Önce bilgilerimizi tazeleme babında, Devletin tanımını açıklayarak, siz değerli okuyucularıma bir o kadar düşündürücü, bir o kadar da örnek güzel bir menkıbe aktaracağım.

Devlet, “Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık.” Devletin, bir başka tanımı ise, “Sınırları belirli bir yurt ve töre düzeni içinde, ülküde insanların topluca ve kamu yararını sağlamak amacıyla örgütlenerek kurdukları ve benzeri topluluklarca bağımsız ve siyasal kişiliği tanınmış, insan hak ve özgürlüklerinin hakım olduğu birlik ve bütünlüktür. Veya toprak bütünlüğü ve siyasal örgütü olan bir ulusun oluşturduğu hukuksal maddi ve manevi varlıklardır.
Şimdi gelelim menkıbemize; Hazret-i Ebu Bekir, çoluk-çocuğunun nafakasını sağlamak için hazır elbise alıp satardı. Yani, tüccardı. Devlet başkanlığına seçildiğinin ikinci günü yine birkaç takım elbise alıp pazara doğru gitmeye başladı. Yolda Hazret-i Ömer ona sordu;

 - Nereye gidiyorsun?
 - Pazara gidiyorum.
 - Niçin gidiyorsun?
 - Şu elimdeki elbiseleri satacağım.
 - Şu anda siz, Müslümanların hükümdarı olarak bulunuyorsunuz. Bunları satmakla meşgul olursanız devlet işleri aksamaz mı?
- Peki, çoluk çocuğumun nafakasını kim temin edecek?
 - Biz devlet hazinesinden size yetecek kadar ayırırız.

Bunun üzerine Hazret-i Ebu Bekir, geri döndü ve hazineden bir miktar maaş alarak, zamanını devlete ve millete hizmetle geçirdi. Kaynak; Bizim sayfa.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.