Dünde var olan futbol da şiddet son zamanlarda vites büyüterek daha geniş kitleleri içine alan çirkinlikler abidesine dönüştü…

Bu ülkenin tüm spor karşılaşmalarında şiddet ön plana çıkıyorsa her birimizin durup düşünmesi gerekir!

Çocukluğumdan başlayarak gözlemlediğim bir gerçek var; özellikle futbol karşılaşmaları bizim toplumumuzun deşarj olmasını sağlayan en önemli etkenlerdendir!

Bugüne kadar bizzat gidip izlediğim hiçbir futbol maçın da insanların sakinliğini koruduğuna, rakip takıma ve taraftarına küfür ve hakaret içeren cümleler kullanmadığına şahit olmadım!

Mahalle maçlarından başlayarak en üst seviyede devam eden maç trafiği içerisin de olanca hiddet ve şiddetini kusmaya programlanmış olan bizler futbol şiddetinin bir numaralı suçlusuyuz!

Benim suç sıralamam inanılan ve kabul edilenin tam aksi bir durum arz ediyor…

Genelde bu suç skalası şu şekilde değerlendirilir; “medya, yönetici, güvenlik güçleri, amigolar ve taraftar.” Benimse tam aksi bir sıralamam var! Bana göre birinci suçlu taraftardır! Ondan sonra, yönetici, amigolar, medya ve olayları bastıracağı yerde azdıran güvenlik güçleri!

Bu sıralamam ezbere değil, bizzat yaşadığım ve gözlemlediğim olaylar sonucudur.

Şimdi size bu iddia mı delillendirecek bir hatıramı anlatmak istiyorum…

Şükrü Saraçoğlu stadın da bir TSYK maçı vardı Fenerbahçe ve Beşiktaş arasında. Ben Fenerbahçeli olarak, amcaoğulları Osman ve Süleyman Beşiktaşlı olarak bu pek iddiası olmayan maça birlikte gittik. Osman ve Süleyman Beşiktaşlı taraftarların olduğu kale arkası tribünine gittiler bende kendi taraftarlarımızın olduğu bölüme geçtim…

Fenerbahçe’ye kupada finale çıkmak için beraberlik dahi yetiyordu…

Maç son dakikaya kadar beraberlikle devam etti. Maçın doksanıncı dakikasında “Şifo Mehmet” Fenerbahçe’ye gölü atınca, kupada final oynamak Beşiktaş’a nasip oldu.

Ne olduysa ondan sonra oldu. Bir hafta önce beyaz renk ortasından siyah bir desen olan tişört almış ve maça onu giyerek gitmiştim! Maçın doksanıncı dakikasına yani Şifo Mehmet gölü atıncaya kadar geçen süre içinde hiçbir sıkıntı yaşamamış üstelik çevremde ki taraftarlarla sohbet ederek maçın sonunu getirmiştik…

O golden sonra tribünde bulunan bazı Fenerbahçeli taraftar “içimizde Beşiktaşlılar var” diye beni işaret ederek homurdanmaya başladılar! Ben korkuyla karışık bir telaşla ne yapıp da bu sıkıntılı durumdan kurtulacağımı düşünmeye başladım.

Oradan uzaklaşmam lazımdı ama bu nasıl olacaktı? Birden bir kurnazlık düşündüm!

Uzaktan beni işaret ederek hakaret eden Fenerbahçeli taraftarlara aldırmadan, yanımda ki taraftarlara Beşiktaş hakkında ileri geri sözler sarf ederek onları yanıma çekmeye, “bende sizdenim!” demeye getirmeye çabalıyordum! Bunun kâfi gelmeyeceğini biliyor başka bir şeyler yapıp bu durumdan kurtulmanın yolunu arıyordum…

Ani bir kararla, sesimi yükselterek, stadın çıkış kapılarına inen taraftarlara doğru avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım!

“Mustafaaa… Aliii… Hüseyinnn ben buradayım dışarıda buluşalım, bu Beşiktaş çok ballı bir takım yine moralimiz bozuldu onların yüzünden” diyerek olduğum yerden aşağıya doğru kalabalığı yara yara ilerlemeye başladım!

Kendimi stadın dışına attığımda çok büyük bir sıkıntıyı atlattığımı hissettim! Rahatlamıştım. Osman ve Süleyman’la sözleştiğimiz yerde buluşunca yüzümün rengini görmenizi isterdim. Onlara hemen buradan uzaklaşmamız gerektiğini söyledim ve giderken içerde yaşadığım durumu anlattım. O olaydan sonra Fenerbahçe’nin maçlarına giderken “siyah beyaz” tişört giymemeye özen gösterdim!

Bu örnekleri hem kendi hayatımda hem de inanıyorum ki sizler kendi hayatlarınızda bire bir yaşamışsınızdır. Şimdi bu olayda medyanın ve yöneticinin dahli var mı size sormak istiyorum? Yenilgiyi, başarısızlığı hazmedemeyen bizler değil miyiz? Hangi yönetici ve ya medya, beni, sizi, rakip taraftara karşı kışkırtabilir ki?

Doğrusunu isterseniz futbolu çok sevmeme rağmen, liglerin her yıl bir an önce bitmesini çok isterim!

Statlarımız, spor salonlarımız yenilendi, altyapılara daha bir özen gösterildi ama bütün bunlar sporda ki “erkek terörünü” bitiremedi maalesef! Ülkenin genel bir ahlaki sorunu olduğu ve bu sorunun en fazla “siyaset ve spor” alanlarında kendine yer bulduğu bir gerçek!

Sporda ki, özellikle futbolda ki şiddetin daha ileri boyutlara çıkmadan, daha doğrusu “kan akmadan!” herkesin kendisine çeki düzen vereceği, sporun sadece hayatımızın çeşitli renklerinden bir tanesi olduğunu anlayacağımız kültüre erişebilmesini gönülden arzuluyorum; ama her yıl aynı temennilerle açılan sezon, finale doğru raydan çıkıyor ve ülkenin huzuru bozuluyor!

Görüşmek üzere, Allah’a emanet olunuz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nurten 4 ay önce

Biz kadınların en nefret ettiği şey futbol terörüdür.Kadın cinayetleri bir ,erkeklerin futbol terörü iki.

Avatar
Sami Rencber 4 ay önce

Nitekim belki de futbol terörü dediğimiz ve renklerle temsil edilen şey, ırkçılığın bilincaltini besliyor olabilir. Bizim gibi futbolu futbol olarak seven taraftarlar azaldı Abdurrahman abi... Futbol ahalisinin ortadirek duruşu da yıkıldı... Bir Fenerbahçeli olarak söylüyorum. Bunun eskiden İstanbul takımları içinde en iyi temsil eden Beşiktaş'ın taraftariydi. Onlar da değişti. Futbol aynilesti ve nifak ekip/biçen bir bayagılığa dönüştü.

Avatar
Mehmet Yazıcı 4 ay önce

En büyük sorun bundan büyük sorunun yok ülemizde.On numara değerlendirme kaleminiz var olsun

Avatar
Mustafa Mert 4 ay önce

Mahalle maçlarında ki kavgalarımızı özler olduk

Avatar
Hasan Aydın 4 ay önce

Kabahatın çoğunun halkta olduğuna bende inanıyorum.Halk medyanın veya spor yorumcusunun,yöneticinin gazına geliyorsa kabahat elbette halkındır.Düzelmez bu işler onu da söylemeyim sn yazar.