Görülen odur ki, Çayımız Rize’miz ve sahildeki bir kaç komşu illerimiz için halen ekonomik girdi olarak yerini koruyan en önemli tarım gelirimiz olarak devam edecektir. Ama dünyada ki çay tarım sistemlerindeki gelişmelere bakınca bizde de bundan böyle çayımızın bundan daha sağlıklı ve kaliteli, daha yüksek ekonomik gelir getirmesine yönelik çay tarımının kademeli bir şekilde organik tarıma geçiş olarak devam edeceği mecburiyeti görülmektedir.

Çünkü artık yöneticilerimizden, üreticilerimize, tüketicilerimizden dünya çay pazarına kadar sektörünün hızla organik tarıma geçişini izleyerek yaşamaktayız. Bölgemizde organik tarıma yönelişin en büyük nedenlerinden biriside yıllardır daha fazla gelir için topraklarımız yoğun kimyasal girdi kullanımı ve yeni alanların tarıma açılması gibi politikalar geliştirmiştir. Bunların neticesinde, yarım yüz yıldır aşırı ve bilinçsiz azotlu ve pestisit’li gübre ve tarım ürünleri kullanımı, topraktaki organik madde ve canlılığın yitirilmesi, toprakta meydana gelen zararlı artıkların kontrol edilmemesi, toprağın doğallığını kaybederek verimliliğin düşmesi, toprağın organik minarelerini kaybetmesi, tuzlanması, çoraklaşması, erozyona uğraması ve yanlış toprak bakımı sonucunda artık bölgemizdeki tarım alanlarının kimyasal ve fiziksel yapısının bozulduğunu elde edilen ürünlerde ki kalite ve verimsizlik ortaya koymaktadır.

Dünya çay tarımında ve ülkemizde toprakta oluşan bu problemlerin sonucunda alternatif bir üretim sistemi olarak organik tarım, çevreyle ilgili tarım ve biyolojik tarım ortaya çıkmıştır. Organik tarım, ekolojik sistemlerde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik, insan ve çevreye dost, daha yüksek ekonomik gelir, daha sağlıklı ürünler üretim sistemlerini içeren, esas olarak sentetik kimyasal tarım ilaçları, hormonlar ve sentetik mineral gübrelerin kullanımını yasaklayan, bunların yerine her geçen gün organik ve yeşil gübreleme ile toprağın yeniden muhafazası, bitkinin direncinin, veriminin ve kalitesinin artırılmasını amaçlayan alternatif bir üretim şekli olarak tanımlayabiliriz.

Bölgemizde birkaç yıldır organik tarım havzaları olarak kademeli şekilde gerçekleşen uygulamalarının öncüsü, Çaykur’un bu zamanında başlatmış olduğu çalışmalarının neticelerinde yeterli miktarda ve yüksek kalitede çay üretmeye başlanmış ve pazarda önemli oranda pay almaya başlanmıştır. Bölgemizde organik tarıma geçilmekle, doğal sistem ve döngüler ile yaşamın çeşitlenmesi, zenginlendirilmesi ve korunması yeniden sağlamış olacaktır. Organik üretimle ve uygulama sistemleriyle geniş, ekonomik, sosyal ve çevreyle ilgili etkilerinde yeniden yararlanmaktır. Mevcut toprakların verimliliğini artırmak ve üretimin sürekliliğini sağlamaktır. Eskilerde yüz yıllardır üretilen organik meyve ve sebze bitkilerinin tekrar üretiminin elde edilmesi, çevrenin genetik farklılığının tekrardan devamını elde etmeye başlanmasıdır. Su kaynaklarımızın tüm zararlı katkı maddelerinden ve kirlikten uzak tekrardan tam sağlıklı hale dönüşmesidir. Eskiden olduğu gibi tabiatta ki onlarca farklı doğal canlılarının yaşamının tekrar geriye gelmesi organik tarıma geçmekle mümkündür.

Netice olarak, bölgemizde yarım asra yakındır yaşanan kirlenme ve doğal üretimden uzak oluşumları asgariye indirmektir. Organik tarıma geçerek, bundan böyle dayanıklı, yüksek gelirli ve yüksek kaliteli bol çeşitli ürünler üretmektir. Bölgede yaşayan her bir bireyin yaşam kalitesini ve ekonomik getirisini, istihdamını artırmak, temelli ihtiyaçlarını karşılamak, ürünlerimizi yüksek gelirle dünya pazarlarında görmek, güvenilir bir çevrede yeterli dönüşümü sağlamak organik tarım uygulamalarının başlıca amacıdır. Çaykur Genel Müdürü ve YK Başkanı Sayın İmdat Sütlüoğlu’nun dediği gibi,” Rize’mize, bölgemize ve gelecek nesillerimize sağlıklı topraklar ve ürünler bırakmak organik tarımla mümkündür.” sözü neden organik tarımı çok iyi anlatmaktadır. Çaykur Genel Müdürü Sayın İmdat Sütlüoğlu, bu çalışma temposuyla birkaç yıl içerisinde yıllardır konuşulup fakat bu zamana kadar üretilmeyen çayda organik gübre kullanma meselesini çözme noktasında önemli mesafe aldığına şahit olmaktayız. Sayın Sütlüoğlu’nun, İstanbul Yeditepe Üniversitesinin önemli akademik kadrosu ile yürütmüş olduğu ve yakın gelecekte artık azotlu gübre yerine bundan böyle kullanılmasına başlanmasını düşündüğü ve çay tarım alanları olarak da çok iyi tespit etmiş olduğu, Çayeli Senoz Vadisi havzasında başlatmış olduğu çalışmalar çayımızın geleceği açısında milyonlarca üreticiyi çayın geleceği açısında ortaya koymuş olduğu önemli başarılı çalışmalarından bir tanesindir.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.