Sevgili gönül dostlarım!
 Bugün sizleri biraz hüzünlendireceğim
 
Yıllardır Çoruh, can aldı ve almaya devam ediyor  vede ne yazık ki edecek, burada ihmal var mı sorusu akla geliyor, Çoruh barajlardan sonra etrafına metrelerce uzunluğunda ve en az beş metre yüksekliğine belki daha fazla  ulaşan beton yapıldı  sözde  Çoruh ıslah edildi ama burası yapılırken göz ardı edilen şey es kaza oraya düşenin çıkma şansı olamazdı ne bir tutunacak demir,  ne iskele , ne merdiven, düşen ancak Borçka’da çıkabilir tabı oraya kadar sağ gidebilirse ki en son ki elim vakayı anlatmama gerek yok, elli (50) üstünde Artvin ve Çoruh’a şiir yazdım yıllar önce yeğenim Çoruh Nehrinde  kayboldu ve bulunmadı aynı akıbeti daha kaç kişi yaşayacak bilmiyorum ama temennim koruyucu tedbirler alınıp kimse bu yüzden ağlamasın ve ilk defa Çoruh nehrine ağıt yazdım 
 
”ÇORUH’A  AĞIT”
 
Bu kaçıncı oldu, uslanmaz mısın?
Suların yerlere çalınsın Çoruh!
Yârin yüreğine yaslanmaz mısın?
Seninde yüreğin alınsın Çoruh!
 
 Artvin yetmedi mi başka illerden,
 Taze fidanları büyüyen yerden…
 Kırdın buduyorsun bilmedin halden,
 Kıydın onca cana bilinsin Çoruh!
 
Evladımı aldın geri vermedin,
Mezarı çok gördün, halim görmedin.
Şu bayramda olsun yaram sarmadın,
Sana bedduayla gelinsin Çoruh!
 
Nice bahar geçti gözlerim sende,
Ah’lı vah çektiğim sözlerim sende…
Gözlerim, yürekte ahım var sende
Seninde yüreğin delinsin Çoruh
 
 Bir parçasın olsun bana geri ver,
 Kokusun gizlemiş bilmem hangi yer.
Kan ağlar yüreğim “huyun mudur?” der
Acılar serine çalınsın Çoruh!
 
 Daha gencecikti doymadım ona,
 Geri ver yavrumu, kıyma sen cana.
 Duy yeter duy beni anayım ana;
 Bırakmam yakanı yılansın Çoruh!
 
 Aldın ya yavrumu, çok mu korkmuştu?
 Suyunda boğarken nasıl ürkmüştü?
 “Anne yetiş1” derken içim burkmuştu,
 Bağrımdan parçamı çalansın Çoruh!
 
 Soğuk sularında yavrum dondurdun,
 Aldın onu benden ocak söndürdün.
 O daha bir fidan, nasıl yondurdun?
 Suyun parçalara bölünsün Çoruh!
 
 Yaş kalmaz gözümde, sinemde yara
 Yaktın ciğerimi düşürdün dara.
 Yavrumun bahtını yazdın kapkara,
 Adın coğrafyadan silinsin Çoruh!
 
 Canım candan alma hasretim bitir,
 Kınalı kuzumdan bir haber getir!
 Beni de al, ya da oğluma götür!
 Varlığım seninle bilinsin Çoruh!
 
 Hani o düştüğü kayalık yerde,
 Hesabın sorarım evladım nerde?
 Düşsen de çaresiz devasız derde,
Canın çıksın; an, an ölünsün Çoruh!
 
 Gülden’im bu dertle bağrımı deldim,
 Ağlattın bir ömür, ne zaman güldüm?
 Her gün binlerce kez sayende öldüm,
 Seninde namazın kılınsın Çoruh!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.