Son dönemin gözde mesleklerinden biri olan İş Sağlığı ve Güvenliği tüm iş sektörlerinde dikkat edilmesi gereken ve üzerinde durulması gereken bir meslek olmaya da devam etmektedir .İşin gereği olarak hem şirket sahiplerine hem de çalışan personele büyük sorumluluklar yüklemekle birlikte var olduğundan bu yana birçok sektörde boy göstermektedir.
       2013’te 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile yasal mevzuatta da yerini alan İş Sağlığı ve Güvenliği sektörlere entegre edilerek çözümcül ve insan hayatını koruyucu ve kollayıcı bir etken olarak meslekler arasında yerini almıştır. Ancak bu oluşumun şimdiki varlığına tanık olduğumuz gibi  tarihçesini de çok iyi bilmemiz gerekmektedir.17.yy’da Sanayileşme ile İş Sağlığı ve Güvenliği’ne gerek duyulması ile Almanya ve İngiltere’de çalışmalar başlamıştır.1802’de İngiltere’de ilk defa bir İş Kanunu yayınlanmıştır.1919’da ILO’nun kurulması ile birlikte amaçlanan kaza ve meslek hastalıklarının önüne geçme durumu yavaş yavaş uygulanmaya başlandı.Osmanlı döneminde ise Polis Nizamnamesi ,Tatil_i Eşgal Kanunu(Sendikal örgütlenmeyi engelleyen kanun),Dilaver Paşa Nizamnamesi,Maadin Nizamnamesi gibi oluşumlar yer almıştır.Yine bu dönemde Mecelle_i Ahkamı Adliye Osmanlıda ilk yazılı kanun olmakla birlikte Dilaver Paşa Nizamnamesi’nin ilk kez İş sağlığı ve Güvenliği hükümlerini içermesi ve zorla çalıştırma yasasını bünyesinde barındırması döneme damgasını vurmuştur.
         Cumhuriyet döneminde ise 151 sayılı Ereğli Maden Kanunu bir diğer adıyla Amele Kanunu olarak  da bilinen bu kanunu Umumi Hıfzıssıha Kanunu izlemektedir.Yüzyıllar öncesindeki tarihine bakacak olursak Heredot’un yüksek enerjili besinlerle beslenilmesi gerektiği olgusunu,Hipokrat’ın hastalarına ‘Sen ne iş yaparsın’ sorusunu yöneltmesini,Dioscorides’in zehirleri bitkisel ve hayvansal kaynaklı olarak ayırt ettiğini,Plini’nin tozlara karşı maske yerine çalışanların başlarına torba geçirme önerisini hatırlayabiliriz.Nitekim İş Sağlığı ve Güvenliği’nin babası olarak bilinen Bernardo Ramazzini ‘’De Morbis Artifium Diatriba’’kitabıyla İş Sağlığı ve Güvenliği’nin kurucusu olarak tarihe geçmiştir.Yine dönemin unutulmaz isimlerinden Paracelsus ‘un ‘’De Morbis Metallicis’’adlı İş hekimliği kitabı büyük ilgi toplamıştır ve döneme ışık tutmuştur.19.yy’dan itibaren bir bilim olarak gelişen İş Sağlığı ve Güvenliğini doğru anlamak ve uygulamak adına gerek İSGB’ler ve OSGB’ler olarak üzerimize düşen görevi efektif bir şekilde planlayarak ve yasalara uygun şekilde çözümler sunarak hayata geçirmemiz gerekmektedir.Odak noktası ‘İnsan hayatı’ olan İş Sağlığı ve Güvenliği aslında insandan yola çıkarak çalışma koşullarını da iyileştirici bir tavır sergilemektedir.
     Burada bize düşen görev İş Sağlığı ve Güvenliği mesleğinin önemini vurgulayarak ve bunu doğru prensipler çerçevesinde hedefleyerek iş kazaları ve meslek hastalıklarını ortadan kaldırma amacını ön plana çıkarmaktır.Unutmayalım ki ;hepimiz birer çalışanız ve iş kazası yaşayabilecek birer adayız.Önceliğimiz ‘İnsan hayatı’,işimiz ‘İş Sağlığı ve Güvenliği ‘sloganımızla kamuoyunun konu doğrultusunda  gereken hassasiyeti göstereceğini umuyor ve tüm çalışanlara iyi çalışmalar diliyorum. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.