizce mutluluk"..

"O,bir anlık duyulan bir histir.Bu his hergün saat saat değişir.Bunu hep canlı tutmak mümkün değil" dedi.

Ve " Bazen anadolunun çorak topraklarında çobanlık yapıp o tadı almak isterim.Bu mümkün değil.Lakin orada yaşayan bizim gibi bir kişi bakarsın senden çok daha mutludur.Bu riyakar metropol şehirlerde sahte dostluklar yerine hiçbir menfaat gözetilmeden yaşanan organik dostluklar vardır.Ben işte bu kazanımlarımın yanında o doğal ve organik mutluluğu özlüyorum" dedi.

"Ne olacak bu kadar servet.Sıkıntılar ve koşuşturmalardan dolayı aile hayatımız bile belli bir seviyeye gelmiyor.Zaman zaman düşünürüm," biz ne için çalışıp kazanıyoruz?" işte bunun cevabını eve gelince dağmadağın bir aile ortamında sorguluyorum.Ve " bana mutluluk vermeyenleri sırtımdan atmak istiyorum" atamıyorum.Sanki benimle hala tam çözemediğim başka bir dünyaya gelip de mutluluğumu orada devam ettirecek"dedi.

Bir soru sordum "bin ah" işittim.

Ve her hafta sonları bize " gel diyen" dağ ve yaylara gidip oradaki sessiz,ıssız ve muhteşem kainat ile konuşmaya çalışıyorum.

İşte bizim hayatımız bu.

Varlıklı olanlar da,şan şöhret,makam ve  mevki sahipleri de bir gün bu hayata "stop" diyecek.

Siz siz olun gününüzün her dakikasını çok önemli sayın.

Sağlığınızı asla küçümsemeyin.

Sabah gözlerinizin açılmasına müsade eden rabbim,onu açmayabilirdi de!

Hastahane kapılarında sabahlayan sağlılığını kaybeden nice kardeşlerimiz var.

Küçük bir mikrop,koskoca bir bedene girdimi,dengemiz alt üst oluyor.

O zaman ne mal,mülk,makam,şan ve şöhretin de anlamı olmuyor.

Biz eğer bir anlık olsun kendimize dönüp,dış alemi değil iç alem ile hemhal olursak,nelerimiz olduğunu fark ederiz.

Yoksa günün büyük bir bölümünü TV karşısında kan ve gözyaşı,dedikodu,siyasi tartışmalara ayırırsak o zaman şikayete de hakkımız yok.

Bırakın ülke gündeminin gidişini hastalık haline getirerek takip etmeyi,onlar otuz sene önce de aynen böyleydi.Bundan sonra da hep böyle gidecek.

Onların gündemini uyup yelken açmaya devam ettiğiniz sürece sıkıntı asla bitmeyecektir.  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.