Annemle, Babamın çocukluk gençlik yıllarına denk gelir, yöremizde, mısır ekmeğinin yenildiği dönemler..

Çay tarımının gelmesiyle mısır ekmeği devri kapanır buğday ekmeği devri açılır.

Mesela ben çocukluğumdan beri evimizde buğday unundan ekmek yapıldığını bilirim.

Mısır ekmeği.

Çok seyrek yapılırdı.

Geçmişte yöremizde Mısır ekmeği günümüzün buğday ekmeği gibi ana besin maddesiydi

Çok zor şartlarda engebeli tarım arazilerinde mısır ekilip serendeler de kurutulur saklanır yıl boyu yenirdi.

Nemli yağışlı rutubetli engebeli tarım arazilerinde ekilen mısır yöre insanına yorucu aynı zamanda çok zahmetle yapılırdı.

Serenderlerde kurtulduktan sonra, mısırları lazcası, "karmate "denilen su değirmenlerinde öğütülür, un haline getirilerek evde ekmek yapılırdı.

O günün şartlarında, evlerde açık ateş dönemine denk geldiği zamanlarda, lazcası cesta dedikleri, taştan oyma, önceden ısıtılmış derin taşın içine, mısır hamuru konur üstüne sac örtüldükten sonra, köz kömürler konularak mısır ekmeği pişirilirdi.

Çay tarımının gelmesi, mısır ekiminin azalması, mısır üretimini düşürerek, buğday ekmeğine geçiş sürecinin başlanmasına vesile olmuştur.

Anne, Babalarımız, açık ateşte, toprak evlerde hayatlarını idame ederken, bugün torunları çocukları, yöremizde kaloriferli binalarda, yada müstakil kat kaloriferli lüks evlerde yaşar hale gelmişler.

Bu gelişime değişime rağmen büyük şehirlere göç durdurulamamış, tam tersi artmıştır.

Şehre göçün nedenlerinden biride , çay tarımından sonra, ekonomik anlamda güçlenen yöre insanı, gençlerini üniversitelerde okutmaları iş imkanı bulamayan gençlerin köylerden, ilçelerden büyük şehirlere göç zorunluluğu getirmiştir.

Sahile uzak Köylerde, iç kesimlerde sadece yaşlı insanlar kalmış diyebilirim.

Şehirlere göç verildikçe, köylerde çalışan insan sayısında çok azalma oldu. Çaylarımızın çoğunu, sınır komşumuz Gürcistan’dan elen, işçiler tarafından toplamakta.

Elbette yaşam kalitesinin yükselişi ülkemizin gelişimi ile paraleldir.

Ekonomik anlamda gelişemeyen çok fakir ülkeler hala dünyada mevcut.

Biz gelişen Dünyada, hiçbir ülkeyi sömürmeden, köleleştirmeden kendi imkânlarımızla gelişmeye devam ediyoruz, etmekteyiz.

Amerika, İngiltere, Fransa, başta olmak üzere Avrupa ülkeleri, Ortadoğu’yu, Afrika’yı, sayamadığım tüm dünyayı, sömürerek gelişen güçlenen kapitalist devletlerdir.

Bu ekonomik anlamda, yöremizin değişimi çay tarımının gelişiyle orantılıdır.

Çay tarımı, Karadeniz iklimine uygun bir ayrıcalığı da var. Bizde çay İlaçlanmadan hasat edilir. Dünyada ilaçlanmadan çay tarımı yapan tek ülkeyiz.

Çay Dünyada tropikal bölgelerde yetiştirildiğinden, zararlı çay haşerelerine karşı ilaçlama yapılır.

Karadeniz’de kışın çayların üstüne kar yağdığından ilaçlamaya gerek duyulmaz.

Çayın yöremize gelir düzeyinin artışı, geçmişle kıyaslarsak, Dede torun arasındaki yaşam kalitesi uçurumlar la ifade edilebilir.

Çay tarımı yöremize çağ atlatmış,

Bir devir kapanmış, yeni bir devir açılmış, yaşam koşulları iyileşmiş, her anlamda gelişim göstermiştir..

" ÇAY" ..Her şeyimiz

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nurhan 3 hafta önce

Bir yöre, eski yaşam koşulları, kültür, yaşanmışlıklar ancak bukadar açık ve net anlatılır. Tecrubenden ve anlattıklarından çok şey öğreniyorum. Teşekkür ederim