Bu haber kez okundu.

Pazarlı Eğitimci Yazar Ekşioğlu'ndan özel açıklamalar

Pazarlı Eğitimci Yazarımız Ankara'nın farklı ilçelerinde Kitaplarını imzalamaya devam ediyor.Okuma alışkanlığı için yeni öneriler sunan Fatma Yangın Ekşioğlu kaçkar53.com sitesine yaptığı açıklamada Eğitimle ilgili çok önemli konuları gündeme getirdi.

En son “Fırtına Vadisi” adlı çocuk romanı projesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Edebiyat Eserlerini Destekleme ve Değerlendirme kurulundan ödüllendirilen Yazarımız Fatma Yangın EKŞİOĞLU “Okuma” ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Çocuk Edebiyatçıları Birliği, Bala Kitap Topluluğu ve Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) üyesi olan Fatma YANGIN EKŞİOĞLU;

“Bence biz maalesef neden okumamız gerektiğini bilmiyoruz. Japonlar bizden yüz elli kat daha fazla kitap okumaktadır. Teknolojiye kendimizi kaptırmışız hayata internet penceresinden bakıyoruz Büyüklerdeki bu okumama alışkanlığı çocuklarımıza da yansımaktadır. Epiktetos'un bir lafı vardır. Der ki; "Bir insana bildiğini zannettiği bir şeyi öğretemezsiniz". Toplum olarak bizler her şeyi bildiğimizi zannediyor, her konu hakkında fikir beyan ediyoruz. Her şeyi bildiğini zanneden insanlardan oluşan bir toplumun tabi ki kitap okumaya da ihtiyacı yoktur. Maalesef bu anlayış toplumumuzda hâkim anlayıştır.

Çocuklarımız; Niçin kitap okumalıyım? Sorusuna cevap bulamamaktadır. Çocuklar okumak için çevresinde yeterince olumlu uyarıcıları göremiyor. Bunun yanında çevrelerinde çok fazla olumsuz uyaranlar bulunmaktadır. Bunların bir kısmı doğru görünse de çeldirici niteliği taşıyan uyaranlardır. Böyle bir çevreye sahip olan çocuk kitap okumayı arzulamadığı gibi kitap okumaya vakit de ayırmamaktadır.

Bir Fransız atasözü derki “Bir atı suya götürebilirsiniz ama ona zorla su içiremezsiniz.” Öğrenciler okumaya istekli olmadıkça ya da okumak için istekli hale getirilmedikçe, ya da “Niçin okumalıyım?” sorusunun cevabını beyinlerinde şekillendirmedikçe onlara “OKU” demenin zaman israfından başka bir yararı olmayacaktır. Ama atı suya götürmeden önce biraz tuz verirseniz, su içmesi için zorlamanıza gerek kalmayacaktır. Eğitimde de “tuz” yerini tutacak bir şeyler bulmamız gerekiyor. Bunlar öğrencileri öğrenmeye içsel olarak güdüleyecek yöntemlerin ve tekniklerin bilinip uygulanmasına bağlıdır.

Çocuklarımız kitap okumaya ihtiyaç duymalıdır. İşte burada farkındalık yaratılmalı olumlu uyarıcılar devreye girerek çocuğa “Okuma açlığı” hissettirmeli “okuma ihtiyacı” duygusu verilmelidir. Yani “tuz” verilmelidir.

Ben çocuklarımızın kitap okuma alışkanlığının olmayışını; Eğitim sistemimizde çocukları araştırmaya, düşünmeye, sorgulamaya yönelten, fikir üreten bir sisteminin olmayışına bağlamaktayım. Yani Eğitim Kurumlarımızda çocuklara ” tuz” verilmemektedir.

Eğitim kurumlarımızda uygulanan okuma saatlerinin öncesinde “tuz” yöntemi uygulanmadığı “okuma ihtiyacı” hissettirilmediği için bu çalışmaların öğrencilere çok yararlı olmadığı düşüncesindeyim"dedi.

Yazarımız Ankara’nın değişik eğitim kurumlarına davet edilerek okuma ile ilgili söyleşilerine ve kitaplarını imzalama günlerine devam etmektedir.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.