“Kendisine ayetlerimizi (Allah’ın varlık ve birliğine ait delilleri) verdiğimiz hâlde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat.”

Ki, eğer Biz isteseydik onu mesajlarımızla yüceltirdik, ne ki o dünyaya sarıldı (yere çakıldı) ve ihtirasının peşine düştü. İşte bu yüzden böyle birinin durumu, üstüne varsan da kendi haline bıraksan da hırlayıp duran köpeğe benzer. Mesajlarımızı yalanlamaya kalkanların durumu işte böyledir. Şu halde bu kıssaları aktar, belki üzerinde düşünürler.

Ayetlerimizi yalanlamaya kalkan toplumun hali ne kötüdür: çünkü işledikleri haksızlıklar (sadece) kendilerini yıkıma götürür.

Kimin rehberi Allah olursa, doğru yola ulaşan o olur; O kimi de sapıklığa terk ederse, işte gerçekten kaybeden de onlar olurlar.”(A’raf: 7/175-178)

Ekmel-i Kâmilin mertebesine yükselme potansiyeliyle donatılmış kulların, kendi tercihleri sebebiyle esfel-i safiline (aşağıların aşağısına) düşmesi kendileri açısından ne büyük bir talihsizliktir.

Alçalmayı, değersizleşmeyi, yok olmayı yükselmek, yücelmek ve kemale ulaşmak olarak gören bir zihniyet nasıl bir cehalet sarmalına dolanmıştır?

“Kendisine ayetlerimizi verdiğimiz halde” cümlesi bu kimselerin Allah’ın mesajlarından haberdar olduğunu göstermektedir. Böylelerinin sorunu “bilgisizlik” değil, bilgi ahlâkından yoksun olmaktır.

Bilgi eğer ahlâki değilse sahibinin başına bela olur. Salt bilgi, sahibini her zaman kurtuluşa, kemale ulaştıramaz. Bir İslâm âliminin ifadesiyle;

Allah’ın mesajlarının gayesi, “insan merkezli bir hayat, iman merkezli bir insan, bilgi merkezli bir iman ve ahlâk merkezli bir bilgidir.”

Düşünün bir gün önce üniformalarının içinde saygın, vakur duran komutanların, “şeytanın peşine takılmaktan dolayı” bir gün sonra düştüğü zelil durumu… (Darbeye kalkışanlar)

Generallerin, subayların, komutanların vs… aile yakınlarının, çocuklarının, eşlerinin darbe öncesinde hem toplum nezdinde, hem de kendi hiyerarşik düzenlerinde ne büyük saygınlığı vardı.

Darbe sonrasında geldikleri konuma bakın…

Neden böyle oldu?
İzzeti, şerefi, üstünlüğü, galibiyeti başkalarının yanında aradıkları için bu duruma düştüler. Şeytan’ın yanında, şeytanlaşmış insanların yanında, hiçbir değeri olmayanlarda izzet ve şeref aramak insanı ayette ifadesini bulan zavallı canlı mertebesine indirir.

“… Ama asıl şeref ve izzet, Allah’a, O’nun Elçisi’ne ve inananlara aittir ama ikiyüzlüler bunun farkında değildirler.”(Münafikun: 63/8)

“Onları yıkıma, yok olmaya götüren kendi yanlış tercihleridir.”

Hayatlarını, güç ve kudretlerini ve hatta kuvvetlerini “Ebrehe” gibi yanlış yollara kanalize edip tüm değerleri, milleti, toplumu yıkmaya kalkışanlar “yıkılmışlardır.”

Yıkılacaklardır. Allah’ın sünneti budur.

Bu sebeple başımıza gelen felaketten çıkaracağımız en büyük ders: Hayatımızda hangi rolü oynadığımızı, nerede, kimin yanında durduğumuzu gözden geçirmek olacaktır.

“Kimin rehberi Allah olursa, doğru yola ulaşan o olur; O kimi de sapıklığa terk ederse, işte gerçekten kaybeden de onlar olurlar.”

Allah’ın Peygamberleri hem de peygamberlerin büyükleri Allah’a soru soracak kadar özgür davranırken, insanların, tabi oldukları kişiler karşısında “Gassal’ın (cenaze yıkayıcısının) elindeki ölü” gibi davranma köleliğidir kişileri bu duruma düşüren şey.

15 Temmuz 2016 akşamı imanın zaferi olmuştur. Hakkın zaferi, batılın mağlubiyeti… Bu zaferde milyonlarca garibin, fakirin, kimsesizin, yetimin duası vardır.

Dünyanın farklı köşelerinde açlık ve susuzluktan inleyen ezilmişlerin duası vardır. Gizli ve açıktan yapılan yardımların bereketi vardır. Verilen sadakaların belayı defetme gücü vardır.

“De ki: “Hak geldi, batıl yıkılıp gitti. Çünkü batıl, yok olmaya mahkûmdur.”(İsra: 17/81)

Bugün bir zafer elde edildi ancak görülmesi gereken çok büyük hatalar da vardır. Aynı şeylerin başımıza bir daha gelmemesi için alınması gereken tedbirler vardır. Bu tedbirler mutlaka alınmalıdır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, “Allah bu necip milleti bir kez daha inayeti ile korudu. Dünyada inim inim inleyen ve tek ümitleri Türkiye olan toplumların hürmetine korudu.”

Şimdi gevşeme zamanı değil, görev ve sorumluluklarımıza daha bir kararlılıkla sarılma zamanıdır. Başta geçen ayetlerin hükmünü ve hikmetini anlama ve uyanma zamanıdır.

Kur’an ve Sünnet etrafında birleşme zamanıdır. Hz. Peygamber (sav) dışında hiçbir kulun masum ve günahsız olmasının mümkün olmadığını anlayıp ona göre konum belirleme zamanıdır.

Mal mülk kiraya verilebilir ancak “akıl asla kiraya verilemez.” Sormayan, sorgulamayan bir akıldan da hayır gelmez.
“Kimin rehberi Allah olursa, doğru yola ulaşan o olur; O kimi de sapıklığa terk ederse, işte gerçekten kaybeden de onlar olurlar.”(Araf: 7/178) 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
H.K 3 yıl önce

hocam yazinizla cok onemli noktaya degindiniz. ellerinize emeginize saglik .cok acik ve net olmus.

Avatar
hamit kambur 3 yıl önce

hocam ellerine sağlık bizleri aydınlatıyosunuz. bilgilerimizi sayenizde dahada artırıyoruz.

Avatar
ismail kmbr 3 yıl önce

hocam yazınızı çok beğenerek okudum tam yerinde olmuş Allah razi olsun daha çok bi̇lgi̇ler bekli̇yoruz hocam...

Avatar
Yusuf KAMBUR 3 yıl önce

düzeltme: 15 temmuz yanlışlıkla 15 mayıs olarak gözden kaçmıştır. okuyucularımın affına sığınırım.

Avatar
MURAT YÜKSEL 3 yıl önce

ağzina sağlik hocam.Allah hepi̇mi̇zi̇ batinin şerri̇nden korusun.kötülüklerden başta ülkemi̇z olmak üzere tüm müslümanlari korusun.sevgi̇yle kal.

Avatar
m.k 3 yıl önce

yazı çok güzel olmuş hocam, elinize sağlık. Allah sonumuzu hayırlı etsin.

Avatar
Erkan KOÇALİ 3 yıl önce

Saygıdeğer hocam ağzına sağlık
15.07. Gecesini Allahım bizlere bir daha yaşatmasın .o gece rahmetli babamın yaşamış olduğü ve bana ufakken anlattığı darbeler aklıma geldi ve gözümün önünden bir film gibi geçti o anlar ve çocuklarıma baktım anında dışarı fırladım.şu bir gerçek toplum olarak bu darbe girişinin üstünden geldik ama şunu da söylemek lazım kendimizi biraz daha silkelemeliyiz
Recep Tayyip Erdoğan la ülkemiz dini refaha ulaştı ve dünyanın gözü üzerinde olan bir devlet haline geldi.bu inanış ve iman gücünün önünde haşhaşiler bu ermeni Uşakları durabilir mi ister tankla gelsinler ister uçakla neyle gelirse gelsinler şunu unutmasınlar bizde onlarda olmayan bir şey var İMAN var İMAN
Saygı değer hocam acizane düşüncelerimi yazmaya çalıştım tabi sizler işin uzmanı ve meslek icabı anlatılması gerektiğı gibi ayetlerle yazıyorsunuz
Bir yanlış kelimemiz olduysa affola
Tekrar tekrar ağzınıza sağlık hocam siz ve sizin gibi hocalarımiza ihtiyacımız var
Yoksa insanlarımız böyle haşhaşilerin peşine takılıp duruyor
Allaha emanet olun Allah razı olsun

Avatar
Erdem kambur 3 yıl önce

hocam ağzınıza yüreğinize sağlık